Adli OlaylarInstagramKıbrısSürmanşet

Ülkesinde can güvenliği olmadığını söyleyerek sığınma talep etti







Hakkında cinayetten “kırmızı bültenle” arama kararı olan ve Kıbrıs‘ın kuzeyinde tutuklanan D.Z Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla Kıbrıs Cumhuriyeti‘ne teslim edildi

Ülkesinde can güvenliği olmadığını söyleyerek sığınma talep etti

İsrail‘de hasmı Shaul Peretz’in karısını öldürdüğü iddiasıyla hakkında kırmızı bülten çıkarılan D.Z, Kıbrıs‘ın kuzeyinde tutuklandıktan sonra BM aracılığıyla Kıbrıs Cumhuriyeti‘ne teslim edildi.

Zarog, sığınma talebinde bulunarak iade edilmemek için hukuk mücadelesi başlattı ve ülkesinde can güvenliği olmadığını iddia etti.

Girne’de başlayan ve BM’ye ulaşan süreç

İsrail’in talebiyle Interpol tarafından kırmızı bültenle aranmaya başlanan D.Z, Girne’de tespit edilerek KKTC makamlarınca tutuklandı.

Türkiye Cumhuriyeti aracılığıyla gelen bülten üzerine hakkında “yasaklı göçmen” kararı çıkarılan D.Z’nin iadesi için İsrailli yetkililer, uluslararası alanda tanımadıkları KKTC ile doğrudan temasa geçmeyi teklif etti. Ancak KKTC yasaları gereği yasaklı göçmenler geldikleri yere iade edildiğinden, D.Z Kıbrıs Cumhuriyeti’ne değil, iki bölge arasındaki sınır hattında bulunan BM yetkililerine teslim edildi.

Bu teslimat, D.Z’ye uluslararası haklarını kullanma fırsatı tanırken, BM de şahsı Kıbrıs Cumhuriyeti’ne devretti.

Cinayet iddiasının gölgesindeki husumet

Daniel Zarog, hasmı olarak bilinen Shaul Peretz’in eşi Almog Peretz’i öldürmekle suçlanıyor. Ancak D.Z’nin avukatları, bu suçlamanın bir komplo olduğunu savunuyor.

Bu iddiayı güçlendiren en önemli gelişmelerden biri, şikâyetçi Shaul Peretz’in şu anda D.Z’nin çocukluk arkadaşı Yossi Shriki’yi öldürmekten İsrail’de cezaevinde olması. Ayrıca, Shaul Peretz’in kardeşi Yaniv Peretz, 2013 yılında D.Z’nin aracına bomba yerleştirmeye çalışırken suçüstü yakalanmış ve bu suçtan 5 yıl hapis cezası almıştı.

Zarog’un Savunması: “Suikastlardan kurtuldum, komplo kurbanıyım”

D.Z ülkesi İsrail’de daha önce üç kez yargılanıp beraat ettiğini ve bu süreçte cezaevinde dahi defalarca suikast girişimine maruz kaldığını belirtti.

Avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, ailesinin sürekli ölüm tehditleri aldığını, İsrail polisinin usulsüz tutuklamalarla ailesini taciz ettiğini ve hakkındaki dava dosyasına ilişkin bilgi taleplerinin yanıtsız bırakıldığını ifade etti.

D.Z can güvenliğini sağlayamayan ve kendisine komplo kuranların iddialarıyla hareket eden İsrail adaletine güvenmediği için ülkesini terk ettiğini vurguladı. D.Z ayrıca avukatları ile gönderdiği mesajda ülkesi İsrail’den kaçma sebebinin yargılanmaktan korktuğu için değil, kendisini öldürmeye çalışanlardan kurtulmak için olduğu mesajını iletti.

Uluslararası boyut ve belirsizlikler

Bu karmaşık iade sürecinde Türkiye Cumhuriyeti’nin rolü de dikkat çekti. Normalde KKTC’de yakalanan Interpol arananlarını teslim alıp ilgili ülkelere iade eden Türkiye, İsrail adalet sistemine güvenmediği için D.Z’yi teslim almayarak sürecin dışında kalmayı tercih etti.

Şimdi ise gözler, Avrupa Birliği üyesi olan Kıbrıs’ın vereceği kararda. İnsan hakları sicili BM nezdinde zayıf olan İsrail ile sıcak ilişkilere sahip Kıbrıs’ın, D.Z’nin iade talebini nasıl değerlendireceği merak konusu.

Gözler 29 Ağustos’taki davada

Kıbrıs Cumhuriyeti’ne teslim edildikten sonra sığınma talebi, Interpol bültenine itiraz ve adil yargılanma hakkı gibi birçok başvuru yapan D.Z’nin açtığı davalar 29 Ağustos’ta görülmeye başlanacak.

Dört çocuk babası olan D.Z’nin kaderi, Kıbrıs Cumhuriyeti mahkemelerinin vereceği kararla belli olacak. Mahkeme, can güvenliği olmadığına dair iddiaları ve suçlamaların ardındaki şaibeli ilişkileri ne ölçüde dikkate alacak, kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

Kamalı Haber Ajansı













Başa dön tuşu