EkonomiInstagramKıbrısManşet

Erşangil: Emekçilerden fedakarlık bekleyenler sözümüz; Feda bize, kâr size kalmayacak







Eşit Hak ve Adalet Sendikası (HAKSEN) Başkanı Salih Erşangil, maaşlara Hayat Pahalılığı yansıtılmasıyla ilgili; “yılın ilk üç ayında gerçekleşen TÜFE oranında artırılıp bir sonraki artışın 9 ay sonra gerçekleşmesi” önerisinin, sermaye için yapıldığını, emekçiden fedakârlık beklendiğini belirtti

Erşangil: Maaşlardaki düzenlemenin gerekçesi Orta Doğu’daki savaş olarak gösterildi

Erşangil, Maliye Bakanlığı’nca Meclis’e, Hayat Pahalılığı maaş artışının, yılın ilk üç ayında gerçekleşen TÜFE oranında artırılıp bir sonraki artışın 9 ay sonra gerçekleşmesi hakkında yasa tasarısı getirildiğini hatırlattı, ilgili önerinin gerekçelerinin aktarılması için aralarında HAKSEN yöneticilerinin de olduğu sendika temsilcilerinin, Bakanlığa çağrıldığını ve Maliye Bakanı Özdemir Berova’nın hangi gerekçelerle böyle bir karar alındığı hakkında bilgilendirme yapıldığını belirtti.

Erşangil, “Sayın Bakan bu kararın gerekçesini İran’a yapılan ABD ve İsrail saldırganlığı sonucunda yaşanan petrol krizi ile akaryakıt maliyetlerindeki artışın küresel ölçekte durgunluğa ve enflasyona yol açacağının ve bu dönemde yaşanacak ekonomik ‘belirsizliklerin’ bertaraf edilmesi için böyle bir karar alınmak istendiğini aktarmıştır. Ayrıca bu ‘belirsizliklerin’ savaşın yakın bir dönemde bitebileceği varsayımı ile 9 ay içerisinde sonlanabileceği tespitinde bulunmuştur” dedi.

“Bakan, uygulamanın hayat pahalılığını azaltmak için yapıldığını savundu”

Erşangil şöyle devam etti;

“Sendika temsilcilerimiz bu gerekçeler hususunda söz almış ve sayın Bakana hayatın ucuzlatılması için herhangi bir tedbir alınıp alınmadığı sormuştur. Ayrıca eğer bu savaşın kısa vadede sonlanabileceği öngörüsünde bulunuluyorsa bu yasaya ne gerek olduğu sorgulanmıştır.

Bakan bu sorularımız üzerine bu yasa tasarısının tam da hayat pahalılığını azaltmak için uygulanan bir tedbir olduğunu, hayat pahalılığı üzerindeki asgari ücret ve diğer ücret etkisini azaltmak adına böyle bir karar aldıklarını deşifre etmiştir.

“Amaç; sermayenin kâr olanaklarının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasıdır”

Sendikamız ve tüm bilim dünyası, çalışan ücretlerini TÜFE artışının temel sebebi olarak görmemektedir. Anlaşılan odur ki böyle bir kararın alınmak istenmesindeki temel sebep, kamu maliyesi üzerindeki yükten ziyade asgari ücretin uzun erimli değer kaybı yaşayarak işçilik maliyetlerinin düşmesi ve sermaye sınıfının kâr olanaklarının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasıdır.

Sayın Berova’nın bahsettiği belirsizlikler ise tam da sermaye sahiplerinin yaşayabileceği belirsizlikleri tarif etmektedir. Bu yasa tasarısı ile sermaye sahiplerinin önündeki belirsizlikler emekçilerin üzerine yıkılmak istenmektedir.

“Belirsizlikler, çalışanın üzerine yıkılmak isteniyor”

Yüksek enflasyonist bir dönemin oluşacağı öngörüsü ile tüm ücretli çalışanların ücret artışına tabi tutulmadan açlık ve yoksulluk şartlarında çalışmaya mahkum edilerek emeğin payı bilinçli bir şekilde daraltılmak istenmektedir.

Kısacası yasa tasarısıyla sermayenin önündeki belirsizliklerin ortadan kaldırılıp emekçilerin üzerine kirasını ödeyip ödeyemeyeceği belirsizliği, okula gönderdiği çocuğuna harçlık verip veremeyeceği belirsizliği, arta kalan parasının yakıt veya ulaşım giderlerinin karşılayıp karşılamayacağı belirsizliği gibi insanca yaşam şartlarından uzak belirsizlikler yıkılmak istenmektedir.

Bakan bu yasa tasarısıyla bu ülkenin büyük bir çoğunluğuna küçük bir azınlığın servetine zarar gelmemesi adına onların yaşamak istemediği belirsizlikleri yıkmak istemektedir.

Oysa bu tarz kriz koşullarında yapılması gerekenler bellidir; Hayat pahalılığını azaltmak için kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması, halkın toplu ulaşıma erişimi için yatırımların ve teşviklerin yapılması, sağlık ve eğitim giderlerinin azaltılması için kamunun sunduğu hizmetlerin güçlendirilmesi ve ucuz enerjiye erişim için alternatif enerji kaynakları altyapısının acilen kurulması gerekmektedir.

“Bu, ‘Alttakinin canı çıksın yeter ki güçlünün yanına kâr kalsın’ anlayışıdır”

Devletin asli görevi niteliğindeki bu hizmetleri hesaba katmadan ekonomik krizin faturasını ilk önce emekçilerin üzerine yıkma fikri bugün Hürmüz Boğazı‘nın kapanıp petrol krizi çıkartan narsist ABD yönetiminin ve ırkçı ve hasta ruhlu Siyonist fikirlerin de temelini oluşturmaktadır.

‘Alttakinin canı çıksın yeter ki güçlünün yanına kâr kalsın’ anlayışı bugün yaşanan krizin tam da gerçek nedenidir. Tüm bunlar olurken emekçilerden fedakarlık bekleyenler için sözümüz şudur; Feda bize, kâr size kalmayacak”













Başa dön tuşu