InstagramKöşe Yazarlarımız

İrade Gaspı: Seçim Mi, Tiyatro Mu?







Kıbrıs’ın kuzeyinde yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri, demokrasi adı altında yürütülen en büyük yanılsamalardan biri olarak karşımızda duruyor.

Her gün açıklanan seçmen sayısı artıyor, listeler kabarıyor, sandıklar büyüyor. Ama asıl mesele şu:

Bu seçmen artışı bizim seçmenimiz değildir! Bu artış, bu topraklarda doğmuş, bu topraklarda büyümüş, bu halkın gerçek iradesini temsil eden insanların değil; dışarıdan sistemli şekilde getirilen nüfusun hanesine yazılmaktadır.

Dolayısıyla, kâğıt üzerinde “seçim” yapılacak olsa da ortada gerçek anlamda bir halk iradesi yoktur. Bu, iradenin gaspıdır. Bu, demokrasinin yüzüne atılmış kara bir lekedir.

Her seçim döneminde aynı oyunu görüyoruz: Seçmen sayısı artıyor. Ama sokakta, köyde, kasabada bakıyorsun, artan bir şey yok. Tam tersine gençler işsizlikten, umutsuzluktan adayı terk ediyor.

Üniversiteyi bitiren gidiyor, meslek sahibi olan göç ediyor. Peki seçmen sayısı nasıl oluyor da büyüyor? İşte burada devreye “dışarıdan nüfus transferi” giriyor.

Kısacası, bu ülkenin kaderini belirlemesi gerekenlerin sesi kısılıyor, yerine “ithal seçmen”in sesi konuyor. Bu, halkın iradesine yapılmış en büyük saygısızlıktır.

Seçim dediğiniz şey, eşit şartlarda bir yarıştır. Ama bizim yaşadığımız koşullarda bu mümkün değildir.

Bir tarafta bu toprakların halkı, kendi varoluş mücadelesini verirken; öte tarafta iktidarın dayattığı, dışarıdan getirilen ve belirli bir siyasete angaje edilmiş seçmen kitlesi var. Böyle bir tabloda kimse “adil seçim”den bahsedemez.

Çünkü seçmenin yarısı oy verirken geleceğini, kültürünü, kimliğini düşünürken; diğer yarısı yalnızca çıkar ilişkileri, vaatler ve bağlantılar üzerinden oy kullanıyor.

Bugün önümüze konulan sandık, aslında bir tiyatro dekorudur. Gerçek sandık, halkın kalbidir.

Ve o kalpte öfke, isyan, hayal kırıklığı birikmiştir. Bu seçimler kim kazanırsa kazansın, “Kıbrıs Türk halkının iradesi”ni yansıtmamaktadır. Çünkü irade, dıştan gelenlerle, nüfus mühendisliğiyle çiğnenmiştir.

İrade gaspı, yalnızca bir seçim oyunuyla sınırlı değildir. Bu gasp, bir halkın varoluşunu elinden almaktır. “Siz ne oy verirseniz verin, bizim getirdiğimiz kitle belirleyici olacak” mesajıdır. Bu mesaj, aslında “siz artık bu ülkenin sahibi değilsiniz” demektir. İşte en tehlikeli olan da budur.

Peki ne yapılmalı?

Öncelikle, seçmen listelerinin şeffaf ve denetlenebilir olması için toplum örgütlenmelidir.

Seçmen mühendisliğine göz yuman siyasetçiler, hangi partiden olursa olsun, teşhir edilmeli ve tarihin kara sayfasına yazılmalıdır.

Bu seçimlerde kimin kazanacağı değil, kimin hangi yöntemlerle kazandığı asıl mesele haline gelmelidir.

Kıbrıs Türk halkı bugün büyük bir sınavdadır. Sandığa gitmek belki bir görevdir ama asıl görev, irademize sahip çıkmaktır.

Dışarıdan taşınan nüfusla, sahte seçmen listeleriyle yapılan seçimler bizim seçimimiz değildir. Bu seçimler adil değildir. Gerçek değildir. Bu seçimler, halkın iradesini gasp eden bir oyundan ibarettir.
Ve unutmayalım: Gasp edilen her irade, bir gün mutlaka geri alınır.















Başa dön tuşu