
Kıbrıs merkezli EC Cyprus Natural Hydrocarbons Company Ltd’nin (eCNHC) CEO’su ve Atlantic Council’un Küresel Enerji Merkezi’nde görev yapan Enerji Uzmanı Charles Ellinas, Doğu Akdeniz’deki sınırları, doğal gaz yataklarının geleceğini ve bölgenin görünmeyen siyasi dengelerini Özgür Gazete’ye değerlendirdi. Ellinas, Türkiye’nin güçlü bir rol edinebileceğine dikkat çekerek, bölgesel bir kriz beklemediğini belirtti
Levant=Doğu Akdeniz
“Levant“, güneşin doğduğu yer demek. Kapalı kapılar ardında Doğu Akdeniz’i “Levant” diye tanımlıyorlar.
O kapalı kapının ardındaki isim City of London. City of London, Londra’nın finans merkezi olan bölgeyi ifade ediyor.
Ve o kapalı kapılar ardında, Levant’ın en güçlü iki abisinin Türkiye ve Mısır olacağı söyleniyor.

Bunca uluslararası aktörün dengesi hesaba katılırsa; Gelecekte bölgenin görülmeyen dengeleri nasıl olacak?
Kimisi için kıyılara vuran bir umut, kimileri için devletleri birbirine sürten görünmez bir kıvılcım, bazen de bölgenin kaderini belirleyen bir enerji damarı…
Enerji kaynaklarının sahibi kim olacak?
Dünyayı en çok da enerji kaynakları değiştirir. Ve dünyanın en büyük kavgalarından birisi de enerji kaynaklarının sahibi kim olacak kavgasıdır.
Enerji şirketlerinin görünmez ağları o kadar derindir ki, bölgesel istikrara onlar üzerinden rahatça bakabilirsiniz. Eğer ki enerji şirketleri bir bölgeyi terk ederse, o bölgede çatışma riski en yüksek seviyeye yükselir.
Tufan Erhürman, “Kıbrıslıtürkler olmadan doğal gaz anlaşması yapamazsınız” diyor.
Nikos Hristodulidis, “İçişlerimize kimseyi karıştırmayız” diye cevaplıyor.
Türkiye, “Mavi Vatan” diyor.
Yavaş yavaş ABD Başkanı Donald Trump’ın doğal gaz üzerinden Kıbrıs sorununu çözecek aktif bir rol almasının beklendiği dillendiriliyor.
İsrail, Mısır, Yunanistan, Lübnan, Libya ve İtalya ittifaklarını güçlendiriyor. Hatırlarsınız, Yunanistan üzerinden tetiklenen büyük bir ekonomik kriz olmuştu. Herkes ekonomik krizin hatalarına ve çözümüne odaklanırken, büyük ekonomistler bu krize derinlikle baktıklarında, Suudi Arabistan’ın petrol kurunu dolardan euro’ya çevirmesinin bu krizi yarattığı ortaya çıkmıştı.
Yakın zamanda Lübnan’da Amerika’nın dünya üzerindeki en büyük büyükelçilik yerleşkesi inşa ediliyor.
Yunanistan ve Türkiye’de Trump’a çok yakın bir Amerikan büyükelçisi görev yapıyor. Trump’ın Levant bölgesini bu iki büyükelçi üzerinden dizayn ettiği söyleniyor.
35 yıllık tecrübesiyle Ellinas
Charles Ellinas ile Doğu Akdeniz’deki sınırları, doğal gaz yataklarının geleceğini ve bölgenin görünmeyen siyasi dengelerini konuştuk.

Ellinas, petrol ve doğalgaz sektöründe 35 yıldan fazla tecrübeye sahip saygın bir enerji uzmanı.
Şu anda, Kıbrıs merkezli EC Cyprus Natural Hydrocarbons Company Ltd‘nin (eCNHC) CEO’su. Bu şirket, petrol&gaz ve enerji sektörlerinde danışmanlık, proje yönetimi ve danışmanlık hizmetleri sunuyor.
Ayrıca Atlantic Council’un Küresel Enerji Merkezi’nde kıdemli uzman olarak görev yapıyor.
Aynı zamanda Institute of Energy for South-East Europe (IENE) ve bazı enerji yayınlarında araştırmacı ve analist olarak çalışıyor.
Gaz Kime yeter?: “Bölgedeki tüketim için cazip bir kaynak olmaya devam ediyor”
-Bugün Doğu Akdeniz gazının küresel enerji denklemindeki yerini nasıl tarif ediyorsunuz? Bölge hâlâ önemli bir potansiyel mi, yoksa jeopolitik riskler gazın değerini gölgede bırakıyor mu?
“Mevcut küresel doğal gaz rezervlerine baktığımızda, Doğu Akdeniz yalnızca dünya rezervlerinin yaklaşık yüzde 2’sine sahiptir.
Ancak yine de bölgedeki tüketim için cazip bir kaynak olmaya devam etmektedir. Kıbrıs, İsrail ve Mısır’daki doğal gaz sahalarının tümü, bölgesel ihtiyaçların karşılanmasında kullanılabilir”
Bölgesel savaş riski: Savaşın devam edeceğine inanmıyorum
-İsrail–Hamas–Hizbullah hattındaki çatışmaların genişlemesi ihtimali, mevcut gaz sahalarının kaderini nasıl etkiliyor? Önümüzdeki 12–24 ay için enerji yatırımlarını durdurabilecek bir savaş senaryosu görüyor musunuz?
“Savaşın devam edeceğine inanmıyorum. Dolayısıyla bu çatışmaların enerji yatırımlarını veya bölgedeki gaz sahalarının gelişimini etkileyecek bir duruma dönüşmesini beklemiyorum”
Şirketlerin kapalı istihbarat raporları: “Bölgedeki riskleri yönetilebilir gördüklerini anlıyoruz”
-Büyük enerji şirketlerinin kapalı devre istihbarat raporlarında en yüksek risk olarak neler öne çıkıyor? Bölgesel savaş ihtimali mi, Kıbrıs sorunu çözülmeden büyük projelere girme isteksizliği mi, yoksa Mısır’ın ekonomik kırılganlığı mı?
“Şirketlerin iç raporlarına erişmek imkânsızdır; ancak büyük uluslararası petrol ve gaz şirketlerinin yatırımlarına ve geleceğe yönelik planlarına baktığımızda, bölgedeki riskleri yönetilebilir gördüklerini anlıyoruz.

Kıbrıs meselesi ve deniz yetki alanı ihtilaflarına, hatta Gazze, İran ve Lübnan’daki savaşlara rağmen, arama ve üretim faaliyetleri –özellikle Kıbrıs ve Mısır’da– neredeyse etkilenmeden sürdü. İsrail’de geçici bir etki oldu ancak uzun sürmedi. Elbette bu sorunların çözümü durumu iyileştirir.
Mısır’ın mevcut sahalarına yaptığı yatırımlar ve önümüzdeki beş yıla dair planlarına bakıldığında, ülkenin ekonomik kırılganlığının etkili olduğu görülüyor. Petrol ve gaz şirketlerine olan borcun ödenmesinin gecikmesi, gaz üretiminde ciddi bir düşüşe yol açtı ve ülkeyi İsrail gazı ithalatına ve pahalı LNG alımlarına daha fazla bağımlı hâle getirdi. Ancak son dönemde Mısır ve şirketler, yeni yatırım planlarını açıklayarak bu düşüşü tersine çevirmek için önlem almaya başladı.
Kıbrıs meselesine ilişkin olarak, Türk tarafında Erhürman’ın seçilmesinin ardından üçlü ya da beşli formatta yeni müzakere turları başlatmaya yönelik ortak bir çaba var ve bu gelecek adına umut veriyor.
Doğu Akdeniz çevresindeki tüm ülkeleri bir araya getirerek deniz yetki alanı anlaşmazlıklarını çözmeyi amaçlayan yeni toplantı çağrıları da mevcut. Bunlar muhtemelen zor olacaktır ancak ABD’nin dâhil olması yardımcı olabilir”
Kıbrıs sahalarının geleceği: “Calypso ve Zeus sahalarının da aynı rotayı izlemesi olasıdır”
-Aphrodite, Calypso, Glaucus ve Cronos gibi sahalar için gerçekçi ilk üretim yılı sizce nedir? 2030 sonrası için bile tam ekonomik fizibilite mümkün mü?
“Eni’nin Cronos sahasını Mısır’a gaz ihraç etmek için yaptığı geliştirme çalışmaları iyi ilerliyor. İlk gaz muhtemelen gelecek yılın başında elde edilecektir. Bu hayata geçtikten sonra Calypso ve Zeus sahalarının da aynı rotayı izlemesi olasıdır.
Chevron’ın Afrodit sahasını yine Mısır’a ihracat amacıyla geliştirme süreci de ilerlemektedir ve gelecek yıl nihai yatırım kararı alınması hâlinde gaz ihracatı 2031’de başlayabilir.
ExxonMobil, Glaucus ve Pegasus sahalarını işletmeye almadan önce daha fazla keşif yapmayı planlıyor. Bu nedenle süreç daha uzun sürebilir”
Kıbrıs–İsrail birimleştirme modeli: “Ishai anlaşmazlığı artık çözüldü”
-Aphrodite–Ishai birimleştirme dosyasının çözümü, bölgede deniz yetki krizleri için model teşkil edebilir mi? Yoksa sadece zorunlu bir teknik düzenleme olarak mı kalacak?
“Ishai anlaşmazlığı artık çözüldü. Bu tür diğer anlaşmazlıkların çözümüne mutlaka bir model teşkil etmeyebilir, ancak kesinlikle yardımcı olur. Ülkelerin münhasır ekonomik bölgelerini (MEB/EEZ) belirlerken aynı zamanda birleştirme (unitization) anlaşmalarına da girmeleri daha iyidir.
Örneğin bu, Kıbrıs ve Mısır arasında yapılmıştır. Bu şekilde, iki ülkenin MEB sınırını aşan bir gaz sahası keşfedilirse kaynak paylaşımına ilişkin anlaşmak daha kolay olur.
Bölgedeki deniz yetki alanı konularına gelince, Yunanistan Türkiye, Libya, Mısır ve Kıbrıs’ı içeren beş taraflı bir müzakere süreci başlatmaya çalışıyor. Hakan Fidan, Yunanistan ile farklılıkların dostane şekilde çözülebileceğine inandığını açıkça söylemiştir”
Mısır faktörü: “Bölgesel kaynaklı gaza kıyasla çok daha pahalı”
-Mısır’ın ekonomik kırılganlığı ve artan gaz açığı, Doğu Akdeniz’in enerji mimarisini nasıl etkiliyor? LNG üzerinden ithalat modeli sürdürülebilir mi?

“Hayır, LNG ithalat modeli Mısır’ın gaz açığı için uzun vadeli bir çözüm olarak sürdürülebilir değildir. Bölgesel kaynaklı gaza kıyasla çok daha pahalıdır.
Bu nedenle Mısır, kendi gaz potansiyelini geliştirmeye ek olarak Kıbrıs ve İsrail’den gaz ithalatına ağırlık vermektedir. Nüfusu büyüdükçe Mısır’ın gaz talebi de artıyor ve bölgedeki ihraç edilebilir tüm gazı absorbe edebilir.
Doğu Akdeniz gazının bölge içinde kullanılması, küresel destinasyonlara ihracattan daha mantıklıdır”
EastMed’in geleceği: “Rezervler, uzun vadeli bir projeyi destekleyecek kadar yeterli değil”
-EastMed boru hattı sizce artık fiilen rafa mı kalktı? AB iklim politikaları ve yüksek maliyetler düşünüldüğünde, daha esnek ve modüler projelerin öne çıkması kaçınılmaz mı?

“Pandemi krizinden bu yana AB’nin gaz ihtiyacı düşmektedir ve AB’nin yeşil enerji kullanımını artırma ve 2040’a kadar emisyonları yüzde 90 azaltma hedefiyle bu trend devam edecektir.
Bu politikalar kapsamında AB’nin daha fazla gaza, özellikle de yeni uzun mesafe boru hatlarına ihtiyacı yoktur. Ayrıca Doğu Akdeniz’deki mevcut ve taahhüt edilmemiş gaz rezervleri, böyle uzun vadeli bir projeyi destekleyecek kadar yeterli değildir”
Türkiye’nin rolü: “Türkiye bölgesel enerji mimarisindeki yerini kesinlikle güvence altına alabilir”
-Türkiye’nin bölgesel enerji mimarisine yeniden dâhil olması sizce mümkün mü? Transit ülke veya pazar olarak geri dönüş ihtimali önümüzdeki 5 yılda gerçekçi mi?

Türkiye, Kıbrıs meselesini ve Doğu Akdeniz’deki diğer ülkelerle olan deniz yetki alanı anlaşmazlıklarını çözmeye odaklanırsa, bölgesel enerji mimarisindeki yerini kesinlikle güvence altına alabilir.
Bu ihtilafları ele alma ve çözme fırsatlarının gelecek yıl ortaya çıkacağına inanıyorum.
Lübnan–Kıbrıs anlaşması: “Lübnan bu anlaşmadan büyük fayda sağlayacak”
-Lübnan’ın Kıbrıs’la deniz yetki anlaşması bölgesel normalleşme için bir başlangıç olabilir mi, yoksa Lübnan’daki siyasi kriz bu süreci hızla geri mi sarabilir?

Kıbrıs ve Lübnan arasındaki MEB sınırlandırma anlaşması, ABD’nin deniz hukuku (UNCLOS) ilkelerine bağlı kalmanın faydasına iyi bir örnektir ve gelecek yıl bölgesel deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının çözümüne katkı sağlayabilir.
Lübnan bu anlaşmadan büyük fayda sağlayacaktır ve bu nedenle ilerlemenin baltalanacağını düşünmüyorum. Bu anlaşma, Lübnan’ın MEB’inde keşif faaliyetlerine yeniden başlamasını kolaylaştırmaktadır. Olası gaz keşifleri, ülkenin kronik enerji sorunlarını aşmasına ve zor durumdaki ekonomisine katkı sağlamasına yardımcı olabilir.
2025–2030 ana senaryosu: “Sorunları çözme yönündeki çabalarını artıracağına dair işaretler var”
-Size göre 2025–2030 döneminde Doğu Akdeniz’i hangi senaryo şekillendirecek: kontrollü gerilim, sürekli düşük yoğunluklu kriz, geniş savaş riski, yoksa bölgenin enerji dönüşümü nedeniyle ekonomik ağırlığını kaybetmesi?
“Bölgede bir kriz öngörmüyorum. ABD’nin, Kıbrıs meselesi ve deniz yetki alanı anlaşmazlıkları gibi bölgesel sorunları çözme yönündeki çabalarını artıracağına dair işaretler var; taraflar çözemediği takdirde ABD bu sorunları çözerek Doğu Akdeniz’i enerji gelişmelerine açmak isteyebilir. Buna Akdeniz üzerinden güneydoğu ve orta Avrupa’ya LNG ihracatı ve ExxonMobil ile Chevron gibi Amerikan enerji devlerinin Doğu Akdeniz’in gaz potansiyeline artan ilgisi de dâhildir.
Yunanistan ve Türkiye’deki ABD büyükelçileri Başkan Trump’a çok yakındır ve onun stratejisini sahada uygulamaktadır. ABD’nin Türkiye büyükelçisinin birkaç gün önce yaptığı röportaj bu açıdan oldukça dikkat çekicidir. Böylesi bir stratejinin varlığına işaret etmiştir. Umarım gelecek yıl bölgenin zorlu sorunlarının çözümünde somut ilerlemeler görebiliriz”
Charles Ellinas Kimdir?
Charles Ellinas, petrol ve doğalgaz sektöründe 35 yıldan fazla tecrübeye sahip saygın bir enerji uzmanı.
Şu anda, Kıbrıs merkezli EC Cyprus Natural Hydrocarbons Company Ltd (eCNHC)’nin CEO’su. Bu şirket, petrol & gaz ve enerji sektörlerinde danışmanlık, proje yönetimi ve danışmanlık hizmetleri sunuyor.
Ayrıca Atlantic Council’un Küresel Enerji Merkezi’nde kıdemli uzman olarak görev yapıyor.
Aynı zamanda Institute of Energy for South-East Europe (IENE) ve bazı enerji yayınlarında araştırmacı ve analist olarak çalışıyor.
Ellinas, profesyonel kariyerine deniz altı mühendisliği ve boru hattı tasarımı ve inşası alanında başladı; ilk olarak İngiltere’de JP Kenny firmasında çalıştı.
1987’de kurucu ortak olduğu Advanced Mechanics & Engineering Ltd (AME) üzerinden deniz yapıları ve boru hatları mühendisliği alanında çalıştı. Daha sonra bu şirket 1993’te Mott MacDonald grubuna entegre oldu.
Mott MacDonald’da yaklaşık 25 yıl boyunca “Yağ, Gaz ve Petrokimya” iş kolunun küresel yöneticisi olarak görev yaptı. Bu süreç, onu sektörün global düzeyde tanınan tecrübeli yöneticilerinden biri hâline getirdi.
Daha sonra, Kıbrıs hükümetinin hidrokarbon stratejisini yönetmek amacıyla kurulan eski ulusal hidrokarbon şirketi KRETYKO’nun başına geçti. Oradayken Kıbrıs’ın hidrokarbon sektörünün geliştirilmesi, yeni tesislerin işletmeye alınması ve LNG terminali projelerinin planlanması gibi görevleri yürüttü.
Ellinas, özellikle Doğu Akdeniz (East Med) bölgesindeki hidrokarbon potansiyeli, gaz projeleri, LNG, jeopolitik enerji riskleri ve enerji politikaları konusunda derin bilgi sahibidir.
Avrupa enerji güvenliği, bölgesel doğalgaz piyasaları ve hidrokarbon altyapı projelerine dair analizler ve danışmanlık yapmaktadır.
Yenilenebilir enerji dönüşümü, fosil yakıt bağımlılığı, enerji geçişi ve temiz enerji politikaları bağlamında da görüşleriyle aktif rol almaktadır.
Özel Röportaj
Tevfik Aytekin



















