InstagramKöşe Yazarlarımız

İran Savaşı’nın Düşündürdükleri! | Reflections on the Iran War!







İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı ile başlayan savaştan, bütün bölge ülkelerinin etkilendiği, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ile birlikte bölge ülkelerinin en önemli ekonomik faaliyeti olan petrol üretiminin durduğu ile ilgili haberleri bu günlerde sıkça görmekteyiz.

Bu haberler normal gibi görünse de bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırıların dışında, sivil yerleşim yerlerinin, sivil havaalanlarının ve petrol üretim tesislerinin hedef alınması garip bir durumdur.

Bilindiği üzere başta İngiliz ve ABD orjinli sermaye gruplarınca seçilen bu coğrafya içinde çölden bir cennet yaratılmıştı. Katar, Bahreyn, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kapsayan bölge, son 50 yılda ciddi oranda yatırım alarak çok gelişti.

Bölgenin parlayan yıldızı Dubai modern yapıları, teknolojik alt yapısı, lüks yaşamı ile tüm dünyanın dört bir yanından hem yatırımcıların hem de turistlerin başlıca uğrak yeri oldu.

Dubai’nin küçük bir balıkçı köyünden, dünyanın sayılı finans, turizm, lojistik ve ticaret merkezine dönüşmesindeki en büyük etken, yabancı sermayenin bölgeye akmasıyla başarılmıştır.

Petrol zengini komşu ülkelerde, etnik ve mezhepsel çatışmalar sürerken, ABD ve İngiliz sermaye grupları, yerel yöneticilerle planlı bir şekilde yol, hava deniz ve yat limanları gibi ulaşım alt yapılarını hayata geçirdiler.

Dünyada dolaşım halindeki kaynağı belli olmayan sermayeyi (kara para) ülkeye çekmek için vergi muafiyetleri ve kaynağına bakmadan ülkeye sermaye girişini sağladılar.

Çölde yaratılan bu “lüks vahanın” işgücünü de başta Pakistan olmak üzere civar ülkelerden temin ederek, ucuz emek sömürüsüne dayalı bir yaşamı kara paranın üstünde oturanlara sundular.

Emek sömürüsü yaparken de ucuz işgücü olarak ülkede bulunan emekçilere vatandaşlık hakkı vermeyerek, ülke vatandaşlarının milli gelirden daha çok pay almaları sağlayıp, sınıfsal bir fark yarattılar.

Uyuşturucu ticareti, kumar ve devlet kontrolü dışında elde edilen miktarı milyarlarca doları bulan kaynağı belirsiz kara para, Dubai’de lüks binalara, gökdelenlere, yaya olarak gezilmesi imkânsız olan, çok büyük alışveriş merkezlerine ve çölde yapay vahalara dönüştü.

Bölge ülkelerinde çatışmalar sürerken Dubai sağladığı güvenlikle, elinde kara para bulunduranlara cazip imkanlar sunup, oraya yatırım yapmalarını sağlayarak ellerindeki milyarlarca doları yasallaştırıp, akladı.

Bir apartman dairesinin milyon dolarlara alıcı bulmasının temel nedeni ancak kaynağı belirsiz paranın aklanmasıyla açıklanabilir.

İran savaşı ile birlikte bölge bir ateş çemberine döndü. Ne ilginçtir ki, savaşın ilk günü saldırıya uğrayan en önemli yerlerden biri de Dubai şehir merkezi ve Dubai Havaalanı oldu.

Bölgede bulunan yabancı yatırımcılar bu saldırılarla birlikte bölgede mahsur kaldılar. İran bu saldırıları kendinin yapmadığını açıklamasına rağmen saldırılar ardı arkasına gelmeye devam etmektedir.

Saldırılarla birlikte emlak fiyatları korkunç bir şekilde düşmüş, ticaret durmuş, turist turları iptal olmuştur.

Dubai gibi askeri tesis barındırmayan bir yerin, bombalanması, sivil hedeflerin seçilmesi ve üstelik İran’ın “bunu biz yapmadık” açıklamasını değerlendirdiğimizde, dünyadaki kara paranın toplandığı bu noktanın dağıtılmak istendiği sonucuna varılabilir.

Küresel anlamda yeniden şekillenen dünyamızda kara para cenneti Dubai’nin de savaş bahane edilerek hedef seçildiği ve tasfiye edilmeye çalışıldığı günlerden geçmekteyiz.

1970’li yıllarda turizm, ticaret, kara para aklama, eğlence merkezi olan Lübnan’ın başşehri Beyrut’un ve Kıbrıs’taki Maraş’ın yaşanan savaşlar sonunda, bugün geldiği durumu düşündüğümüzde çok da yanılmadığımızı görürüz.

Dünyayı yöneten güçlerin kurdukları düzeni yine kendilerinin değiştirdiği yaşayarak öğreniyoruz.

1979 yılında İran’daki şah rejimini devirip, Ayetollah Humeyni’nin mollalar rejimini getirenler, şimdi onu değiştirmek için savaş çıkarıyorlar.

Onların kurduğu İsrail’in başındaki ırkçı, Siyonist Başbakan Benyamin Netanyahu da savaşın fitilini ateşleyerek, rolünü oynamaktadır.

ABD’den milyarlarca dolarlık silah satın alıp, onların işe yaramadığını gören, İsrail ve ABD güdümündeki Arap devletlerinin yöneticileri petrol üretim alanları ve rafinerileri nereden atıldığı belli olmayan füzelerle yanarken olayları şaşkınlıkla seyretmektedirler.

Her gün yerli ve milli uçak, İHA, SİHA yaptığını açıklayıp, Rusya’dan S 400 füzesi almakla övünen, açıklamalarında İsrail’i lanetleyen, gerçekte ise İsrail ile her türlü ilişkiyi devam ettirip, ABD ve İsrail eksenli küresel güçlerin emrinde olan Türkiye yetkilileri, oyunda figüran görevlerini başarı ile sürdürmektedirler.

Oyunun baş aktörü ABD Başkanı Donald Trump ise yaptıkları ile kendi kendini rezil etmeye devam etmektedir.

Oyunun yazarlarının bu savaş sonunda rolleri tekrardan dağıtacakları artık belli olmuştur. Sahnede olanlar görevlerini yerine getirdiklerinden onlara ihtiyaç kalmamıştır. Değişim kaçınılmazdır.

***

In recent days, we frequently see news reports stating that the war that began with the attack on Iran by Israel and the United States has affected all the countries in the region, and that with the closure of the Strait of Hormuz, oil production—one of the most important economic activities of regional countries—has come to a halt.

Although such news may seem normal, it is strange that, apart from attacks on U.S. bases in the region, civilian settlements, civilian airports, and oil production facilities have also been targeted. As is well known, this geography—initially selected by British and U.S.-origin capital groups—was transformed into a paradise in the desert.

The region encompassing Qatar, Bahrain, Oman, and the United Arab Emirates has developed significantly over the past 50 years through major investments.

The shining star of the region, Dubai, with its modern structures, technological infrastructure, and luxurious lifestyle, has become a major destination for both investors and tourists from all over the world.

The biggest factor in Dubai’s transformation from a small fishing village into one of the world’s leading financial, tourism, logistics, and trade centers has been the inflow of foreign capital into the region.

While ethnic and sectarian conflicts continued in neighboring oil-rich countries, U.S. and British capital groups, working in a planned manner with local administrators, established transportation infrastructures such as roads, airports, seaports, and yacht marinas.

In order to attract capital circulating around the world with unknown origins (black money), they introduced tax exemptions and allowed capital to enter the country without questioning its source.

The workforce of this “luxury oasis” created in the desert was supplied mainly from nearby countries, especially Pakistan. This system offered a lifestyle based on the exploitation of cheap labor to those sitting on piles of illicit money.

At the same time, by not granting citizenship rights to the workers present in the country as cheap labor, they ensured that citizens of the country would receive a larger share of the national income, thereby creating a clear class divide.

Drug trafficking, gambling, and billions of dollars of unregulated and untraceable black money have been transformed in Dubai into luxury buildings, skyscrapers, enormous shopping malls that are impossible to traverse on foot, and artificial oases in the desert.

While conflicts continued in regional countries, Dubai provided security and attractive opportunities to those holding illicit funds, encouraging them to invest there and thereby legalizing and laundering billions of dollars. The fact that an apartment can find buyers for millions of dollars can only really be explained by the laundering of money with unclear origins.

With the Iran war, the region has turned into a ring of fire. Interestingly, one of the most important places attacked on the first day of the war was the center of Dubai and Dubai Airport. Foreign investors in the region were stranded there following these attacks.

Although Iran announced that it was not responsible for the attacks, they have continued one after another. As the attacks continued, real estate prices collapsed dramatically, trade came to a halt, and tourist tours were canceled.

When we consider the bombing of a place like Dubai—which hosts no military facilities—the targeting of civilian locations, and Iran’s statement that “we did not do this,” it can be concluded that this hub where the world’s black money has gathered is intended to be dismantled.

In our globally reshaping world, it appears that Dubai—long considered a haven for illicit money—has been selected as a target under the pretext of war and is being pushed toward liquidation. When we think about the current situation of Beirut, the capital of Lebanon, and Varosha (Maraş) in Cyprus—both once centers of tourism, trade, money laundering, and entertainment in the 1970s but later devastated by war—we see that this interpretation may not be far from the truth.

We are learning through experience that the powers that govern the world are also the ones that change the systems they themselves establish.

Those who replaced the Shah’s regime in Iran in 1979 with the clerical regime of Ayatollah Khomeini are now starting a war to change it again. Benjamin Netanyahu, the racist and Zionist Prime Minister of Israel—whose state they helped establish—has also played his role by igniting the fuse of war.

The leaders of Arab states aligned with Israel and the United States, who purchased billions of dollars’ worth of weapons from the U.S. only to see that they are ineffective, watch events in astonishment while oil production areas and refineries burn from missiles whose origins are unknown.

Turkish officials—who boast daily about producing domestic aircraft, UAVs, and armed drones, who take pride in purchasing S-400 missiles from Russia, who publicly condemn Israel while in reality maintaining all kinds of relations with it and remaining under the influence of U.S.- and Israel-centered global powers—continue to perform their roles as extras in this play.

Meanwhile, the leading actor of the play, U.S. President Donald Trump, continues to embarrass himself with his actions. It has now become clear that the writers of this play will redistribute the roles after this war ends. Those currently on stage have fulfilled their duties and are no longer needed. Change is inevitable.















Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu