
Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, yaşanan sel ve taşkınların “doğal afet” değil sermayenin kâr hırsı ve şehirlerin betonlaşması olduğunu söyleyerek, “Doğal afet diye kendimizi kandırmayalım, derdimizin ucu derindedir” dedi
Rahvancıoğlu: Doğal afet değil çarpık şehirleşmenin, kâr hırsının sonucu!
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Rahvancıoğlu, yaşananların doğal bir felaket değil, çarpık şehirleşmenin, kâr hırsı ile betonlaşmanın ve plansız büyümenin sonuçları olduğunu belirterek, her toprak parçasına beton dökmenin, yüzyılların ürünü doğal su yollarını evlerle, yollarla kesmenin sonucunun yaşandığını vurguladı.
Rahvancıoğlu, “İnşaat sermayesinin ülkemize insan taşımakla kalmayıp, doğamızı da talan ederek bugün yaşadığımız felakete sebep olduğu çıplak gözle dahi görülebilir” dedi.
“Bu felakete ‘doğal’ diyerek kendimizi kandırmayalım”
Rahvancıoğlu şöyle devam etti;
“Gerekli mühendislik becerisiyle ve nüfus planlamasıyla rahatça bertaraf edilebilecek bu olgu, ipleri inşaat sermayesinin ellerinde olan hükümetler ve belediyeler tarafından engellenemez. Onlar sermayenin kuklalarıdırlar!
Bu felakete ‘doğal’ diyerek kendimizi kandırmayalım. Sermayenin emri, hükümet ve belediyelerin kavli ile itildik bu batağa. Ve bu bataktan çıkmak da kâra değil planlamaya dayalı bir yola girmekle mümkündür.
“Tehlikede olan çocukların canı, halkın güvenliği değil, sermayedarların kârı olsaydı; hükümet onlarca önlem almıştı”
Eğer tehlikede olan çocukların canı, halkın güvenliği değil, sermayedarların kârı olsaydı; bu hükümet onlarca önlem almış olurdu şimdiye kadar. Ancak ulaşılması imkansız, ulaştıktan sonra dahi güvenli olmayan konteyner okullar dahi tatil edilmedi bu hükümet tarafından…
Tüm bu ranttan payını alıp sesini çıkarmayan belediyeler şimdi çırpınıyor gibi görünse de onlar da bu inşaat yağmasının ortağıdırlar.
Mesele ne doğaldır, ne sonradan alınacak kararlarla idare edilebilecek kadar basittir ne de ekipleri sokağa yığarak çözülebilecek yüzeyselliktedir. Derdimizin ucu derindedir…”



















