
Sol Hareket Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Abdullah Korkmazhan, Lefkoşa’da bir oto galeride gerçekleşen kurşunlanma olayına işaret ederek, Anayasa’nın “Geçici 10. Maddesi“ne işaret etti, “Ne ‘hükümet’ ne de ‘Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nun güvenlik konusunda yetkisi var” dedi
Korkmazhan: Toplum bu soruları soruyor
Yazılı açıklama yapan Korkmazhan, son yaşanan kurşunlama olayının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki güvenlik sorununu yeniden tartışmaların odağı haline getirdiğini, toplumun telaş ve korku içinde sorular sorduğunu söyledi.
Korkmazhan, “Yoldan geçen biri belinden çıkardığı tabanca ile beni de vurur mu? Sokakta oynayan çocuğum kaçırılıp, fidye istenir mi? Kapımı kırıp evime girerler mi?” diye sordu.
“İç ve dış güvenlik, polis, gümrük memuru, itfaiye, hepsi askere bağlı”
Korkmazhan şöyle devam etti;
“Ve bunlar gibi sorular çoğalarak devam ediyor. Güvenliğin sağlanması yönündeki talepler karşısında hükümet, ‘halledeceğiz’ diyor. Cumhurbaşkanı ‘Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nu toplayacağını açıkladı. Ancak ne ‘hükümet’ ne de “Cumhuriyet Güvenlik Kurulu”nun güvenlik konusunda yetkisi var! Anayasa’nın geçici 10. Maddesi orada duruyor. İç ve dış güvenlik, polis, gümrük memuru, itfaiye, hepsi askere bağlı.
“Kıbrıslıtürkler, kendi güvenliklerini sağlamaktan da men edilmiş durumda”
Ülkesi, siyasi iradesi gasp edilen, kendi kendini yönetmesine izin verilmeyen Kıbrıslıtürkler, kendi güvenliklerini de sağlamaktan men edilmiş durumda. On binlerce asker, polis, mobese, insansız hava aracının olmasına rağmen, toplum büyük bir güven bunalımı yaşıyor.
Neden?
Çünkü Türkiye’deki egemenler için söz konusu olan Kıbrıslıtürklerin güvenliği değildir. Onlar için söz konusu olan Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki ve bölgedeki çıkarlarının güvenliğidir.
Kıbrıs, Türkiye’deki egemenler için bir ülke değildir. Bir arka bahçe, bir sömürgedir.
“Çözümsüz geçen zaman tüm Kıbrıs’ın, en çok da Kıbrıslıtürklerin aleyhinedir”
Kara paranın, kumarhane sektörünün, uyuşturucu, silah, insan kaçakçılığının merkezi haline getirilen Kıbrıs’ın kuzeyinde, kurşunlama olaylarının yaşanması ise olağandır. Yapılması gereken, nabza göre şerbet şeklinde açıklamalar, dostlar alışverişte görsün tarzında toplantılar yapmak değildir.
Gasp edilen siyasi irademizi geri almak ve anayasanın geçici 10. maddesinin kaldırılması yönünde harekete geçerek, Kıbrıs sorununda müzakere masasına biran önce oturmaktır. Çözümsüz geçen zaman tüm Kıbrıs’ın, en çok da Kıbrıslıtürklerin aleyhinedir”




















