
Halkın Partisi Genel Başkan Danışmanı Fevzi Tanpınar, Mevcut hükümetin kırsal kesim arazileri dağıtımı ve vatandaşlık gibi “geri kalmış” yöntemlerle gençleri etkilemeye çalıştığını dile getirerek, kurumsal sistemin yerini kişisel güç ve torpil ilişkilerinin aldığını, liyakatin ise tamamen ayaklar altına alındığını vurguladı. Tanpınar, zehrin panzehrinin “umut” olduğunu belirterek toplumun umudunu koruması gerektiğini söyledi
Tanpınar: Başarısızlık gemisi ve bahaneler denizi
Meltem Sonay’ın sunduğu, Genç TV ekranlarında yayınlanan Genç’te Sabah programına konuk olan Tanpınar, Kıbrıs Türk siyasetindeki yapısal sorunları, hükümetin performansını ve acil çözüm önerilerini içeren kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Tanpınar, mevcut siyasi yapıyı “Başarısızlık gemisi ve bahaneler denizi” olarak nitelendirerek ağır eleştirilerde bulundu.
“Ganimet kültürü ve zehirlenme”
Tanpınar, ülke siyasetinin “ganimet kültürü” ve Türkiye’den gelen yardımların pervasız kullanımı nedeniyle kurumsal yapısını kaybettiğini belirterek bunu “zehirlenme” olarak tanımladı, kurumsal sistemin yerini kişisel güç ve torpil ilişkilerinin aldığını, liyakatın ise tamamen ayaklar altına alındığını vurguladı.
Kurumsal yapıların acilen yeniden inşa edilmesi, liyakat sisteminin tesis edilmesi ve geçmişle hesaplaşarak temiz bir sayfa açılması gerektiğini ifade eden Tanpınar, “Aksi takdirde yapılan iyi işler bile ‘yapanın yanına kar kaldı’ mantığıyla engellenecektir” dedi. Tanpınar, zehrin panzehirinin “umut” olduğunu belirterek toplumun umudunu koruması gerektiğini söyledi.
“Hükümetin ‘klasik’ seçim yatırımları ve başarısızlıkları”
Mevcut hükümetin kırsal kesim arazileri dağıtımı ve vatandaşlık gibi “geri kalmış” yöntemlerle gençleri etkilemeye çalıştığını dile getiren Tanpınar, hükümetin tek başına hiçbir başarı ortaya koyamadığını kaydetti, Türkiye destekli projeleri (hastaneler vb.) bile sahiplenmeye çalıştığını ancak yolsuzluk ve beceriksizlik nedeniyle yarım bıraktığını savundu.
Tanpınar, “gayrimeşru” olarak nitelendirdiği hükümetin daha fazla tahribat yaratmaması için erken seçim alınması ve “seçim hükümeti” oluşturulması çağrısında bulundu.
“Türkiye ile ilişkilerde saygınlık kaybı var”
Hükümetin kurumsal yetersizliği nedeniyle Türkiye ile “saygın bir ilişki” kurulamadığını belirten Tanpınar, Türk Telekom fiber optik protokolünü örnek gösterdi.
Tanpınar, protokolün yerel paydaşlarla istişare edilmeden, hukuki denetim yapılmadan aceleyle imzalandığını ve yaptırım mekanizmalarının eksik olduğunu eleştirdi.
“Türkiye BTK üzerinden erişim engelleme girişimini korkunç“
Halkın Partisi Genel Başkanı’nın ve birçok gazetecinin sosyal medya hesaplarının kapatılması, yayın ve arşivlerin silinmesini “sistematik saldırı” ve “organize kötülük” olarak niteleyen Tanpınar, bunun Anayasa’nın 25. ve 26. maddelerini ihlal ettiğini vurguladı.
Ulaştırma Bakanı’nın Türkiye BTK üzerinden erişim engelleme girişimini “korkunç” bulan Tanpınar, bu tür uygulamaların ulusal egemenlikten feragat anlamına geleceğini ve hukukun yerine “iki dudak arası” keyfi kararlar getireceğini söyledi. Bu girişimlerin hükümetin kamuoyu tepkisinden duyduğu korkunun eseri olduğunu ifade etti.
“Halkın Partisi demokratik düzenin tesisini savunuyor”
Hayat pahalılığı düzenlemesi tartışmalarının hükümetin gayrimeşru yapısını bir kez daha ortaya koyduğunu kaydeden Tanpınar, halk tepkisinin sadece ekonomik bir mesele değil, yolsuzluk ve güvensizliğe karşı bir başkaldırı olduğunu belirtti.
Tanpınar, Halkın Partisi’nin mecliste muhalefet yaparak hükümeti meşrulaştırmak yerine erken seçim ve seçim hükümeti yoluyla demokratik düzenin tesisini savunduğunu açıkladı.
“Güçlü kurumsal yapılar, liyakatli kadrolar ve önleyici planlama gerekiyor”
Yüksek öğrenim sektörünün 1976-2006 yılları arasında yasal çerçevenin olmadığı bir dönemde kendi dinamikleriyle büyüdüğünü ve devletin seyirci kaldığını dile getiren Tanpınar, 2006’da kurulan YÖDAK’ın ise güç, bütçe ve personel yetersizliği nedeniyle görevini yapamadığını söyledi.
Bu plansızlığın sonuçlarını “eğitim kalitesinin düşmesi, diplomaların tanınmaması, sahte diploma skandalları ve işsiz mezunlar ordusu” olarak sıralayan Tanpınar, sektörün altının boş olduğunu ve olası bir krizde çöküş yaşanabileceğini uyardı, güçlü kurumsal yapılar, liyakatli kadrolar ve önleyici planlama vurgusu yaptı.
“Zaman kaybı lüksümüz yok, değişim seferberliği şart”
Tanpınar, bölgesel ve küresel dönüşüm sürecinde zaman kaybının lüks olmadığını belirterek, bu seçimin ülkenin kaderini belirleyeceğini söyledi. Halkın “kirlilikten” ve çocuklarının göç etmesinden usandığını, büyük bir değişim için seferberlik ruhuna hazır olduğunu ifade etti.
“Toplum sadece iktidar değişikliği değil; geçmişle hesaplaşacak, temiz bir sayfa açacak ve ‘böyle gelmiş böyle gitmez’ diyecek bir yönetim istiyor” diyen Tanpınar, halkın bu değişimi sağlıklı bir şekilde yöneteceğine olan inancını dile getirdi.




















