
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Zeki Çeler, Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanı olduğu dönemde, hakkında yapılan “iftira nitelikli yalan haberlere” karşı başlattığı hukuk mücadelesini kazandığını duyurdu
Çeler: Bir insanın yaşayacağı en ağır şeylerden biri iftiraya uğramaktır
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Çeler, hayattaki en büyük kötülüklerden birinin, “bir insana iftira atmak”, bir insanın yaşayacağı en ağır şeylerden birinin de “o iftiraya uğrayan kişi olmak” olduğunu söyledi.
Çeler, “Siyasetçiler olarak; elbette zaman zaman ağır eleştirilere ve hatta dayanıksız suçlamalara maruz kalıyor ve bunlarla karşılaştığımızda da ‘katlanma sorumluluğumuz’ gereği cevaplarımızı veriyoruz. Ancak hem bu ağır eleştirilerin hem de bizlerin ‘katlanma sorumluluğunun’ sınırları var” dedi.
“Bavullarla para taşıdığıma dair mesnetsiz yayınlara maruz bırakılmıştım”
Çeler şöyle devam etti;
“O sınırlar ihlal edildiğinde; karakterimize, kişiliğimize ve hatta aile hayatımıza mesnetsiz şekilde dil uzatıldığında da hakkımızı bağımsız Mahkemelerde aramak en doğal hakkımız.
Sonuçta demokrasi ve çokseslilik dediğimiz şey, insanların kendini özgürce ifade edebilmesidir; istediği her şeyi söyleyebilmesi değil.
Bu bağlamda bazı yayınlar özgürlüğün değil bilinçli ve hedefli kötülüğün eseri olabiliyor.
2019 yılında hakkımda yapılan bir yayın tam da böyle bir örnekti.
Hala hayatımın en temiz sayfası olarak andığım ve toplumumuzdan da aynı teveccühü gören Bakanlık dönemimde; havaalanının VIP bölümünden bavullarla para taşıdığıma dair mesnetsiz yayınlara maruz bırakılmıştım.
“Ne bir ifade özgürlüğü ne haber, düpedüz haysiyetime bir saldırıydı”
Bu ne bir ifade özgürlüğü ne de bir haberdi. Bu yapılan düpedüz haysiyetime bir saldırıydı.
Buna ‘katlanma sorumluluğum’ yoktu ve ben de adalete sığındım.
Bu adalet mücadelesini yıllarca sessiz şekilde yürüttüm ve dava geçtiğimiz günlerde sonuçlandı; Mahkeme, söz
konusu yayında; bana mesnetsiz suçlamalar yöneltildiğine hükmederek karşı tarafı tazminat ödemeye mahkum etti.
Mesele elbette tazminat değil, bu ağır saldırının kamu vicdanından sonra adalet mekanizmasında da mahkum edilmesidir.
“Çünkü insan olmak insana saygıyı gerektirir…”
Tabi izler ve açtığı duygusal yaralar Mahkeme kararıyla bir anda silinmiyor.
Zira bu iftira üzerinden çokça imalı saldırıya da maruz kaldım; özellikle sosyal medyada. İşte burada insanların da; dezenformasyona nasıl kolayca gelebildiklerini görmeleri gerekiyor.
Gördüğünüz, okuduğunuz her şey doğru değil.
Ezcümle; Kimse kimsenin haysiyetine ve masumiyetine uluorta çamur atamayacağını umarım bir gün öğrenir.
Çünkü insan olmak insana saygıyı gerektirir…
İlk günden bana inanıp yanımda duran aileme, arkadaşlarıma ve bu davada yardımcı olan avukatlarıma da ayrıca teşekkür ederim”



















