InstagramKıbrısManşetSiyaset

Özersay: Kıbrıs sorununda umut tacirliğine değil gerçekçi yaklaşımlara ihtiyaç var







Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı ve Dışişleri eski Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs sorunuyla bağlantılı olarak son dönemde yapılan tartışmalara ve basında yer alan haberlere işaret ederek, “Kıbrıs sorununda umut tacirliğine değil adadaki gerçekleri dikkate alan sonuç alıcı yaklaşımlara ihtiyaç vardır, kalıcı çözüm hem yöntem hem de içerik konusunda gerçekçi yaklaşımlarla mümkün olabilir” dedi. Özersay, Birleşmiş Milletler‘in (BM), Filistin’den Ukrayna’ya, son olarak da ABD-İsrail ve İran savaşına varıncaya kadar pek çok konuda anlamlı herhangi bir adım atamamış, gücünü ve etkisini yitirmiş bir uluslararası örgüt olduğunu savundu

Özersay: Ortada sonuç alıcı bir süreç dahi yokken 5+1 toplantısı prematüre şekilde duyurularak gereksiz bir beklenti yaratıldı

Yazılı açıklama yapan Özersay, Kıbrıs Rum basınına yansıyan ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın siyasi parti başkanlarıyla yaptığı toplantıda anlattıklarının henüz ortada bir sürecin olmadığını ancak doğru tasarlanmış ve sonuç alıcı bir süreç dahi yokken 5+1 toplantısının kamuoyuna prematüre şekilde duyurularak gereksiz bir beklenti yaratıldığını gösterdiğini savundu.

“Hristodulidis’in 2028’deki seçimler için yeni bir süreç başlatma ihtiyacı arttı”

“Peki bu neden yapılmıştır?” diye soran Özersay, cevabı şöyle verdi;

“Çünkü güneydeki Kıbrıs Rum meclis seçim sonuçlarıyla birlikte Kıbrıs Rum lideri Nikos Hristodulidis’in kendisinin 2028’deki seçimleri için yeni bir süreç başlatma ihtiyacı artmıştır. Dikkat edin, Kıbrıs sorununu çözme ihtiyacı artmamıştır, bir çözüm müzakere süreci başlatma ihtiyacı artmıştır.

Bu da sırf müzakere etmek için müzakere edilmesi, sonuç alınamayacak olan iyi tasarlanmamış olan bir sürecin sırf başlatılmış olsun diye başlatılması anlamına gelmektedir. Rum lider Kıbrıs Türk tarafını ve Türkiye’yi bu kadar yıldan sonra ‘federasyon müzakeresine oturtmayı başardım’ demek ve bu durumdan kendi seçiminde faydalanmak istemektedir. Yani nihai amacı Kıbrıs sorununun karşılıklı kabul edilebilir bir zeminde çözmek değil, bir süreç başlatmaktır…”

“Bizim tarafta da bu süreci seçimlerde kullanmak isteyen bir kesim var”

Bizim tarafta da özellikle bir sonraki genel seçimlerin öncesinde sonuç alıcı olmayacak dahi olsa, dostlar alış verişte görsün diye başlatılacak olan bir süreci kullanarak seçimlerde bundan kendine pay çıkarmak isteyen bir kesim olduğunu söyleyen Özersay, oysa Kıbrıs’ta herkesin yararın olan şeyin; yeni ve ilanihaye gidecek bir müzakere süreci değil kapsamlı ve kalıcı bir çözüm olduğunu belirtti.

Özersay, “O nedenle sırf KKTC’de yakında genel seçim var diye henüz olgunlaşmamış, ama özellikle de yöntem ve içerik konusunda bu kadar muğlaklığın olduğu bir söylentiler yumağı üzerinden umut tacirliği yapmaya çalışanların olması üzücüdür” dedi.

“Kıbrıs Türk halkı umut tacirliğine soyunarak siyasi rant elde etmeye çalışanlara prim vermeyecek”

Kıbrıs Türk halkının bu türden belirsiz ve spekülasyona dayalı yaklaşımlardan bir sonuç çıkmadığını defalarca acı şekilde tecrübe ettiğini ve ardı ardına hayal kırıklıkları yaşadığını belirten Özersay, bu hayal kırıklıklarında sadece Kıbrıs Rum siyasi liderliğinin değil ama özellikle de uluslararası toplumun ve Avrupa Birliği’nin yaklaşımlarının belirleyici olduğunu vurguladı.

Özersay, “Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının umut tacirliğine soyunarak Kıbrıs sorununun çözümünü değil sadece sonuçsuz müzakere süreçleri üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışan kesimlere bu geçmiş tecrübesi nedeniyle prim vermeyecektir. Kıbrıs sorununun çözümünde umut tacirliğine değil gerçekçi yaklaşımlara ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

“BM gücünü ve etkisini yitirmiş bir uluslararası örgüttür”

Özersay şöyle devam etti;

“Şu anda yaşanan tartışmalar BM’nin dünya politikasında giderek azalan önemi ve etkisi göz ardı edilerek doğru okunamaz.

BM Filistin’den Ukrayna’ya, son ABD-İsrail ve İran savaşına varıncaya kadar pek çok konuda anlamlı herhangi bir adım atamamış, gücünü ve etkisini yitirmiş bir uluslararası örgüttür.

Elbette bir süre sonra bu durum değişebilir ancak bugünün şartlarında üstelik de görev süresi dolmakta olan, sene sonu görevinden ayrılacak olan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorununu çözebilecek bir yeni süreç başlatması ve bunun sonuç alıcı olması ihtimali oldukça zayıftır.

Türkiye’nin özellikle Ankara’da yapılacak NATO zirvesi ertesinde nasıl bir konuma geleceği, Avrupa güvenliği bakımından ABD’nin giderek batı ittifakının çatırdamasına yol açan yaklaşımlarının devam edip etmeyeceği asıl belirleyici olacak olan unsurlardır.

“Kıbrıs sorununda umut tacirliğine değil gerçekçi yaklaşımlara ihtiyaç var”

Bu hususlar şekillenmeden yarım asırdan uzun süredir devam eden Kıbrıs sorununa bu şekilde yüzeysel yaklaşımlarla, çok sayıda belirsizliği içeren spekülatif laflarla; zamanı ve mevcut küresel gelişmeleri, güçler dengesini dikkate almadan çözüm bulacağını iddia etmek olsa olsa kendi siyasi kariyerine odaklanmış olan Kıbrıs Rum liderine ve bizde umut tacirliği yapmak isteyenlere hizmet eder.

Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm önemli ve gereklidir, öte yandan adadaki ve bölgedeki gerçekleri ve değişen güç dengelerini dikkate almayan hiçbir sürecin başarı şansı yoktur. Kıbrıs sorununda umut tacirliğine değil gerçekçi yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Kalıcı çözüm hem yöntem hem de içerik olarak gerçekçi yaklaşımlarla mümkündür, uyuşmazlığın taraflarına duymak istediklerini fısıldayan yüzeysel yaklaşımlara değil”















Başa dön tuşu