
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkan Vekili Asım Akansoy, uzun yıllardır görülmemiş ölçekte savaşların, güvenlik krizlerinin ve jeopolitik yeniden yapılanmanın yaşandığı ve Doğu Akdeniz’in enerji, güvenlik, ticaret yolları ve bölgesel dengeler bakımından bu dönüşümün en kritik merkezlerinden biri haline geldiği bir dönemde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs’a yapacağı ziyaretin “rutin bir diplomatik temas” olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Böylesi bir ortamda; Kıbrıs Türk halkının iradesinin doğru okunmasının ve kararlılıkla savunulmasının tarihsel bir sorumluluk olduğuna işaret eden Akansoy, “Hiçbir uluslararası aktör Kıbrıslıtürklerin yerine irade ortaya koyamaz” dedi
Akansoy: Uluslararası toplumun çözüm perspektifini koruduğu açıktır
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Akansoy, BM Genel Sekreteri Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde Kıbrıs’a yapacağı ziyaretin basına yansıması ve hemen öncesinde BM Güvenlik Konseyinin Kıbrıs konusunda gerçekleştirdiği kapalı bilgilendirme toplantısında müzakerelerin yeniden başlamasına verilen desteğin açık biçimde teyit edilmesinin, dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli gelişmeler olduğunu belirtti.
“Uluslararası toplumun çözüm perspektifini koruduğu açıktır” diyen Akansoy, bu tablonun Kıbrıs sorununun gündemden düştüğünü değil; aksine, değişen bölgesel ve küresel dengeler içerisinde yeniden önem kazandığını gösterdiğini kaydetti.
“Guterres’in Kıbrıs ziyaretini rutin bir diplomatik temas olarak değerlendirmek mümkün değil”
Bugün dünyanın, uzun yıllardır görülmemiş ölçekte savaşların, güvenlik krizlerinin ve jeopolitik yeniden yapılanmanın yaşandığı tarihsel bir dönemden geçtiğini, Doğu Akdeniz’in ise enerji, güvenlik, ticaret yolları ve bölgesel dengeler bakımından bu dönüşümün en kritik merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayan Akansoy, böyle bir ortamda Guterres’in Kıbrıs’a gerçekleştireceği ziyareti rutin bir diplomatik temas olarak değerlendirmenin mümkün olmadığını dile getirdi.
Akansoy, “Bu ziyaret, Kıbrıs meselesinin yalnızca iki toplum arasındaki bir sorun olarak değil, bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen stratejik bir başlık olarak ele alındığını göstermektedir” dedi.
“Kıbrıs Türk halkının iradesinin doğru okunması ve kararlılıkla savunulması tarihsel bir sorumluluktur”
Tam da bu nedenle, çözüm iradesinin yeniden güç kazandığı böylesi bir dönemde Kıbrıs Türk halkının ortaya koyacağı siyasi duruşun büyük önem taşıdığına işaret eden Akansoy, halkın geleceğe ilişkin beklentilerinin, BM Güvenlik Konseyi kararları ekseninde, uluslararası hukuk zemininde, siyasi eşitliği güvence altına alan, karşılıklı kabul edilebilir, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm yönünde olduğunu belirtti.
Akansoy, “Bu iradenin doğru okunması ve kararlılıkla savunulması tarihsel bir sorumluluktur. Birleşmiş Milletler’in çözüm yönündeki kararlılığını sürdürmesi ve Güvenlik Konseyinin bu yaklaşımı desteklemesi önemli olmakla birlikte, hiçbir uluslararası aktör Kıbrıslıtürklerin yerine irade ortaya koyamaz” dedi.
Akansoy, “Bugün, sağduyuyu, sorumluluğu ve ortak aklı öne çıkarmak artık bir tercih değil, geleceğimize karşı yerine getirmemiz gereken ortak bir yükümlülüktür. Bu nedenle ihtiyaç duyduğumuz şey, korkuların ürettiği siyaset değil; geleceği kurmaya odaklanan bir siyaset anlayışıdır” ifadelerini kullandı.




















