InstagramKıbrısManşetSiyaset

Elcil: NATO marifetiyle Yunanistan’a darbe yaptırıldı, Türkiye adayı böldü, İngiltere izledi







Arif Hasan Tahsin Vakfı Mütevvelli Heyeti Başkanı Şener Elcil, NATO marifetiyle Yunanistan‘a darbe yaptırılan, Türkiye‘ye de yüzde 37’sini işgal ve bölme görevi verilen Kıbrıs‘taki bu süreçte İngiltere‘nin ise seyirci olduğunu söyleyerek, Kıbrıs konusunun “güçlünün hukukunu dayattığı” bir sorun haline getirildiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres‘in adaya gelecek olmasını çok önemli bulduklarını belirten Elcil, Birleşik Kıbrıs-İki Toplumlu Barış İnsiyatifi’nin 28 Temmuz Salı günü düzenleyeceği eylemlere dayanışmalarını bildirdi

Elcil: Guterres’in gelişi kapalı kapılar arkasında sürdürülen diplomatik çalışmalarda birtakım gelişmeler olduğunu gösteriyor

Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi adına yazılı açıklama yapan Elcil, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Gutterres’in çok güçlü bir heyetle adaya yapacağı ziyaretin, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak, uzun bir süreden beri kapalı kapılar arkasında sürdürülen diplomatik çalışmalarda birtakım gelişmeler olduğunu gösterdiğini söyleyerek, yüzyıllarca birlikte, barış içinde yaşamış Kıbrıslıların, bölgede çıkarları olan emperyalist güçlerin planladığı ve onların bölgedeki işbirlikçileri tarafından sahnelenen kanlı oyunları yüzünden içine düşürüldükleri çıkmazın aşılmaz olmadığını vurguladı.

Ancak bu güne kadar sorunu yaratan dış güçlerin, kendi çıkarlarına uygun çözümleri Kıbrıslılara dayattığına dikkat çeken Elcil, 1960’ta NATO planlarına uygun şekilde geliştirilen ve Kıbrıs’a şartlı bağımsızlık getiren, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı ortak Kıbrıs Cumhuriyeti çözümünün, NATO’nun kurdurduğu yeraltı örgütlerinin kanlı terör faaliyetleri nedeni ile sürdürülemediğini dile getirdi.

“NATO marifetiyle Yunanistan’a darbe yaptırıldı, Türkiye adayı böldü, İngiltere izledi”

Yine NATO’nun marifeti ile 1974’te faşist Yunan cuntasına yaptırılan darbe ile Türkiye’ye adanın yüzde 37’sini işgal etme ve adayı ikiye bölme görevini yerine getirme fırsatı verildiğini belirten Elcil, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir diğer garantörü olan İngiltere’nin, sadece adadaki askeri üslerini düşündüğünden, gelişmeleri izlemekle yetindiğini kaydetti.

Elcil, “Tüm bu siyasi gelişmeler yaşanırken, milliyetçilik ve ırkçılık bataklığına saplanan Kıbrıslılar’ın kendi sorunlarına kendilerinin çözüm bulmalarına asla izin verilmemiştir” dedi.

“Kıbrıs konusu, ‘güçlünün hukukunu dayattığı’ bir sorun haline getirildi”

Birleşmiş Milletler’in “iyi niyet misyonu” çerçevesinde, tarafları biraraya getirmek ve soruna çözüm bulmakla ilgili çabalarını sürdürmekle birlikte, Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs konusunda alınan kararların hayata geçmesi ile ilgili yeterli ağırlığı koyamadığını söyleyen Elcil, “Güçlünün hukuku dayattığı” bir sorun haline getirilen Kıbrıs konusunun, Türkiye’nin uluslararası hukuku ve altına imza koyduğu antlaşmaları açık açık çiğnemesine ve Kıbrıslı Türkleri Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği çatısından uzaklaştırarak, adayı kalıcı bölünmeye yönelik bir hedefe doğru gittiğine işaret etti.

Elcil, “Türkiye, 4 Mart 1964’te alınan 186 sayılı Birleşmiş Milletler kararına destek vererek, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde de, Kıbrıslı Türkleri dışta tutan siyasetle ve adanın kuzeyine yönelik devam ettirdiği kolonicilik faaliyetleri ile çözüm konusunda samimi olmadığını göstermektedir” dedi.

“Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Helen ırkı temelinde bir devlete dönüştürülmesi açık bir hukuk ihlalidir”

Elcil şöyle devam etti;

“Türkiye’nin izlediği ayrılıkçılık stratejisinden yararlanan Kıbrıslı Rum elitleri ise, 1960 ortaklık devletini Kıbrıs Türk toplumu ile paylaşmayan bir siyaset izlemelerinden dolayı, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Helen ırkı temelinde bir devlete dönüştürmeleri kabul edilemez, açık bir hukuk ihlalidir.

Türkiye’nin, yıllardan beri karşı tarafı suçlama üzerinden geliştirdiği ‘iki ayrı devlet’ (Taksim) talebi ile Kıbrıs’ın kuzeyini uluslararası hukukuka aykırı olarak kolonize etme faaliyetleri, Crans Montana zirvesi sonrası daha da artmıştır.

“Türkiye tarafından, Kıbrıs Türk toplumunun siyasi iradesi ortadan kaldırıldı”

Adanın kuzeyine sistematik nüfus taşınarak, dağıtılan vatandaşlıklar ve Türkiye’nin seçimlerimize asker-sivil bürokratlarını kullanarak yaptığı doğrudan müdahaleler nedeni ile Kıbrıs Türk toplumunun siyasi iradesi ortadan kaldırıldığı için görüşme masasında, Kıbrıslı Türklerin temsiliyeti tamamen sembolik hale gelmiştir. Kıbrıslı Türkler, görüşme masasındaki al–ver sürecinde, Türkiye’nin ‘siyasi rehinesi’ durumuna düşürülmüştür.

Kapalı kapılar arkasında devam eden pazarlıklara katılanların verdiği mesajlar, Kıbrıs sorununa yine dıştan bir çözüm arandığı izlenimini güçlendirmektedir.

“Güvenlik ve garanti sistemi askeri varlıkla sürdürülemez”

Ancak, 1968 yılından beri devam eden, BM öncülüğündeki görüşme süreçlerinde iki tarafın uzlaşıya vardığı genel çerçeve, toplumların siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu, iki kesimli, tek egemenliği, tek vatandaşlığı ve tek uluslararası temsiliyeti olan Birleşik Federal Kıbrıs Cumhurıyeti’ni öngörmektedir.

Bu temelde bir çözümde adadaki yabancı güçlerin ve askerlerin varlığına yer olmamalıdır. Güvenlik ve garanti sistemi askeri varlıkla sürdürülemez. İki toplumun sosyal, kültürel kaynaşması, ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi ve evrensel değerleri içeren, ırkçılıktan, milliyetçilikten ve şövenizmden arınmış ortak eğitim sistemi ile iki toplumun birbirine güveni artırılabilir.

“Birleşik Kıbrıs-İki Toplumlu Barış İnsiyatifi’nin düzenleyeceği eylemlere dayanışmamızı vurgularız”

Crans Montana’da anayasal konularda iki tarafın uzlaşıya vardığı, sorunun Kıbrıslıların iradesi dışında, garantörlerin sorumluğunda olan güvenlik ve garantiler konusundan kaynaklandığı bilinmektedir.

Genel Sekreterin gelişini çok önemli bulmakla birlikte, görüşmelerin Kıbrıslıların görüşlerini dikkate alan, Birleşmiş Milletler kararlarında belirtilen, ve Crans Montana’da bırakıldığı yerden başlanarak, sonuç alıcı bir sürece desteğimizi ifade eder, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin adamıza yapacağı ziyarette Birleşik Kıbrıs-İki Toplumlu Barış İnsiyatifi’nin 28 Temmuz Salı günü düzenleyeceği eylemlere dayanışmamızı vurgularız”















Başa dön tuşu