InstagramKöşe Yazarlarımız

Güç Zehirlenmesi






Padişahlığı aratmayan uygulamaları ile küresel güçlerden talimat alarak Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şeyhler, dervişler ülkesine dönüştürüp, insanları fakirleştirerek biat etmeye zorlayan, bir yandan da bir avuç yandaşını besleyerek bir anda zenginleştiren, Erdoğan-AKP iktidarının baskıcı hukuk dışı uygulamaları, geniş halk kitlelerini sokağa dökmüştür.

Sokaklarda yapılan gösteri ve eylemler nedeni ile Erdoğan-AKP iktidarını panik ve korku sarmıştır.

22 yıllık iktidarları döneminde yaptıkları uygulamalardan hesap sorulacağını bildiklerinden, Anayasa değişikliğine giderek, kendilerini koruyacak düzenlemeleri yapmadan sokak eylemlerinin başlamasını, kendilerine yönelik doğrudan bir tehdit olarak görmektedirler.

Bilindiği üzere “barış süreci” olarak başlattıkları Kürtlerle yakınlaşma konusunun altında yatan temel neden muhalefeti bölerek, Anayasa değişikliklerini yapmak için Kürtlerin desteğini almak ve küresel güçlerin onlara verdiği görev çerçevesinde Türkiye’yi eyalet sistemine geçirmektir.

Küresel güçlerin olurunu alıp, İstanbul Belediye Başkanı’na yönelik yargı kullanılarak başlatılan hukuksuz uygulamaların, geri teperek Erdoğan’a alternatif lider yaratması ve muhalefetin kenetlenerek iktidara karşı sokağa çıkması korkulu rüyaları olmuştur.

Erdoğan-AKP iktidarı sorunun üstesinden gelmek için tedbirler almaya devam etmektedir.

Bu eylemler devam ederken, siyasi gelişmeler kötü olan ekonomiyi daha da içinden çıkılmaz duruma getirmiştir.

Merkez Bankası döviz rezervlerini harcayarak ve faiz artırarak enflasyonu dizginlemeye çalışsa da Erdoğan-AKP iktidarının hukuksuz uygulamaları yabancı yatırımcıları ürkütmeye devam etmektedir.

İktidar bayram tatilini uzatarak sokak eylemleri ve ekonomik gelişmelerin önünü almaya çalışmaktadır.

Bir yandan da ideolojik olarak kendine bağlı polis ve güvenlik güçlerini kullanarak, insanların tepkilerini baskı ve zorla önlemeye, kontrolundaki yargı araçları ile de tutuklananlar üzerinden topluma gözdağı vermeye çalışmaktadır.

Bununla birlikte kendi kontrolundaki yandaş medyadaki yalan haber ve programlarla gündemi şaşırtmaya çalışırken, muhalif medyayı da uyduruk gerekçelerle karartıp, sesini kısmaya çalışmaktadır.

Küresel güçlerin, Erdoğan-AKP iktidarının arkasında durması bu gelişmelere karşı dünyadan ciddi anlamda bir tepki gelmesini engellemiştir.

Yunanistan, Almanya, Fransa gibi ülkelerden münferit tepkiler gelmesine rağmen ABD başta olmak üzere Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi’nden açık tepki gelmemesi, uluslararası çıkarların, insan hakları ve demokrasinin önüne geçtiğini göstermektedir.

Ancak Erdoğan-AKP iktidarının faşist, antidemokratik ve hukuk dışı uygulamalarına karşı sokak eylemlerinin devam etmesi her an için bu çıkar çevrelerinin taraf değiştirmesini getirebilir.

Geçmişte, toplumsal değişim yaşayan ülkelerde bunun çok örnekleri görülmüştür.

Erdoğan-AKP iktidarının çok acil sıcak paraya ihtiyacı vardır. Bu tedirgin süreç devam ederse Türkiye Merkez Bankası’nın ayakta kalması mümkün değildir.

Bu amaç doğrultusunda önümüzdeki günlerde Kürt açılımı çerçevesinde hapishanelerde siyasi suçlu olarak yatan Kürt kökenli insanların bir afla serbest bırakılmaları, “Kanal İstanbul Projesi” çerçevesinde körfez ülkelerindeki Arap sermayesinin Türkiye’ye girişinin sağlanması gibi girişimleri bekleyebiliriz.

Avrupa Merkez Bankası’nın kaynaklarından yararlanarak, borçlanmak için kredibilitesini yükselmeye çalışan Türkiye’nin, Kıbrıs konusunda güven yaratıcı önlemleri ileriye taşıyabileceği sözünün de son Cenevre görüşmelerinde masada olduğunu da söylemekte fayda vardır.

Demokrasiye dönmek, hukuka saygı duymak Erdoğan-AKP iktidarının varlığını inkâr etmesi demektir.

Güç zehirlenmesine uğrayan bu yapı, CHP ye kayyum atamak, İş Bankası’na el koymak, Kıbrıs’ta din ve ırkçılık üzerinden yaratılan propagandalarla çatışma yaratmak ve olağanüstü hâl ilan ederek de olayların önünü almaya çalışabilir.

Bu da Erdoğan-AKP iktidarının intiharı demektir.













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu