InstagramKıbrısManşetYaşam

Tuğcu: Münferit bir kaza değil; ihmal, denetimsizlik ve sorumsuzluğun en ağır sonucu







Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-sen) Başkanı Ahmet Tuğcu, Tarım Bakanlığı‘na bağlı Toprak Ürünleri Kurumu‘na ait Kumyalı‘daki buğday silosunun çökmesi ve 46 yaşındaki emekçi Lokman Hacıhasanoğlu‘nun iş cinayetine kurban gitmesinin siyasi sorumluluğunun Ünal Üstel hükümetine ait olduğunu vurguladı.

Uzun süredir kamu kurumlarının gerekli yatırımlardan mahrum bırakıldığını, bakım ve onarım çalışmalarının ihmal edildiğini ve liyakat yerine siyasi sadakat esas alınarak atamalar yapıldığını, bu nedenle de  kurumsal yapının zayıflatıldığını söyleyen Tuğcu, bu durumun çalışanların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiğini belirtti

Tuğcu, bunun münferit bir “kaza” olmadığını dile getirerek, siloya ilişkin tüm bakım ve periyodik kontrol kayıtlarının, teknik denetim raporlarının ve risk değerlendirmelerinin kamuoyuyla eksiksiz paylaşması gerektiğini söyledi

Tuğcu: Münferit bir kaza değil ihmal, denetimsizlik ve sorumsuzluğun en ağır sonucu

Yazılı açıklama yapan Tuğcu, Kumyalı’da meydana gelen elim iş cinayetinde yaşamını yitiren emekçi Lokman Hacıhasanoğlu’na Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, çalışma arkadaşlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diledi.

Kamu kurumu olan Toprak Ürünleri Kurumu’na (TÜK) ait 2 bin 500 ton kapasiteli buğday silosunun çökmesi sonucu göçük altında kalarak yaşamını yitiren Lokman Hacıhasanoğlu’nun ölümünün; münferit bir kaza olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Tuğcu, bu acı olayın; kamu yönetiminde yıllardır süregelen ihmal, denetimsizlik ve sorumsuzluğun en ağır sonuçlarından biri olduğunu söyledi.

“Çalışanların yaşam hakkı doğrudan tehdit altında”

Tuğcu, “Uzun süredir kamu kurumları gerekli yatırımlardan mahrum bırakılmakta, bakım ve onarım çalışmaları ihmal edilmekte, liyakat yerine siyasi sadakat esas alınarak yapılan atamalar nedeniyle kurumsal yapı zayıflatılmaktadır” dedi.

Bunun bedelini ise her geçen gün emekçilerin canlarıyla ödediğini belirten Tuğcu, özellikle yüksek risk taşıyan teknik iş yerlerinde bilimsel kurallardan uzak yönetim anlayışının, yetersiz denetim ve iş sağlığı ile güvenliğine gereken önemin verilmemesinin, çalışanların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiğini dile getirdi.

Tuğcu, “Bir kez daha hatırlatıyoruz: İş cinayetleri kader değildir. Gerekli teknik yatırımların yapılması, düzenli bakım ve periyodik kontrollerin eksiksiz gerçekleştirilmesi, bağımsız ve etkin denetim mekanizmalarının işletilmesi hâlinde bu tür faciaların önüne geçmek mümkündür” dedi.

“Teknecik’te de facianın eşiğinden dönüldü”

Bu nedenle hükümetin; söz konusu siloya ilişkin tüm bakım ve periyodik kontrol kayıtlarını, teknik denetim raporlarını ve risk değerlendirmelerini kamuoyuyla eksiksiz paylaşması, olayın tüm yönleriyle bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasının sağlanması gerektiğini belirten Tuğcu, henüz geçtiğimiz aylarda Teknecik Elektrik Santrali’nde yaşanan olaylarda, iki ayrı makinenin toplam ağırlığı bin 300 kilogramı aşan biyel kollarının ve karşı ağırlıkları makine dışına fırladığını ve çalışanların yalnızca büyük bir şans sayesinde hayatta kaldığını hatırlattı.

Tuğcu, “O gün yaşanabilecek büyük bir facianın eşiğinden dönülmüş; gerekli önlemlerin alınması, ihmallerin giderilmesi ve kamu kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yeniden tesis edilmesi gerektiği defalarca dile getirilmiştir. Ne yazık ki bu uyarılar dikkate alınmamış, bugün ise ihmaller zincirine bir emekçi daha kurban verilmiştir” dedi.

“Ünal Üstel hükümeti siyasi sorumludur”

Çalışanların yaşam hakkını koruyamayan, kamu kurumlarını yatırımsız ve bakımsız bırakan, liyakat yerine siyasi kadrolaşmayı tercih eden ve iş sağlığı ile güvenliğini göz ardı eden Ünal Üstel hükümetinin, bu tablonun siyasi sorumluluğunu taşıdığına işaret eden Tuğcu, siyasi sorumluluğun gereğinin ise hesap vermek ve görevden ayrılmak olduğunu vurguladı.

Tuğcu, “Bu nedenle hükümeti sorumluluğunu üstlenmeye ve derhâl istifa etmeye çağırıyoruz. Hiçbir emekçi, evine ekmek götürmek için çıktığı işten tabutla dönmemelidir. Yaşam hakkı, en temel insan hakkıdır ve hiçbir idari ihmalin, siyasi tercihin veya yönetim zafiyetinin gölgesinde bırakılamaz” dedi.

“Bir canın daha ihmaller nedeniyle yitirilmesine asla sessiz kalmayacağız”

Yaşanan bu acının üzerinin örtülmemesi gerektiğini, olayın tüm sorumlularının hukukun önünde hesap vermesi gerektiğini ve ihmali bulunan herkes hakkında gerekli işlemlerin gecikmeksizin başlatılmalsı gerektiğini vurgulayan Tuğcu şunları söyledi;

“Aynı zamanda kamu kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği standartları uluslararası normlar doğrultusunda yeniden yapılandırılmalı, bağımsız denetimler etkin şekilde uygulanmalı ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için gerekli tüm tedbirler vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.

Lokman Hacıhasanoğlu’nun anısı önünde saygıyla eğiliyor, ailesinin ve tüm emekçilerin acısını yürekten paylaşıyoruz. Bir canın daha ihmaller nedeniyle yitirilmesine asla sessiz kalmayacağız”















Başa dön tuşu