
“Bugün Türkiye’de yaşanmakta olan halkın seçme seçilme hakkının gasp edilmesine kadar varan bir yaklaşımdan bahsediyoruz” diyen Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, yaşadıklarımızın tercih veya özgürlük diye geçiştirilecek bir mesele olmadığını mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Bu konuda genel özgürlükten bahsedilemeyeceğini belirten Rahvancıoğlu, bunun bir ayrıcalık talebi olduğunu kaydetti
Rahvancıoğlu: Herhangi bir özgürlük hareketi, o özgürlükten yararlanamayan diğer kesimleri de birlikte sürükler
Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu ve Yusuf Özgü Sertel Emeğin Gündemi programına katılarak “Kıbrıs’ta Dayatma Türkiye’de İstibdat” konu başlığını irdelediler.
Herhangi bir özgürlük hareketi, o özgürlükten yararlanamayan diğer kesimleri de birlikte sürükler diyen Rahvancıoğlu, “mevcut durumun ben Türkiye’de siyasal gücü ele geçirdim burada da buna uyan bir hükümet var, fırsat bu fırsat kendim için ayrıcalık talep ediyorumdan” ibaret olduğunu anlattı.
“Kıbrıs’ın kuzeyinde AKP’nin varlığı toplumumuza yapılan dayatmanın sebeplerinden bir tanesi”
Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu programda yaptığı açıklamalarda, tüm dünyada kimlik siyasetine dayalı keskin ve fanatik yaklaşımların giderek yükseldiğini belirtti. Rahvancıoğlu, bu yaklaşımların da emekçilerin, emeğin sorunlarına karşı çözümsüz kalmasından ve bu sorunlara yönelik merkez siyasetlerin de artık tatmin edici yaklaşım geliştirememesinden kaynaklı halklarda biriken öfkenin bu tarz radikal fanatik yaklaşımlarda kendini gösterdiğini söyledi.
Ülkemizin kuzeyinde ve güneyinde de sağın genel anlamda yükselmekte olduğunu söyleyen Rahvancıoğlu, kuzeyde ise AKP’nin varlığı toplumumuza yapılan dayatmanın sebeplerinden bir tanesi olduğunu belirtti. Rahvancıoğlu, siyasal İslamcıların kendilerinde cesaret bularak yaptıkları çıkışa toplumun sessiz kalmayı tercih eden kesimleri dahi tepki vermek zorunda kalınca, Kıbrıslı Türk halkının ezici çoğunluğu karşısında siyasal İslamcıların cüceleştiğini aktardı.
Rahvancıoğlu, AKP’nin varlığı ve siyasal İslam’ın Türkiye’de kurmuş olduğu hegemonyadan güç almasalardı, Kıbrıs’ın kuzeyinde bu taleple ortaya çıkamayacaklardı dedi. Burada işbirlikçi siyasetçilerin ve liberallerin rolüne de değinen Rahvancıoğlu, meselenin sadece Türkiye’den şırınga edilen bir mesele olmadığını vurguladı.
“Özgürlükten bahsedemeyiz, ayrıcalık talep ediyorlar”
Bugün Türkiye’de yaşanmakta olan halkın seçme seçilme hakkının gasp edilmesine kadar varan bir yaklaşımdan bahsediyoruz diyen Rahvancıoğlu, yaşadıklarımızın tercih veya özgürlük diye geçiştirilecek bir mesele olmadığını mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.
Bu konuda genel özgürlükten bahsedilemeyeceğini belirten Rahvancıoğlu, bunun bir ayrıcalık talebi olduğunu kaydetti. Herhangi bir özgürlük hareketi, o özgürlükten yararlanamayan diğer kesimleri de birlikte sürükler diyen Rahvancıoğlu, mevcut durumun ben Türkiye’de siyasal gücü ele geçirdim burada da buna uyan bir hükümet var, fırsat bu fırsat kendim için ayrıcalık talep ediyorumdan ibaret olduğunu anlattı.
Çocuk dediğimiz yaştaki kişinin bu insanlar için kadın olduğunu belirten Rahvancıoğlu, başını bağlamasının gerekliliğini ifade ediyor olmalarının sebebinin artık onu kadın olarak görüyor olmalarından kaynaklandığını anlattı.
Çocuk yaşta olmasına rağmen onlar için evlenebilir, tercih yapabilir diyen Rahvancıoğlu, çocukların tercih yapamayacağını, onların korunması ve potansiyellerini geliştirmeleri gerektiğini söyledi. Burada da siyasal İslam’ın takiyeciliğini ve samimiyetsizliğini görüyoruz diyen Rahvancıoğlu, kendi siyasal İslam projelerini geliştirmek için çocukların arkasına saklandıklarını belirtti.
“Kemalist laik anlayışın sıkıntısı, toplumun içerisinde örgütlenmekte olan siyasal İslam’a devlet kaynaklarını açıp belli alanlarda ona ayrıcalıklar tanıması”
Kemalist laiklik anlayışının yetersiz bir laiklik anlayışı olduğunu vurgulayan Rahvancıoğlu, bu siyasal İslamcıların saldırılarına karşı Kemalist kesimi savunmayacağız anlamına da gelmediğini belirtti. Kemalist laik anlayışın sıkıntısının toplumun içerisinde örgütlenmekte olan ve örgütlenen siyasal İslama devlet kaynaklarını da açıp belli alanlarda ona ayrıcalıklar tanıdığı halde onun siyasal iktidarı istememesini ummasıdır dedi.
Toplum içerisinde kökleşmiş din, iktidarı da ister diyen Rahvancıoğlu, en temelde ideolojidirler ve her ideoloji de iktidarı ister şeklinde konuştu. Kemalist laik anlayışının toplum senin devlet benim şeklinde bir paylaşım yapmaya çalıştığını, ancak toplumu ele geçiren her gücün iktidarı da mutlaka ele geçireceğini söyledi. Bunun gerçek bir laiklik olabilmesi için sadece toplum devlet ayrımı değil ekonomik kaynakların ayrıcalıklı bir şekilde bu kesime sunulmaması ekonomik olarak güçlendirilmemesi gerekiyordu dedi.
Tarikatların ekonomik olarak sıkı denetimden geçmesi gerektiğini vurgulayan Rahvancıoğlu, toplumsal anlamda üretim yapan esnafın dahi boynunun bükük kaldığı bir dönemde hiçbir üretim ilişkisi içinde olmayan insan gruplarının yatırımlar yapacak, özellikle cami yapacak parayı nerden bulduğunun ciddi anlamda sorgulanması gerektiğinin altını çizdi.
“Sürekli savunmada kalarak hiçbir mücadele kazanılamaz”
Rahvancıoğlu, toplumsal muhalefetimizin temel sıkıntılarından bir tanesinin, Kıbrıs sorununun bu taleplerin gölgesinde kalmasın kaygısıyla pozitif hedef ortaya konmuyor olmasıdır dedi. Pozitif hedef ortaya konmadığı zaman karşı taraf kendi adına bir hedef koyar ve biz ona karşı savunma halinde oluruz diyen Rahvancıoğlu, sürekli savunmada kalarak hiçbir mücadelenin kazanılamayacağını söyledi.
Rahvancıoğlu, kitleleri ciddi anlamda mobilize edebilmenin yolunun erişilebilir olarak gördükleri pozitif hedefler doğrultusunda harekete geçmek olduğunu sözlerine ekledi. Siyasal İslamcıların başörtüsünü ortaokula sokacağız hedefini ortaya koyduğunu dile getiren Rahvancıoğlu, kendilerine ilerleyen bir hedef koyduklarını belirtti. Muhalefetin ise var olan çizgi ayni yerde dursun diye uğraştığını, ama çizgiyi korumanın yolunun onu devamlı genişletmek ilerletmek olduğunu aktardı.
Rahvancıoğlu, düşünülenin tam aksine pozitif hedeflerin Kıbrıs sorununa ilişkin mücadeleciliğimizi ve gücümüzü arttıracak hedefler olduğunu vurguladı. Sendikasız çalıştırmak yasaklansın, ücretsiz eğitim ve sağlık taleplerinin de Kıbrıs sorununu çözme talepleridir diyen Rahvancıoğlu, bunları güç bulup başarabildiğin anda Kıbrıs sorununu da çözecek güce kavuşmuşsun demektir dedi.
Siyasal İslamcıların anladığı şeyi bizim muhalefetimizin hala anlayamadığını söyleyen Rahvancıoğlu, şeriat istiyorlar ama ilk hedeflerinin ortaokula başörtüsü sokmak ve evrim teorisini okul kitaplarından çıkarmak dedi. Toplumu ana hedefe ulaştırmanın yolu ara basamak koymakla başlar diyen Rahvancıoğlu, temel sıkıntımızın pozitif hedefler belirleyip hareket etmekle ilgli kendimizi felç etmiş olmamızdır şeklinde açıklamada bulundu.
“Siyasal İslam’ın yapabileceklerinden ciddi anlamda ders çıkarmak gerekiyor”
Rahvancıoğlu, Türkiye’nin aydınlık yüzünün böylesi bir despot zihniyet altında eziliyor olmasından ve yaratıcı potansiyelinin baskılanıyor olmasından rahatsızlık duyduğunu belirtti. Oradaki sıkıntıların ülkemize yansıyor olmasından da benzer bir rahatsızlık duyduğunu söyleyen Rahvancıoğlu, yerli işbirlikçiler aracılığıyla bizim toplumsal yapımızın değiştirilme girişimlerinden de müzdarip olduklarını ifade etti.
Son İmamoğlu’nu aldılar ancak ondan önce Demirtaş’ı aldılar, Milletvekili Can Atalay seçildiği halde serbest bırakmamakta ısrar ediyorlar, belediye başkanları, kayyumlara darken Kürt, milliyetçi, TİP gibi partiden CHP gibi bir partiye kadar geniş bir yelpazeyle herkesin içerde olduğunu belirten Rahvancıoğlu, tüm bunların siyasal İslam’ın erk kendinde olunca özgürlükçülüğünün nasıl olduğunun göstergesi olduğunu dile getirdi.
Buradan ciddi anlamda ders çıkarmak gerekiyor diyen Rahvancıoğlu, eylemlerin CHP’nin sürükleyiciliğinde bir eylem olmadığını da sözlerine ekledi. Elbette İmamoğlu’nun içeri alınması bir tetikleyici oldu diyen Rahvancıoğlu, ancak tıkpı bizim ülkemizdeki liberallerin yaptığı gibi CHP’nin de on yıllardır kutuplaşmayalım, gerginleşmeyelim, üstlerine gitmeyelim siyaseti güttüğünü söyledi. Gün gelir cumhurbaşkanı adayınızı da elinizden alırlar diyen Rahvancıoğlu, ülkemizdeki liberallere de mesaj olmasını istediğini ifade etti.
Rahvancıoğlu, Türkiye’de AKP’nin ve siyasal İslam’ın bu kadar hoyrat bir şekilde iktidarda olmasının, bizim bugün başörtüsü meselesi üzerinde gelişmekte olan siyasal İslam saldırısı açısından bir avantaj olduğunu söyledi.
AKP o kadar bir iktidardır ki Kıbrıslı Türk toplumu gözünde mağdur olamıyorlar diyen Rahvancıoğlu, mağduriyet söylemi ortaya koyduklarını ancak kendilerinin bile mağdur olduklarına artık inanmadıklarını belirtti. Rahvancıoğlu, mağduriyet söylemiyle bir tek liberalleri kandırabildiklerini de sözlerine ekledi.
Dikkat etmemiz gerekenin Türkiyeli Kıbrıslı ayrımına düşmemek olduğunu dile getiren Rahvancıoğlu, muhalefetten bu tarz söylem gelmeyince kendilerinin “güneye gidin”, “bunlar Rum’dur zaten” söylemlerini kullandıklarını anlattı.
Özkızan: Gericiliğe çözüm sosyoekonomik anlamda güçlü bir halk
Sosyoekonomik sıkıntılar veya sağlık, eğitim, ulaşım, çocukların geleceği gibi konular sıkıntıya dönüştüğü oranda gerici yaklaşımların güçlendiğine dikkat çeken Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, çözümün özel sektörde sendikalaşma, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi, kadınlar için sığınma evi ve kamunun güçlenmesi gibi taleplerin gerçekleşmesinden geçtiğini vurguladı.
Meselemiz yetişkin insanların inançlarını nasıl yaşayacakları değildir diyen Özkızan, çocuk haklarıyla ilgili konuştuklarını belirtti. Kutsiyet atfettikleri bir öğenin tartışıldığı bir durumda kendilerini bulduklarını ifade eden Özkızan, kutsal olarak tanımladıklarını ayrıcalıklı bir tartışma zemininin içine sokmak istediklerini söyledi. En ufak bir sorgulamayı saldırı olarak algıladıklarını da ekleyen Özkızan, sağlıklı bir tartışma yürütmenin mümkün olmadığını belirtti.
“Din İşleri Dairesi değil, sünni İslam İşleri Dairesi”
Din derslerinin ülkemizde zorunlu olduğunu belirten Özkızan, zorunlu olarak da kalmadığını İslam dinin sadece Sünni mezhebinin öğretildiğini söyledi. Din İşleri Dairesi’nin de sadece Sünni İslam’ın taleplerin yerine getirdiğini, aslında din işleri dairesi olmadığını Sünni İslam işler dairesi olduğunu söyledi. Devletin de cami yapımını fonladığını, özellikle Sünni İslam mezhebinin faydasına olacak şekilde yapıldığını aktaran Özkızan, bu tür ayrıcalıkları halihazırda varken hiç eleştirmeyip ayrıcalıkların devam etmesini istemelerinin elbette bir karşılığı olacağını söyledi.
“Yoksulluktan ilerici bir hareket değil gericilik çıkar”
Özkızan, hedefimiz Kıbrıs sorunudur yaklaşımında bilinçli veya bilinçsiz samimiyetsizlik olduğunu düşündüğünü belirtti. Kıbrıs sorununun çözülmesi için gereken adımı atmadıklarını, bu doğrultuda siyaset dahi icra etmelerini vurgulayan Özkızan, müzakere dönemi ortaya çıktıklarını ve Tatar’dan bile umutlandıklarını dile getirdi.
Kıbrıs sorunu hakkında söylenmek, zaman ayırmak veya siyaset yapmak değildir diyen Özkızan, bir de mevcut ekonomik durumun çözümü kolaylaştıracağı düşüncesinin var olduğuna değindi. Bilinçli olarak Kıbrıs’ın kuzeyindeki tüm sorunların çözümsüz kalmasını istiyorlar diyen Özkızan, insanlara yeter Kıbrıs sorunu çözülsün dedirteceğine inanıyorlar dedi. Yoksulluktan ilerici bir hareket değil gericilik çıkar diyen Özkızan, bu tarz siyaset yapan çevreleri tarihi tekrar okuyup değerlendirmeye davet etti.
“Türkiye’deki mücadeleyi destekliyoruz”
Türkiye’deki mücadeleyi desteklediklerini dile getiren Özkızan, meselenin İmamoğlu veya CHP olmadığını, halkın seçme ve seçilme özgürlüğünün elinden alınması olduğunu söyledi.
Türkiye’de boykot kampanyalarının başladığını söyleyen Özkızan, savcılığın hemen akabinde boykot kampanyaları ile ilgi işlem başlattığını söyledi. Altı ay öncesine kadar Tayyip Erdoğan’ın boykot kampanyası yürüttüğünü hatırlatan Özkızan, aklımızla dalga geçecek kadar büyük bir karanlıktan bahsedildiğini belirtti.
2013 yılındaki Gezi Parkı eylemlerinin daha somut taleplerle daha kamucu, halkçı, sosyoekonomik anlamda emekçilerin faydasına gelecek talepleri içeren bir direniş olduğunu belirten Özkızan, bugünkü muhalif sokak hareketine bakıldığında ise acı gerçek olan bu 10 yıllık süreçte emek hareketinin geriye gittiğinin görüldüğünü vurguladı. Milliyetçi tonların daha güçlü olduğu bir direnişle karşı karşıyayız diyen Özkızan, sendikal temelli taleplerin daha az göründüğü bir direnişin yaşandığını ifade etti.
Sertel: Eğitim sistemimizin çağdaş, laik ve eleştirel düşünme becerisi geliştirebilen bireyler yetiştirmek için var
Yusuf Özgü Sertel programda yaptığı açıklamalarda, 18 yaşına kadar herkesin çocuk olduğunu, 18 yaşından küçüklerin benliği ve kanaatlerinin sağlıklı bir şekilde oluşmadığını söyledi. Kanaat yetkinliği kazanmamış birine siyasal İslamcıların dini sembolleri günah üzerinden açıkladığını anlatan Sertel, çocukları suçlu hissettirdiklerini ifade etti.
Bunun eğitim ve pedagojik açıdan sıkıntılı olduğuna değinen Sertel, çocuğun suçlu hissettiği anda yaratıcı, eleştirel düşüncesinin gelişmeyeceğini aktardı. Eğitim sistemimizin çağdaş, laik eleştirel düşünme becerisi geliştirebilen bireyler yetiştirmek için var olduğunu anlatan Sertel, dini sembollerle çocukları suçlu hissettirmeye çalıştıklarını söyledi.
“AKP, Elçilik, Vakıflar İdaresi vasıtasıyla yapılan bu dayatmaları muhalefet göremiyor”
Muhalefet partilerini eleştiren Sertel, AKP, elçilik, vakıf idaresi vasıtasıyla yapılan bu dayatmaları göremediklerini, herhangi bir karşı duruş veya sözün muhalefet partileri tarafından söylenmediğini aktardı. Siyasal İslamcıların gücü ele geçirene kadar mağdur edebiyatı yaptıklarını, ele geçirdikten sonra ise uzlaşılmaz olduklarını belirtti. Öğretmen sendikalarının bu mücadeleyi öncü olarak ördüğünü, siyasi partilerin ise daha net bir duruş ortaya koyarak destek vermesinin önemini vurguladı.
“İslamofaşit iktidarının gönderilmesinde Türkiye halklarının yanındayız”
Sertel, AKP’nin 25 yıla yakındır iktidarda olduğunu, yaşanan deprem yangınlar ve bunlar gibi birçok sorunla devletin halka yönelik yatırım yapmamış olduğunun ortaya çıkması, AKP’nin halkın gözünde gücünü kaybetmesine yol açtığını söyledi. Din sosuyla uyutabildikleri yanında uyutamadıklarını da baskı ve korkuyla, devlet kurumlarını ele geçirerek sindirdiklerini belirten Sertel, Türkiye’deki halkların son olayla biraz daha uyandığını, muhalefet partilerinin ise örgütlendiğini belirtti. İslamofaşit iktidarının gönderilmesinde Türkiye halklarının yanında olduklarını vurgulayan Sertel, dayanışmasını belirtti.
“Zorunlu Din derslerinin kaldırılmasını talep etmeliyiz”
Öğretmen sendikaları öncülüğünde başörtüsü mevzisini koruduğumuzu söyleyebiliriz diyen Sertel, buradan savunmada kalmadan daha ileriye doğru ilerlememiz gerektiğini söyledi. Zorunlu din derslerinin kaldırılması talep edilmelidir diyen Sertel, din derslerinin liselerde seçmeli olacak şekilde felsefe grubu öğretmenleri tarafından Dinler Tarihi adında verilmesi gerektiğini ifade etti. Sertel, kamu kaynaklarının dini bir yapıya aktarılmasının önlenmesi ve var olan dini kurumların devlet tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmesi gerektiğini de açıklamasına ekledi.