InstagramKıbrısManşetSiyaset

“Gazeteciye hapislik” yasasını savunmak Barolar Birliği’ne düştü!







Barolar Birliği, hükümet bürokratlarının; yolsuzluk, rüşvet ve sahte diploma gibi birçok suçlamayla yargılandığı, bazı siyasilerin de aynı suçlamayla karşı karşıya olduğu bir dönemde, tanınmış bu kişilerin yargılanmaları sırasında fotoğraflarının çekilip isimlerinin açık yayımlanmasını suç haline getiren ve gazetecilere 1 yıl hapis öngören “masumiyet karinesi” adı altındaki maddenin yer aldığı Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası ile ilgili açıklama yaptı. Barolar Birliği yasayı savundu, basın özgürlüğüne engel olmadığını iddia etti

Barolar Birliği açıklaması şöyle;

Ceza yargılamalarında yıllar içerisinde çeşitli sebeplerle yaşanan ve adil yargılanma hakkı ile örtüşmeyen sorunların 2023 yılında “doktorlar ve eczacılar soruşturması” olarak bilinen seri tutuklamalar ile iyice görünür olması ve bunun kamu vicdanında yarattığı rahatsızlık sebebiyle Barolar Birliği tarafından İnsan Hakları Komitesi üyelerinden oluşturulan bir avukat ekibi 2023 yılında Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası üzerinde bir değişiklik çalışması yapmaya başlamıştır.

Bu çalışma 2025 yılında bir meslektaşımızın kelepçeli şekilde mahkemeye getirilmesiyle birlikte yeniden ele alınmış, Baro Konseyi tarafından finalize edilerek oybirliği ile onaylanmış ve yasalaştırılması tavsiyesi ile Bakanlar Kurulu’na gönderilmiştir.

Aynı anda yargı ile ilgili diğer yasalarla birlikte Bakanlar Kurulu’ndan geçirilen bu çalışma Cumhuriyet Meclisi’ne gönderilmiş ve Komite süreci başlamıştır.

Oldukça uzun bir süre ve seri toplantılar halinde Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde görüşülen yasa çalışmalarına Komite üyelerinin yanı sıra, diğer milletvekilleri, Yüksek Mahkeme, Başsavcılık ve Baro temsilcileri, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve Polis yetkilileri, Başbakanlık hukukçuları, Basın örgütleri katılarak yasalarla ilgili görüş ve önerilerini aktarmışlardır.

Bu görüşmeler sırasında yasa tasarılarına pek çok ekleme, çıkarma ve düzeltme yapılmış, özellikle Ceza Muhakemeleri Usulü ile ilgili iki tasarı ise birleştirilerek ele alınmış ve nihayetinde oybirliği ile kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na sevk edilmiştir. Öncelikle komite toplantılarında yasa çalışmasına katkı koyan, bu konuda büyük zaman ve emek harcayan tüm milletvekillerine, hukukçulara ve diğer katılımcılara teşekkür ederiz.

4.5.2026 tarihinde Meclis Genel Kurulu tarafından kabul edilen Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası, kanaatimizce Ceza Yargılamalarında yıllar içerisinde vicdanların kabul etmekte zorlanacağı hak kayıplarına, mağduriyetlere ve adil yargılanma hakkının haleldar olmasına sebep olan sorunların aşılması için oldukça önemli kazanımlar içeren, çok ciddi yenilikler getiren bir yasa olmuştur.

Buna karşın 2023 yılında hazırladığımız yasa çalışmasının orijinal versiyonunda yer alan ve zanlı/sanık hakları bakımından yine çok önemli olan bazı düzenlemeler ise Bakanlar Kurulu veya Meclis Komitesi aşamasında yasa metninden çıkarılmış ve ne yazık ki bunların yasalaşması imkanı bu aşamada kaybedilmiştir. Bunlar, polis hücrelerinin koşullarının iyileştirilmesi; tutukluların nakli ile ilgili koşulların iyileştirilmesi; kelepçe kullanımına ilişkin kriterler getirilmesi, elektronik kelepçenin bir teminat koşulu olarak uygulanması ve tutuklu yargılanıp beraat eden kişilere devlet tarafından tazminat ödenmesine ilişkin düzenlemelerdi.

Öznesi tamamen “mahkemede yargılanmakta olan kişiler”; şiarı ise yalnızca “adil yargılanma hakkının tesisi” olan bu yasa öncesinde tespit edilen sorunlar ve yasanın getirdiği çözümler aşağıda özetlenmiştir:

1- Sorun: Ceza Muhakameleri Usulü Yasası’nın yürürlüğe girdiği tarihten beri var olan İlk Soruşturma (PI) aşaması, uygulamada güncelliğini ve faydasını yitirmiş, artan dava sayıları ile birlikte mahkemeler üzerinde gereksiz bir iş yükü oluşturmuştur.

Çözüm: Değişiklik Yasası ile İlk Soruşturma (PI), yargılama usulünden çıkarılmıştır. Bu yapılırken mevcut yasal düzende var olan savunmanın savcılık nezdindeki belge ve ifadeleri alma hakkı korunmuştur.

2- Sorun: Mevcut yasal düzende Kaza Ceza Mahkemesi’nde yargılanan bir sanığın, hakkındaki ithamla ilgili belge ve ifadeleri temin edip görme hakkı bulunmamaktaydı.

Çözüm: Değişiklik Yasası ile, Kaza Ceza Mahkemesi’nde yargılanan bir sanığa da duruşma öncesinde hakkındaki ithamla ilgili belge ve ifadeleri temin etme hakkı verilerek yasa silahların eşitliği prensibine uygun hale getirildi.

3- Sorun: Bir suçla ilişkilendirilerek hakkında mahkeme tarafından teminat emri verilen kişiler, yıllar boyunca davaları getirilmeden teminata bağlı olarak kalmakta ve büyük mağduriyet yaşamaktadır. Özellikle yurtdışı çıkış yasağı olarak uygulanan teminatın, uzun yıllarca yürürlükte kalması en temel kişi haklarından olan seyahat özgürlüğünü orantısız bir şekilde kısıtlamaktadır. Yurtdışına çıkma ihtiyacı olan kişilerin sürekli olarak mahkemelere teminat değişikliği için başvurması ise mahkemeler açısından ciddi bir iş yükü doğurmaktadır.

Çözüm: Değişiklik Yasası, teminat emirlerine süre sınırı getirmiştir. Buna göre, 1 yıl içinde davası getirilmeyen bir zanlının teminat emri kendiliğinden sona erecektir. Buna karşın, tahkikatın tamamlanmaması halinde, savcılık bu süreyi 3 yıla kadar uzatmak için mahkemeye başvurabilecektir. Böylece kişi özgürlüğü ile yargılamada hazır bulunulmasının sağlanması amaçları arasında adil bir denge ve mahkeme denetimi sağlanmıştır.

4- Sorun: Mevcut Yasada böyle bir hüküm bulunmamasına rağmen; Ağır Ceza Mahkemeleri huzurunda görülen davalarda sanığın suçlamayı kabul etmemesi halinde tutuklanarak tutuklu yargılanması teamüli bir uygulama halini almıştır. Yüksek Mahkeme içtihatlarıyla da aşılamayan bu sorun neticesinde, suçsuzluk savunması yapan herkesin peşinen cezalandırıldığı bir yargılama süreci pratiği ortaya çıkmıştır.

Çözüm: Değişiklik Yasası, itham edildiği suçla ilgili mahkeme tarafından teminata bağlanarak serbest bırakılan sanıkların Ağır Ceza Mahkemesi huzurundaki yargılamada “mahkemeye bu teminat emrinin sanığın yargılamaktan kaçmasını önlemeye yetmeyeceğine dair yeterli sebep sunulmadıkça” tutuklanmayacağını öngörmekte ve böylece “otomatik tutuklulukların” önüne geçilmesi hedeflenmektedir.

5- Sorun: Mevcut yasada yeterli bir adli yardım mekanizması olmadığından Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda ömür boyu hapislik cezası ile yargılanan kişiler haricinde hiçbir zanlı veya sanığa avukat atanması mümkün olamamakta ve özellikle mali gücü olmayan kişilerin Anayasal savunma hakkında mahrum kalmaları sonucu doğmaktadır.

Çözüm: Değişiklik Yasası, ceza yargılamasının her aşamasında Mahkemelere savunmasız ve/veya yoksul zanlı ve sanıklara Barolar Birliğinden bir avukat atanmasını talep etme yetkisi vermiştir. Bu şekilde savunmasız ve yoksul kişilerin Anayasal savunma hakkında mahrum kalmalarının önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

6- Sorun: Henüz polis soruşturmasının yeni başladığı bir safhada herhangi bir suçla itham edilerek “zanlı” sıfatıyla mahkemeye çıkarılan insanların fotoğrafları çekilmekte ve açık isimleri ile birlikte işledikleri iddia edilen suçla ilişkilendirilerek yayım yapılmaktadır.
Bu yayımlarda kişilerin itham oldukları suçları işlediğine dair peşin kanaat veya iddialar yer almaktadır. Kişilerin tutukluluk altındaki koşullarda fiziki ve manevi olarak harap olmuş, en kötü halleri fotoğraflanmakta ve paylaşılmaktadır. Bu fotoğrafları kişilerin tanıdıkları, aileleri, çocukları, anne ve babaları görmektedir.

Sosyal medyada isim ve fotoğraf içeren bir mahkeme haberi, habercilik ilkelerine uygun olarak hazırlanmış olsa bile, bu haberin yarattığı etkileşimde peşin hüküm, hakaret ve linçe varan yorumlara maruz bırakılması engellenememektedir.

Masumiyet karinesine ve adil yargılanma hakkına saygı duyarak yayın yapan basın kurumları ve mensupları; ifşa ve magazin içeren yayıncılığın daha çok ilgi görmesi sebebiyle haksız rekabete uğramakta ve mecburen benzer yönde haber yapma baskısı altında kalmaktadır.

Bir kişinin yargılanmakta olduğu dava ile ilgili nefret objesine dönüştürülmesi, suçlu olduğunun peşinen ilan edilmesi, suçsuz olabileceğine dair ihtimale karşı yoğun tepki gösterilmesi, mahkemeleri baskı altına alma, etkileme ve adil yargılanma hakkını ortadan kaldırma tehlikesini ciddi şekilde barındırmaktadır.

Basın mensubu veya gazeteci olmayan, hiçbir etik ve ahlaki kuralla bağlı olmayan sosyal medya kullanıcıları, bu konuyu son derece suiistimal etmektedir. Kendisine dava getirilmeyen veya yargılanıp suçsuz bulunan kişiler, haklarındaki fotoğraf ve haberleri dijital ortamdan sildirememekte; bazen muhatap bulamamakta; bazense bunların kaldırılması için maddi taleplerle karşılaşmaktadırlar. Böylece suçsuz olduğu bir konuda kendisini suçlu gösteren haber ve görsellere ömür boyu muhatap olmakla cezalandırılan çok ciddi sayıda insanımız bulunmaktadır.

Çözüm: Değişiklik Yasası ile bir zanlının veya mahkum olmamış bir kimsenin veya müşteki ile tanıkların açık ismini veya fotoğrafını yayımlamak hafif bir suç haline getirilerek yasaklanmıştır.

Basın özgürlüğü ile adil yargılanma hakkı arasındaki çok zor ve hassas denge yukarıdaki ağı mağduriyetler göz önüne alınarak kurulmaya çalışılmıştır.

İlgili madde, kamusal haber değeri olan bir konunun veya mahkeme sürecinin haber yapılmasını; kişilerin kamu ile ilgili olan bağlantı, makam ve ünvanlarının kullanılmasını engellememektedir.

Daha da önemlisi, yargı sürecinden önce veya mahkeme sona erdikten sonra kişilerin isim ve fotoğrafıyla haber yapılmasının önüne geçilmemiştir. Bahse konu kısıtlama sadece ve sadece yargı sürecinin devamı esnasındadır.

Adil yargılanma hakkına yönelik halihazırda Mahkemeler Yasası’nın 52. maddesi tahtında da korumaların mevcut olup; mezkur maddeye göre de mahkeme salonunda veya oturum yapmakta olduğu binada fotoğraf çekmek suç olarak düzenlenmiştir.

Tekrar pahasına vurgulamakta fayda vardır ki Barolar Birliği ekibinin bu yasa çalışmasını hazırladığı tarih 2023; dönem ise eczacı ve doktorların tabi tutulduğu muamelelerin kamuoyu vicdanını ciddi şekilde yaraladığı zamanlardır. Çalışmanın, güncel zanlılar veya hükümetin beklentileri ile ilgisi yoktur. Barolar Birliği için kişiler değil; haklar ve prensipler önem arz etmektedir.

Adil yargılanma hakkının güvence altına alınması, şu anda konuşulmakta olan haklar içerisinde bize göre en hassas ve en değerli olandır.

Buna rağmen, Barolar Birliği olarak Meclis Komitesi’nde bu maddenin değiştirilmesine yönelik hiçbir öneriye de olumsuz yaklaşmadığımızı veya karşı durmadığımızı belirtmek isteriz.

Değerli halkımızın, meslektaşlarımızın ve kamuoyunun bilgisine saygılarımla sunarız.













Başa dön tuşu