Öztürkler: Sürece güveniyorum. Hukuk neyi gerektiriyorsa ortaya çıkacaktır

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Girne Kadın Kolları eski Başkanı Fatoş Ünal‘ın yargılandığı sahte diploma davasının bugünkü duruşmasında; okulun eski ortağı 15 yıl hapis alarak cezaevinde tutuklu bulunan Serdal Gündüz‘le yaptığı telefon görüşmesinin dökümlerinin emare olarak sunulmasına, “üniversitelerle yaptığım rutin görüşmeler” dese de; Öztürkler o tarihte Yüksek Öğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü değildi
Öztürkler: Bu temaslar kamusal görevimin doğal ve zorunlu bir parçasıdır
Güzelyurt Kaza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada, tahkikat polisinin sunduğu emarelerden biri de; Fatoş Ünal’a diploma hazırlandığı ve mezun edildiği gün içinde; Serdal Gündüz’ün Ziya Öztürkler ve Fatoş Ünal’la yaptığı telefon görüşmelerinin dökümleriydi.
Dökümlere göre; Serdal Gündüz’ün, öğrenci işlerinde görevli Gökçe Ünal’a; “Beni çok sıkıştırıyorlar, Fatoş Ünal’ın diplomasını hazırlamamız gerekiyor” mailini atmadan önce; önce Ziya Öztürkler sonra da Fatoş Ünal tarafından arandığı anlaşılmıştı.
Öztürkler haberlere cevaben şu Sim TV’de şu açıklamayı yaptı;
“Güzelyurt Kaza Mahkemesinde bugün görülen duruşmada, geçmiş döneme ilişkin bazı telefon görüşmelerimin gündeme geldiğini öğrendim.
Şunu açık ve net şekilde ifade etmem gerekir; O dönemde görevim gereği, yalnızca Serdal Gündüz ile değil; KKTC’deki tüm üniversitelerin rektörleri, yöneticileri ve yetkilileriyle sürekli ve rutin iletişim hâlindeydim.
Bu temaslar, kişisel değil; tamamen kamusal görevimin doğal ve zorunlu bir parçasıdır. Hiçbir zaman herhangi bir kişi için hukuka aykırı bir sürecin içinde olmadım.
Ayrıca İçişleri Bakanı olarak görev yaptığım süre boyunca da, Muhaceret Dairesi bakanlığımıza bağlı en yoğun ve en hassas birimlerden biri olmuştur.
Yükseköğretim alanındaki bürokratik geçmişimin kazandırdığı kurumsal disiplin ve idari refleksle, bu alanda da her zaman titizlikle hareket ettim.
O dönemde gerçekleşmiş olabilecek her türlü temas da, yine bu görev sorumluluğu ve kamu düzeni anlayışı çerçevesindedir.
Bugün dahi, geçmişte yükseköğretim alanında edindiğim birikimi ve İçişleri Bakanlığı döneminde kazandığım idari tecrübeyi, devletin ihtiyaç duyduğu her alanda paylaşmaya ve katkı sunmaya hazırım.
Daha önce yapmış olduğum açıklamada da belirttiğim üzere, söz konusu davada geçen tarafıma yöneltilen iddialar, mesnetsiz, karalayıcı ve gerçeği yansıtmamaktadır.
Devlette görev yaptığım süre boyunca hiç bir üniversite Rektörü ya da sorumlusu ile hak edilmemiş bir diplomanın veya vatandaşlığın verilmesi ile ilgili bir temasım, bir telkinim ve de talebim olmamıştır.
Bu ülkenin kurumlarına, adaletine ve sağduyusuna güvenim tamdır. Sürece güveniyorum. Hukuk neyi gerektiriyorsa ortaya çıkacaktır”



















