InstagramKıbrısManşetSiyaset

Erşangil: Tasarı esas sorunları çözmek yerine yeni Anayasal sorunlar yaratacak







Eşit Hak ve Adalet Sendikası (HAKSEN) Başkanı Salih Erşangil, Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı’ndaki parmak izi ve yüz tanıma uygulamaların özel hayatın gizliliği açısından sakıncalı olduğunu belirterek, bunun yerine kişisel veri içermeyen dijital kart sistemlerinin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Erşangil ayrıca, eşi doğum yapanlara vöngörülen 5 günlük iznin az olduğunu, sınav ve itiraz harçlarının artırılmasının da demokratik haklar açısından sakıncalı olduğunu kaydetti

Erşangil: Parmak izi ve yüz tanıma özel hayatın gizliliği açısından sakıncalı, dijital kart sistemleri tercih edilmeli

Yazılı açıklama yapan Erşangil, Meclis gündeminde bulunan Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın kamudaki temel sorunları çözmek yerine çalışan haklarını gerileteceğini ve yeni anayasal tartışmalar yaratacağını savundu.

Erşangil, tasarıda parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik verilerin mesai takibinde kullanılmasının özel hayatın gizliliği açısından sakıncalı olduğunu belirterek, bunun yerine kişisel veri içermeyen dijital kart sistemlerinin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Sınav ve itiraz harçlarının artırılması demokratik hakların kullanımını zorlaştıracak”

Erşangil açıklamasında, adaylık süresinin fiilen üç yıla kadar uzatılmasının yeni başlayan kamu görevlileri üzerinde iş güvencesi ve sendikal haklar bakımından baskı yaratabileceğini vurguladı, tasarıda yer alan sınav ve itiraz harçlarının artırılmasının da demokratik hakların kullanımını zorlaştıracağını kaydetti.

“Eşi doğum yapanlara verilen iznin 5 günle sınırlı tutulması yetersiz”

Erşangil ayrıca, eşi doğum yapan kamu görevlisine verilen iznin 5 günle sınırlı tutulmasını yetersiz bulduğunu belirterek, çağdaş iş hukuku ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından ebeveynlik izninin düzenlenmesi gerektiğini savundu.

Erşangil, tasarının Komite aşamasında tüm sendikaların ve toplumsal kesimlerin görüşleri alınarak yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, Meclis Komitesi’ne katılıp detaylı hukuksal görüşlerini sunmaya hazır olduğunu bildirdi.

“Tasarıda, iş güvencesini daraltacak maddeler var”

Erşangil şöyle devam etti;

“Çalışanların hakları kamu-özel, Göç Yasası-eski kamu görevlisi, sözleşmeli-geçici, vatandaş-yabancı gibi ayrımlara tabi tutularak geriletilmeye çalışılmaktadır. Oysa biliyoruz ki herhangi bir kesimin hakkının geriletilmesi, tüm emekçi kesimleri olumsuz etkileyecektir. Farklı statülerde çalışanların birbirlerinin haklarına sahip çıkması ise Ektam grevlerinde ve Hayat Pahalılığının Durdurulması Yasa Tasarısı eylemlerinde deneyimlediğimiz üzere kazanımla sonuçlanacaktır.

Meclisin gündeminde bulunan Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın gerekçesinde, günün şartlarına göre ihtiyaç duyulan kriterlerin eklenmesi ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı Yasası’na paralel düzenlemeler getirilmesi belirtilmekte ancak, çalışanların haklarını gerileten, kamu görevine alınma koşullarını zorlaştıran, sınava giriş ve itiraz harçlarını yükselterek demokratik hakları ortadan kaldıran, sendikal izinlerde eşitsizliği derinleştirecek, iş güvencesini daraltacak maddeler mevcuttur.

“Meclis Komitesi’ne katılarak detaylı hukuksal görüşlerimizi aktarmaya hazırız”

Üstüne üstlük Anayasa’ya ve temel insan haklarına aykırı biçimde biyometrik verilerin alınması da tasarıda yer almaktadır. Günün şartlarına uyma iddiasında olan bir yasanın, cinsiyet eşitliğini sağlayacak ebeveynlik izni getirmesi gerekirken, baba olan kamu görevlisine ‘mazeret izni’nin 2 gün artırılması yeterli görülmüştür.

Tasarı, Komite aşamasında hassasiyetle ele alınmalı, çağdaş kamu hizmeti ve verimlilik ile insan hak ve özgürlükleri birlikte değerlendirilmelidir. HAKSEN olarak Meclis Komitesi’ne katılarak detaylı hukuksal görüşlerimizi aktarmaya hazır olduğumuzu belirtiriz.

Kamu emekçileri mesai saatlerine uymalı ve halka hizmeti aksatmadan görevi başında bulunmalıdır. Bunun takibi için kart sistemi ve benzeri teknolojik yöntemler kullanılmaktadır. Ancak Tasarı ile getirilmeye çalışılan parmak izi ve yüz tanıma gibi sistemler (hali hazırda bazı kurumlarda kullanılsa da), biyometrik verilerin kişinin rızası olmadan alınmasına ve çoğu devlet dairesinde özel güvenlik şirketleri tarafından bu gibi verilerin toplanmasına sebep olacaktır.

Anayasamız özel hayatın gizliliğini düzenlerken, TC Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in çeşitli kararlarında biyometrik verilerin mesai takibinde kullanılmasının özel yaşamın gizliliği hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğu açıkça belirtilmiştir. Kamu hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesini kolaylaştırmak amacıyla kişisel ve hassas veriler alınmadan da, dijital kart sistemleri kullanılabilir ve yaygınlaştırılabilir.

Ayrıca devamlılıkla ilgili olarak yöntemi belirleme yetkisinin her kurumun yöneticisine bırakılması da sakıncalıdır. Kamuda yeknesaklık ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı’nın bütünleyici işlevi ve görevi gereği, devam yöntemlerinin ortak olması ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı tarafınan saptanması en doğrusudur.

İyileştirilmesi gereken Göç Yasası’ndaki bir madde tüm kamuya getiriliyor

“Sınıflara İlişkin Ortak Kurallar” yan başlıklı 54. madde ile; eğitim alarak barem içi artış (kademe ilerlemesi) düzenlemeleri Göç Yasası ile uyumlaştırılmakta, bazı haklar geriletilmektedir. Kamuda yeknesaklık ve çalışanlar arasında eşitlik sağlanmak isteniyorsa yapılması gereken Göç Yasası’ndaki hakları 7/79 Kamu Görevlileri Yasası ile uyumlaştırmaktır.

İkinci üniversite okuma halinde barem içi artış hakkı kaldırılmakta, master ve doktoranın kademe ilerlemesi hakkı vermesi için kadro görevi ile ilgili olması koşulu getirilmektedir.

Oysa kamu görevlilerinin kendilerini farklı alanlarda geliştirmeleri, doğrudan kendi alanları ile ilgili olmasa da çeşitli alanlarda eğitim görmeleri, mesleklerini ve/veya görevlerini ve/veya vatandaş ile ilişkilerini geliştirecektir.

Ayrıca neyin kadro görevi ile ilgili olup neyin olmadığı da hukuken tartışma konusu yaratabilecek, Mahkemeleri meşgul edecektir. Eğitime bağlı kademe ilerlemesi için Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı’na, kriterleri belirsiz bir değerlendirme yetkisi verilmiş ve uygunluk bildirimi şartı getirilmiştir.

Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı’nın bu yetkisini nasıl kullanacağı, hangi kadro görevleri için hangi diplomaları geçerli sayacağı ise tamamen belirsizdir. Dolayısıyla bu madde yasama yetkisinin devredilmezliği prensibine ve hukuki belirlilik ilkesine de aykırıdır.

Adaylık süresi 3 yıla uzatılabilecek

Mevcut yasada adaylık süresi bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere düzenlenmiştir. Tasarı, adaylık süresini doğrudan iki yıl olarak düzenlemekte ve asıl-sürekli kadroya atanması mümkün olmayanların adaylık süresinin bir yıl daha uzatılabilmesini öngörmektedir.

Böylece adaylık süresi fiilen üç yıla kadar çıkabilecektir. Bu, yeni başlayan kamu görevlilerinin daha uzun süre iş güvencesinin olmaması, sendikaya üyelik, grev gibi bazı hakları rahatça kullanamaması ve yöneticilerin ya da siyasilerin baskısı altında çalışması anlamına gelecektir.

Çağdaş ebeveyn izni yerine “mazeret” izni

Yasanın 111. maddesindeki mazeret izinleri geliştirilmiş ancak eşi doğum yapan kamu görevlisine sadece 5 gün “mazeret” izni tanınmıştır. Mevcut yasada 3 gün olan bu iznin 5 güne çıkarılması, toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından yetersiz ve anlamsızdır.

Çağdaş iş hukukundaki ebeveynlik izni (Çocuk sahibi olan kadın ve erkeğe hem bebeğin doğumu hem de hastalık ve ihtiyaçları durumunda eşit şekilde izin verilmesi) kadın ve çocuk haklarına duyarlı, sosyal bir devlette olması gereken düzenlemedir.

Bebek bakımı görevinin eşler arasında eşit paylaşılması için baba olan bir kamu görevlisinin de en az 40 gün izin hakkı olmalıdır. Anne ve babanın dönüşümlü kullanabileceği çok daha uzun süreli ebeveynlik izinleri de yasaya eklenmelidir.

Kamu görevine alınmada anayasal kurallar ve artan sınav harcı

Kamu görevine alınma koşulları Tasarının 12. maddesi ile değiştirilmektedir. Ülkemizde adaletsiz bir şekilde golifa gibi dağıtılan yurttaşlıklara ve kapitalizmin genç çalışan arzusuna göre bazı düzenlemeler yapılmak istendiği görülmekte ancak bu düzenlemeler Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir. Kamu görevine alınmada 45 yaş üst sınırı ve 5 yıl ikamet koşulu, Anayasa madde 72 ile çelişmektedir.

Anayasa’ya göre her yurttaş kamu görevine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez. Çağdaş ve ülke gerçeklerimizi gözeten bir Yurttaşlık Yasası olmaması dolayısıyla yaşanan sosyo-kültürel sorunlar ülkemizin acı bir gerçeği olmakla birlikte Kamu Görevlileri Yasasında çözülemez.

Tasarının 13. maddesi ise Anayasal kurallara uymadan sınav harcını yükseltmektedir. Anayasa’ya göre harçlar Meclis tarafından yasa ile belirlenir ve belli oranlarda artırma yetkisi, yürütmeye devredilebilir. Tasarıda sınav harcı, alakasız bir şekilde Asgari Ücret Tespit Komisyonuna bırakılmış ve yüksek bir oran belirlenmiştir. Doğru yöntem, Yasada makul bir sınav harcının konması, bunu 10 katına ulaşıncaya kadar her yıl hayat pahalılığı oranında artırma yetkisinin yürütmeye verilmesidir. Sınava itiraz halinde, ileri itiraz için her soru başına, sınav ücretinin yarısı kadar itiraz ücreti alınması ise pratikte itiraz hakkının kullanılmasını ortadan kaldıracak bir düzenlemedir.

Sendikal izinlerde eşitsizlik

Mevcut Yasada en çok üyeye sahip iki sendikanın özel izin hakları vardır. Ayrıca yetkili sendikalar dışında kalan ve en az 100 üyesi bulunan sendikalara da yılda 4 kişiye 20 gün ödenekli izin hakkı tanınmıştır.

Tasarı, 2 büyük  sendikanın profesyonel/yarı profesyonel sendikacı sayısını artırmakta ancak az üyeli sendikaların izinlerini artırmamaktadır. Örgütlü toplumun ve demokrasinin gelişmesi için yapılması gereken; küçük sendikaların da izin haklarının artırılmasıdır.

Sonuç olarak

Bu metinde sadece belli başlı noktalarına değindiğimiz çok kapsamlı Kamu Görevlileri Yasası, çağdaş iş hukukuna, örgütlü ve demokratik toplumun gereklerine, cinsiyet eşitliğine ve kamu emekçilerinin haklarının ilerletilerek kamuda verimin artırılmasına göre ele alınmalıdır.

Aynı hükümet döneminde bile değişen siyasi atamalarla keyfi bir şekilde yönetilen, liyakatın ve adaletin baştakilerle sarsıldığı kamu yönetiminde yenilenme isteniyorsa, çeşitli toplumsal kesimlerin ve tüm sendikaların görüşleri ile yeni bir çalışma yapılmalıdır. HAKSEN olarak Meclis Komitesi’ne katılarak detaylı hukuksal görüşlerimizi aktarmaya hazır olduğumuzu bir kez daha vurgularız”















Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu