InstagramKıbrısManşetSiyaset

Erhürman: Ertuğruloğlu’na cevap vermekten daha önemli işlerimiz var







Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, hiyerarşiye de uygun olmadığı halde, kendisi hakkında sürekli sert bir dille açıklama yapan hükümetin Ankara ataması (seçilmedi/teknokrat) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu‘nun son açıklamasıyla “terbiye sınırlarını da aştığını” söyleyerek, yapacakları daha önemli işler olduğunu söyledi

Erhürman: Terbiye sınırları da aşıldı!

Sosyal medya hesabındna açıklama yapan Erhürman, “Devlet ciddiyeti bir yana, terbiye sınırları da aşıldığına göre, bu noktadan sonra Sn. Tahsin Ertuğruloğlu’nun söylediği herhangi bir şeye yanıt vermem veya onunla ilgili yorum yapmam söz konusu değil” dedi.

Erhürman, “İçinden geçtiğimiz sıkıntılı dönemde Cumhurbaşkanlığı’nın yapmak zorunda olduğu çok daha önemli işler, halkımızın da ilgileneceği çok daha önemli konular var!” ifadelerini kullandı.

Ertuğruloğlu neler söylemişti?

Ertuğruloğlu, hükümetin başında olmamasına ve seçilmemiş atama bir Bakan olmasına rağmen, Erhürman2ın göreve geldiği ilk aydan bu yana sert eleştirilerini sürdürüyor.

Ertuğruloğlu, geçtiğimiz ay da bir basın toplantısı düzenleyerek, 1 saatten fazla süre boyunca Erhürman’ı eleştirmiş, “milli davalarına” zarar vermekle suçlamıştı.

Erhürman ise bu açıklamalar karşısında sessizliğini korumuş, zaman zaman da “nezaketsiz açıklamalara” cevap vermeyeceğini açıklamıştı.

Ertuğruloğlu son olarak bugün; Erhürman’ın, Türkiye ile birlikte belirlenen ve Türkiye’nin güçlü şekilde destek verdiği “egemen eşit iki devletli çözüm” politikasının dışında hareket ettiğini, “dönüşümlü başkanlık” talebinin bu politikaya ters olduğunu söyleyerek, Erhürman’ın “akıl ve barış dili” yaklaşımın “pasiflik ve teslimiyet” anlamına geldiğini savunmuştu.

“2017 Crans Montana federasyon görüşmelerinin çöküşü sonrasında belirlenen ve dünyayla paylaşılan ‘Egemen eşit iki devlet, eşit uluslararası statü’ politikasında ‘Dönüşümlü Başkanlık’ talebi yer alamaz. Cumhurbaşkanı Erhürman bu çelişkiyi saklamaktan vazgeçmelidir. Daha da önemlisi, bu yanlış çizgisini Türkiye ile istişare içinde şekillendirdiği aldatmacasından da vazgeçmeli, halka hikaye değil, gerçekleri söylemelidir.

Şahsıma yönelik imalı ifadelerle bir şeyler söylemeye çalışan Sayın Cumhurbaşkanı, kendisinin ‘akıl ve barış dili’ kullanacağını söyleyerek, kendisini eleştirenlerin argümanlarını saptırmaya ve aşağılamaya çalışmakta, herkesi aptal yerine koymakta, kendini de nasıl oluyorsa çok akıllı satmaktadır. Akıl ve barış dili diye pazarlanan söylemler ise pasiflik ve teslimiyet dilleridir. Rum’un kapısında ağlayıp sızlayarak dilenmek akıl ve barış işi mi?”

“Cumhurbaşkanı Erhürman’ı eleştirmemin nedenlerini teker teker yeniden sıralayacak değilim. Bilen bilir, anlayan anlar, anlamak istemeyen de anlamaz” diyen Ertuğruloğlu, tepkisi ve eleştirilerinin, bir basın mensubu tarafından ‘kişisel hezeyan’ olarak nitelendirilmesini de büyük bir talihsizlik ve kişisel hadsizlik olarak tanımladı.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın yanıtlarının da tam bir dezenformasyon ve çarpıtma gayreti olduğunu belirten Ertuğruloğlu, “Egemen eşitliği değil tek egemenliği savunan, Cumhurbaşkanı olduğu devleti hazmedemeyen, o makamın gereklerini, yemin ettiği andında ifade edildiği gibi, ‘KKTC’yi yüceltmeyi’ hedeflemeyen birisinin bana demokrasi ve devlet ciddiyeti dersi vermeye kalkışması tam anlamıyla bir talihsizlik, ciddiyetsizlik ve tutarsızlıktır” dedi.

“Sayın Cumhurbaşkanı’nın makamın saygınlığını korumak hassasiyeti olsaydı benim eleştirilerim zaten olmazdı” diyen Ertuğruloğlu, “Söylediklerimin ‘kamuoyu nezdinde alıcısı yokmuş’ diyor. Ne yazık ki gerçek dünyadan ne kadar bihaber olduğunu sergiliyor ancak, farkında bile değil veya bilerek bilmezden geliyor” ifadelerini kullandı.
Ertuğruloğlu, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:

“Her zaman belirttiğim gibi, eleştirilerimin temelinde şahsi bir husumet değil, Sayın Cumhurbaşkanının Kıbrıs konusundaki izlediği politikadan dolayı devletimizin geleceğine dair duyduğum endişeler yatmaktadır. Bizim derdimiz kimseye ‘ayar vermek’ değil, devletimizin ve ulusal davamızın haklılığını korumak ve savunmaktır.

Türk F-16’larla ilgili Rum’a ‘kızmakla’ iş bitmiş olmuyor Sayın Cumhurbaşkanı. Gerisi…?

Elbette ‘saç beyazlatmak’ değerlidir ancak, beyazlayan her saç teli doğru kararların garantisi değildir. Eleştiri nedenleri devam ettirildiği sürece, bunlara yönelik eleştirilerimiz de devam edecektir. Temsil ettiğim makamdaki görevim, saçımızın rengine bakmaksızın, ulusumuzun ve devletimizin güvenlik ve çıkarlarını önceleyerek, her zaman gerçekleri söylemektir. Alınan varsa da alınsın… Zaten, yarası olan gocunur…”













Başa dön tuşu