
Kıbrıs‘ın kuzeyine de dayatılan Türkiye eğitim sistemi: Adıyaman’da öğrenciler; “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) kapsamında camide bir araya getirildi. Kentteki iki imam hatip lisesinde ise yerli malı haftası kapsamında öğrencilere yönelik “silah ve zırhlı araç sergisi” yapıldı
Silah, zırhlı araç, camide vaaz…
Cumhuriyet’in haberine göre; Adıyaman’da öğrencilerin de içinde bulunduğu üç etkinlik dikkat çekti. İlki, din görevlilerinin okullara girmesini sağlayan ÇEDES programı kapsamında yapıldı. ‘Gençlik Buluşması’ adı altında öğrenciler kentteki Meydan Cami’sinde bir araya getirildi. Camide, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin öneminin konuşulduğu’ duyuruldu.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda düzenlendiği açıklanan bir başka etkinlik ise Gölbaşı Mehmet Tevfik Göksu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirildi.

Okulda düzenlenen ‘12-18 Aralık Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası’ kapsamında ‘Yerli üretim, güçlü gelecek’ sloganı adı altında öğrencilere yönelik ‘silah sergisi’ yapıldı. Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu anları ‘Mehter Marşı’ eşliğinde, kendi resmî sosyal medya hesabında paylaştı.
Kentteki başka bir okul olan TOBB Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde de öğrencilere zırhlı araçların tanıtımı yapıldı. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay etkinlikleri Cumhuriyet’e değerlendirdi.
“ÇEDES’le kamusal eğitim dinselleştirildi”
Öğrencilerin; ‘eğitim’ adı altında cami avlusunda hizaya sokulduğunu ve ‘Yerli Malı Haftası’ denilerek silahların sergilendiği masaların önünde dolaştırıldığını ifade eden Özbay, “Bu çocuklara ne öğretiliyor, hangi değerler normalleştiriliyor? ÇEDES adı altında yürütülen uygulamalar, çocukların eğitimi değil; kamusal eğitimin sistematik biçimde dinselleştirilmesidir. Devlet okullarında okuyan öğrencilerin camilere götürülmesi, ‘maneviyat’ gibi süslü kelimelerle gizlenmeye çalışılsa da, laik eğitime açık bir müdahaledir.

Devletin görevi çocuklara dini telkin vermek değil; bilimsel, eleştirel ve özgür düşünceyi öğretmektir. İnanç eğitimi ailelerin tercihidir, devletin değil.
Bu yaklaşım, toplumun inanç bakımından tek tip olduğu varsayımına dayanmakta; yurttaşların farklı inançlara sahip olabileceği, inanç düzeylerinin ve yaşam tercihlerinin aynı olmayacağı gerçeğini yok saymaktadır. Kamusal eğitim, belirli bir inancı ya da inanç pratiğini esas alamaz; tüm çocuklar için eşit, tarafsız ve özgür bir alan olmak zorundadır” dedi.




















