
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, hükümetin bölgesel krizleri bahane ederek, hayat pahalılığı ödeneğini dondurma girişimi karşısında genel grev kararı aldıklarını ve meydanlarda olacaklarını vurguladı. Maviş, “Ülkede yaşanan sorun ekonomik kriz değil, açık bir yönetim krizidir” dedi
Maviş: Hükümet kendi yarattığı krizin bedelini emekçiler ödesin istiyor
Yazılı açıklama yapan Maviş, hükümetin yıllardır fırsat kolladığı hayat pahalılığı ödeneğini dondurma girişimini, bugün savaşın ve bölgesel gerilimin yarattığı belirsizliğin arkasına gizlenerek yeniden toplumun önüne getirdiğine işaret ederek, “Oysa gerçek açıktır: Ülkede yaşanan sorun ekonomik kriz değil, açık bir yönetim krizidir” dedi.
Maviş, “Üretimi güçlendirmeyen, kamu maliyesini şeffaf yönetmeyen, kayıt dışılığı ve rant düzenini önlemeyen, ihalede, istihdamda ve kaynak kullanımında adaleti sağlayamayan hükümet; kendi yarattığı krizin bedelini şimdi maaşlı çalışanlara, emekçilere ve emeklilere ödetmek istemektedir” ifadelerini kullandı.
“Bu tercih yalnızca çalışanları değil, emeklileri de doğrudan vuracak”
Maviş şöyle devam etti;
“Hayat pahalılığı ödeneğini dondurmak; ne enflasyonu düşürür ne piyasayı rahatlatır. Tam tersine, önümüzdeki günlerde dövizde yaşanacak artışlar, yeni zam dalgaları ve yükselen enflasyon karşısında maaşlar hızla eriyecek, alım gücü korunamayacaktır.
Bugün atılacak bu yanlış adım, yarın sofradaki ekmeğin küçülmesi, çocukların eğitim ve temel ihtiyaçlarının daha zor karşılanması anlamına gelecektir.
Üstelik bu tercih yalnızca çalışanları değil, emeklileri de doğrudan vuracaktır. Yükselen maaş katsayıları ve ikramiye hesaplamaları karşısında hayat pahalılığının baskılanması, emeklilik ikramiyelerinin reel olarak erimesine yol açacak; yıllarca emeğiyle bu ülkeye hizmet eden insanlar yoksulluğa itilecektir.
Bu kararın sonucu nettir; Daha fazla zam, daha yüksek enflasyon, daha hızlı döviz baskısı, daha düşük alım gücü, daha derin yoksulluk.
Ancak görüyoruz ki hükümet, emekçinin maaşına göz dikerken sermayeyi korumaya devam etmektedir. Vergi adaleti sağlanmamakta, büyük kazanç sahiplerine dokunulmamakta, ayrıcalıklı çevrelere teşvikler sürdürülmekte, bedel ise yine halkın omzuna yüklenmektedir.
Peki bizim önerimiz nedir?
Biz krizin faturasının emekçiye kesilmesini değil, adil paylaşımı savunuyoruz.
Talebimiz nettir:
• Hayat pahalılığı ödeneği tüm maaş ve ücretlilere iki ayda bir eksiksiz yansıtılmalıdır.
• Vergi dilimleri enflasyona göre otomatik güncellenmelidir.
• Sabit gelirliyi ezen dolaylı vergiler düşürülmelidir.
• Akaryakıt, enerji ve temel tüketim ürünlerindeki kamu yükleri azaltılmalıdır.
• Kamu kaynakları yandaşlığa değil üretime, eğitime, sağlığa ve toplumsal refaha aktarılmalıdır.
• Kayıt dışılık, usulsüz teşvikler ve kamu zararları denetlenmelidir.
• Büyük sermaye için değil halk için sosyal koruma programları güçlendirilmelidir.
“Neden greve ve mitinge gidiyoruz?”
Çünkü bu mesele yalnızca maaş meselesi değildir. Bu mesele emeğin, onurun, çocuklarımızın geleceğinin ve insanca yaşam hakkının savunulmasıdır.
Bugün sessiz kalırsak yarın maaşlarımız daha fazla eriyecek, emeklilik haklarımız küçülecek, çocuklarımızın geleceği daha da pahalı hale gelecektir.
Greve ve mitinge gitmek;
“Krizin bedelini biz ödemeyeceğiz” demektir.
Yoksulluğa, adaletsizliğe ve sermaye yanlısı tercihlere itiraz etmektir.
Emeğe sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır.
Bugün omuz omuza durma günüdür.
Bugün dayanışmayı büyütme günüdür.
Bugün hakkımıza, ekmeğimize, geleceğimize sahip çıkma günüdür.
Hayat pahalılığı hakkımızdır, dondurulamaz!
KTÖS olarak 30 Mart Pazartesi günü örgütlü olduğumuz tüm okullarda grev ve eylemde olacağız. KTÖS olarak saat 09:00’da 9 Eylül İlkokulu ve Sivil Savunma Çemberi’nde toplanıp, Meclise yürüyeceğiz. Grevdeyiz, meydanlardayız, mücadeledeyiz”



















