InstagramKıbrısManşetSiyaset

TAM Parti: Vekillerin yargı denetimi dışında bırakılması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz







Toplumsal Adalet ve Mücadele Partisi (TAM Parti) Hukuk Komitesi, Yasama dokunulmazlığının ya da siyasal makamların, yargısal hesap verebilirliği fiilen imkânsız kılan araçlara dönüştürülmesinin; Anayasanın lafzına olduğu kadar ruhuna da aykırı olduğunu söyleyerek, milletvekilliği dokunulmazlığının yalnızca “kürsü dokunulmazlığı” ile sınırlandırılması gerektiğini vurguladı

TAM Parti: Dokunulmazlık kişisel ayrıcalık ya da bireysel hak değildir

Yazılı açıklama yapan komite, milletvekilliğinin; bireyi yargı denetiminden muaf kılan bir statü olamdığını, milletvekilliği ile birlikte kazanılan yasama dokunulmazlığının da kişisel bir ayrıcalık ya da bireysel bir hak olarak yorumlanamayacağını belirtti.

Komite açıklamasında, “Yasama dokunulmazlığı, milletvekiline tanınmış bireysel bir anayasal hak değil; demokratik temsilin sürekliliğini ve Meclis iradesinin baskıdan uzak oluşmasını sağlamaya yönelik bir anayasal korumadır. Dokunulmazlığın kapsamı, amacı dışında genişletildiğinde, hukuk devleti ilkesine açıkça aykırı bir sonuç doğurur ve eşitlik ilkesini zedeler” denildi.

“Vekillerin yargı denetimi dışında bırakılması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz”

Açıklama şöyle devam etti;

“Bu nedenle, kendisine suç isnadı yapılan bireyler yargılanabilirken, milletvekillerinin yargı denetimi dışında bırakılması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biri de yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası uyarınca yargı, görevini hiçbir organ, makam veya kişi tarafından verilen talimatlara bağlı olmaksızın yerine getirir.

Yargıya talimat verildiğinin ifade edilmesi ya da bu yönde bir algının yaratılması, anayasal düzen bakımından son derece sakıncalıdır ve kuvvetler ayrılığı ilkesini zedeler.

“Milletvekili dokunulmazlığı yalnızca kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılmalıdır”

Bu anlayış doğrultusunda TAM PARTİ; parti programında açıkça benimsediği üzere, yalnızca yasama dokunulmazlığının sınırlandırılmasını değil; yargının siyasal etkilerden tamamen arındırılmış, tam bağımsız ve tarafsız yapısının anayasal güvencelerle güçlendirilmesini de temel bir hedef olarak benimsemektedir.

Bu amaçla, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını pekiştirecek anayasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve bu doğrultuda referanduma gidilmesi için gerekli girişimlerde bulunulması, parti programımızda açıkça yer almaktadır.

Bu çerçevede, milletvekili dokunulmazlığının yalnızca kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılması, hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucudur.

Milletvekillerinin Meclis kürsüsündeki oy ve sözleri mutlak sorumsuzluk kapsamında korunacak; bunun dışındaki fiiller bakımından hiçbir şekilde yargıdan bağışıklık söz konusu olmayacaktır. Bu hedef, siyasal temsilin değil, cezasızlığın sınırlandırılmasını amaçlamaktadır.

“Milletvekilliği, yargıya karşı bir zırh değildir”

Hukuk devleti, siyasal sorumluluk ile cezai sorumluluğun birbirinden ayrıldığı; ancak hiçbirinin diğerini ortadan kaldırmadığı bir düzeni ifade eder.

Yasama dokunulmazlığının ya da siyasal makamların, yargısal hesap verebilirliği fiilen imkânsız kılan araçlara dönüştürülmesi, anayasanın lafzına olduğu kadar ruhuna da aykırıdır.

Bu nedenle açıkça ifade edilmelidir ki: Milletvekilliği, yargıya karşı bir zırh değildir; yasama dokunulmazlığı da bireyin talep edebileceği mutlak bir anayasal hak değildir.

TAM PARTİ, hukukun üstünlüğünü esas alan bir siyasal düzenin gereği olarak, hem milletvekili dokunulmazlığının kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılmasını hem de yargının tam bağımsızlığının anayasal güvencelerle güçlendirilmesini temel siyasal amaçlarından biri olarak benimsemektedir”













Başa dön tuşu