
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-iş) Başkanı Dr. Özlem Gürkut, hükümetin açıkladığı “tasarruf paketi“nin kötü ekonomi yönetiminin itirafı olduğunu söyleyerek, bunun bir ekonomik programdan ziyade yönetim zafiyetinin göstergesi olduğunu vurguladı, bir ülkeyi yönetmenin; baskı, hamaset ve popülist söylemlerle değil, planlama, şeffaflık ve demokrasi ile mümkün olduğunu söyledi
Gürkut: Paket, hükümetin ülkeyi getirdiği ekonomik durumun açık itirafıdır
Yazılı açıklama yapan Gürkut, hükümet tarafından açıklanan “Tasarruf ve Ekonomik Tedbirler Paketi”nin, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sorunların gerçek nedenlerini ele almaktan uzak, gelir artırıcı hiçbir önlem içermeyen ve sorumluluğu yine halkın ve çalışanların omuzlarına yükleyen bir yaklaşımın ürünü olduğunu söyledi.
Gürkut, “Açıklanan paket, hükümetin ülkeyi getirdiği ekonomik ve yönetsel durumun açık bir itirafından başka bir şey değildir” dedi.
“Durumun kökünde; nüfus politikası, üretimden koparılma, peşkeş düzeni ve biatçı politikalar var”
Gürkut şöyle devam etti;
“Ekonomik krizlerin yönetimi, günü kurtarmaya yönelik geçici tedbirlerle değil, kapsamlı bir planlama, şeffaflık ve kamusal sorumluluk anlayışıyla sağlanabilir.
Bugün karşılaştığımız sorunların kökeninde ise yıllardır izlenen nüfus politikaları, üretimden koparılan ekonomik yapı ve kamu kaynaklarının etkin ve denetlenebilir bir şekilde kullanılmaması yatmaktadır.
Yaratılan peşkeş ve talan düzeni, giderek bağımlı hale getirilen ekonomi ve biatçı politikalar ile geldiğimiz noktanın sonuçlarını yaşamaktayız.
“Borçlanmayla maaş ödeyen bir mali yapı yarattılar”
İzlenen nüfus politikası nedeni ile gerçekleşen kontrolsüz nüfus artışı, ülkenin sınırlı kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturmuş ve kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğini zorlaştırmıştır. Bu durum eğitimden sağlığa kadar birçok alanda ciddi planlama sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Ambargo koşullarında bulunan bir ülkede yükseköğretimin ekonomik bir sektör olarak kurgulanması ve aynı sistemin siyasi müdahaleler ve denetimsizlik sonucu sahte diploma skandallarıyla anılır hale gelmesi, ülke yönetimindeki plansızlığın ve sorumsuzluğun açık bir göstergesidir.
Bugün geldiğimiz noktada, eğitimi, sağlığı ve ekonomiyi sürdürülebilir bir şekilde planlayamayan bir anlayışın, borçlanma yoluyla maaş ödeyen bir mali yapı yarattığı ve kamu maliyesini tarihinin en ağır borç yüklerinden biriyle karşı karşıya bıraktığı açıktır.
“Ekonomik programdan ziyade yönetim zafiyetinin göstergesi”
Bu tablo ortadayken yaşanan ekonomik sorunları bölgesel gelişmelere bağlamak ve çözümü halkın alım gücünü düşürecek tedbirlerde aramak gerçekçi değildir. Akaryakıta yapılan zamların zincirleme şekilde hayat pahalılığını artıracağı, alım gücünü düşüreceği ve yoksulluğu derinleştireceği açıktır.
Bu koşullarda açıklanan önlemler, bir ekonomik programdan ziyade yönetim zafiyetinin göstergesidir. Bir ülkeyi yönetmek; baskı, hamaset ve popülist söylemlerle değil, planlama, şeffaflık ve demokrasi ile mümkündür.
Toplumun ihtiyacı olan şey yeni bahaneler değil; akılcı politikalar, güçlü kurumlar ve halkın refahını önceleyen gerçek bir yönetim anlayışıdır”



















