GüncelInstagramKıbrısManşetSiyasetYaşam

Ersoy: Kişilerin inançlarıyla bir sorunumuz yok, inanç bir toplumsal norm halinde topluma dayatılmadığı sürece kabuldür






Başörtüsü meselesinin özgürlükler üzerinden de tartışıldığını ifade eden Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Umut Ersoy, burada başörtüsü meselesinin yetişkinler üzerinden konuşulmadığını eğitim kurumlarındaki çocuklar üzerinden konuşulduğunun altını çizdi

Ersoy: Dinsel gericilik neoliberal politikalarla dünyanın her yerinde gelişiyor

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Umut Ersoy ve Parti Meclisi Üyesi Cansu N. Nazlı, Emeğin Gündemi programına katılarak “Eğitimde Başörtüsü Tartışmaları” konu başlığını irdelediler.

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Umut Ersoy programda yaptığı açıklamalarda, dinsel gericiliğin doğrudan Türkiyelilik, Kıbrıslılıkla veya diğer farklı kimliklerle ilgisi olmadığını, dinsel gericiliğin özellikle neoliberal politikalarla birlikte belirli toplumsal koşullarda dünyanın her yerinde geliştiğini kaydetti. Dinsel gericiliğin hangi koşullarda kendini beslediğini, büyüttüğünü tespit etmek önemlidir diyen Ersoy, tespit ettikten sonra da oraya müdahale edip sorunu çözmemiz gerekiyor dedi.

Kimlik ya da kültürel tartışmalara sıkıştırmamamız gerektiğinin altını çizen Ersoy, konuya bu şekilde bakmak konunun özünden uzaklaşmamıza neden olmaktadır şeklinde konuştu. Dinsel gerici dayatmaların Ankara hükümetleri tarafından on yıllardır bu topluma dayatıldığını bildiğini belirten Ersoy, egemenlerle halkları birbirinden ayırmamız gerekiyor dedi.

“Toplumsal olmayan, eşitlikle buluşmayan bir özgürlükten bahsedemeyiz”

Başörtüsü meselesinin özgürlükler üzerinden de tartışıldığını ifade eden Ersoy, burada başörtüsü meselesinin yetişkinler üzerinden konuşulmadığını eğitim kurumlarındaki çocuklar üzerinden konuşulduğunun altını çizdi. Özgürlüğü öncesinde tanımlamamız gerekiyor diyen Ersoy, özgürlüğün herkesin canının çektiğini, istediğini istediği gibi yapmak üzerinden okunduğunu belirtti.

Çocuk işçi çalıştırmak bir özgürlük konusu olabilir mi diye soran Ersoy, çocukların özgürleşmesi için bunun yasak olduğunu ifade etti. Ersoy, özgürlükler ancak toplumsal yaşamın içerisinde düşünülebilir ve toplumsal olmayan, eşitlikle buluşmayan bir özgürlükten bahsedemeyiz dedi. Üzerinde konuştukları şeyin çocukların okullardaki kıyafetleri olduğunu vurgulayan Ersoy, her yerin kendi ihtiyaçlarına yönelik kıyafet yönetmeliği olduğunu belirtti.

Ersoy, esas meselenin soyut düşünme becerisi gelişmemiş çocukların, esas bilişsel gelişimini yaşaması için gerekli koşulların yaratılması ile ilgili olduğunu aktardı.

“Kişilerin inançlarıyla bir sorunumuz yok, inanç bir toplumsal norm haline gelip topluma dayatılmadığı sürece kabuldür”

Kişilerin inançlarıyla bir sorunumuz yok diyen Ersoy, insanların inanç özgürlüğüne, istediklerine inanabilecekleri bir özgürlüğe sahip olmaları gerektiğini savunuyoruz dedi. Elbette inanç bir toplumsal norm haline gelip topluma dayatılmadığı sürece kabuldür diyen Ersoy, siyasal islamın da aynen bunu yapmaya çalıştığını ifade etti.

Ersoy, Kemalist laiklik veya yobaz sekülerliğin de çok tepeden inen, yasakçı, biçimci bir yaklaşım olduğunu belirtti. Yoksullaşma ve muhafazakarlaşmayla birlikte neoliberal politikaların hep birlikte ilerlediğine bir kez daha dikkat çeken Ersoy, insanlar ne kadar yoksul ve çaresiz duruma düşürülürse bir o kadar dine sarılıp bunu merhem edinebileceklerini biliyoruz dedi.

“Devrimci laikler, bilimi halkın çıkarına kullanır”

Bilimi, bilimsel düşünceyi sevdiğimizi söylüyoruz diyen Ersoy, devrimci laikliğin bir anlamda bu şekilde hayat bulduğunu söyledi. Ersoy bu dünyadaki sorunların çözümlerinin yine bu dünyada olduğunu ve bilimsel yollarla tartışarak cevabın bulunabileceğini belirtti. Bilimi zenginler ve sermaye kısmının karlarına kar katmak için çok iyi kullandığını ifade eden Ersoy, devrimci laiklik ise bilimi halkın çıkarları için kullanmanın peşinde olduğunu vurguladı.

Özkızan: Toplumun gericileşmesinin önünün açılması kabul edilemez

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan programdan yaptığı açıklamalarda, güncel başörtüsü tartışmasının kendileri için islam dini veya herhangi bir dinin tartışması olmadığını, kişilerin inançlarına saygı duyduklarını, vurgulamak istediklerinin ortaokul yaşındaki çocukların eğitimi ve haklarıyla ile ilgili olduğunu belirtti.

Özkızan, laiklik meselesini basit bir Kıbrıs sorunu uzantısı gibi görmek, Kıbrıs sorununu çözersek böyle bir sorunun ortada kalmayacak düşüncesinde olmak sıkıntılıdır ifadelerini kullandı. Özkızan ayrıca, bu tartışmayı Türkiyelilik ve Kıbrıslılık taştırmasına çekmenin de anlamsız olduğuna dikkat çekti.

“Tarikatlar zenginliklerine zenginlik katıyor”

Özkızan, yanı başımızda bir Türkiye gerçekliği var, dininiz mezhebiniz ne olursa olsun halkı ciddi bir yoksulluk içinde olduğunu, küçük bir azınlığın ise zenginleşmeye devam ettiğini söyledi. Verilere bakıldığında gelir eşitsizliğinin dünyadaki ortalamanın çok ciddi bir şekilde üzerinde olduğuna dikkat çeken Özkızan, tarikatların da zenginliğine zenginlik kattığını vurguladı.

Gerçekte varmak istediğimiz toplumun bu olmadığını belirten Özkızan, toplumun gericileşmesinin önünün açılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bir insanın dini inançlarını yaşaması toplumdaki bütün hakları, kuralları ve yasaları delmeye kadar götürecekse buna da mı saygı duyacağız diyen Özkızan, sınırları nereden çekmemiz gerekiyor sorusunu sordu.

Türkiye’de siyasal islamcıların sınırı hiçbir yerde çekmediğini vurgulayan Özkızan, 25 yıl önce kendi seçilme hakkı elinden alınan Erdoğan, şimdi kendisi en büyük rakibini seçimden el çektirdi dedi. Özkızan, özgürlükçüyüz ama asla buna izin vermeyeceğiz diye de sözlerine ekledi.

“Kıbrıs’ta tarikatlar muazzam kaynaklara sahip”

Kıbrıs’ta da Türkiye’deki durumun bir benzerinin yaşandığını belirten Özkızan, devletin okul yapmaya gücü veya kaynağı olmadığını, ancak tarikatların muazzam kaynaklar biriktirdiğini söyledi.

Her özgürlük beraberinde bir sorumluluğu, insan haklarını çocuk haklarını korumayı gerektirir diyen Özkızan, yasakçı zihniyetle belirli kuralların konulmasını birbirine karıştırmamamız gerektiğini anlattı.

Nazlı: Kıbrıs’ın kuzeyinde çocukları ihmal ve istismardan koruyacak bir devlet mekanizması yok

Parti Meclisi Üyesi Cansu N. Nazlı programda yapmış olduğu açıklamalarda, yetişkin bir kadının başörtüsü hakkında tartışmadıklarını, 18 yaş altı herkes hem çocuk hakları sözleşmesine göre hem de mevzuatımıza göre çocuk kabul edildiğini, bu yüzden çocukların eğitimi, maruz kaldıkları ayrımcılıkları ve temel haklara erişim noktasında uğradıkları ayrımcılık üzerinden konuşmaya çalıştıklarını dile getirdi.

Kıbrıs’ın kuzeyinde çocukları ihmal ve istismardan koruyacak bir devlet mekanizmasının olmadığına vurgu yapan Nazlı, bütün çocukların güvencesiz yaşadığını söyledi. Yasal olarak ülkede yaşayan bütün çocukların sorumlusu ebeveynlerden önce sosyal hizmetlerdir diyen Nazlı, ancak sosyal hizmetlerde uzun yıllardır devam personel eksikliği ve yetersiz bütçe yüzünden istismara uğrayan engelli çocukları bile ailesinden koruyamadığını belirtti.

“Başörtüsü meselesi kız çocukları açısından eşitsiz ve ayrımcı bir uygulamaya neden olur”

Eğitimin 15 yaşına kadar zorunlu, 18 yaşına kadar da kamusal ücretsiz bir hak olduğunu hatırlatan Nazlı, başörtüsü meselesinin kız çocukları açısında eşitsiz ve ayrımcı bir uygulamaya neden olacağını dile getirdi.

Çocukların gelişim çağında özellikle dini eğitim verilmesinin aslında, özellikle soyut düşünce becerisi gelişmemiş ise bunun bir istismar olduğunu açıklayan Nazlı, okullarda verilen dini eğitimde belli bir dinin belli bir mezhebinin anlatıldığını, bu eğitimin de pedagojik formatta verilmediğini söyledi.

Okullarda din derslerinin din sosyolojisi- felsefesi biçiminde, sosyoloji felsefe grubu öğretmenleri tarafından verilmesi gerektiğinin altını çizen Nazlı, kesinlikle seçmeli olması gerektiğini de ekledi.

Kayıt dışı, yasal olmayan kuran kurslarına da değinen Nazlı, çocuğun kimliğinin oluştuğu ergenlik yaşında, çocuklara dini eğitimin verilmesinin olumsuz etkiler yaratabileceğini, bir istismar olduğunu dile getirdi. Şu an bir ortaokulda yaşanan başörtüsü meselesinin, zorunlu eğitim çağındaki biz kız çocuğunun yaşadığını ifade eden Nazlı, kız çocuğunun gelişim yaşında, bu düzenlemeyle, kaotik ve istismara açık hale gelebilecek bir duruma sokulduğunu aktardı.

“Devletin eğitim alanını boş bırakması tarikatlara ve kuran kurslarına talebi artırdı”

Nazlı, neoliberal, muhafazakar politikaların ülkemizdeki izdüşümünün çok çeşitli alanlarda olduğunu, sosyal hizmetlerin güçsüz hale getirilmesi de bu politikaların sonuçlarından biri olduğunu söyledi.

Nazlı, devletin sosyal destek sağlaması gerekirken birçok alandan çekilip bunu özel hayır kurumlarına bırakmasının da yanlış olduğuna değindi. Çocukların dini tarikatlar üzerinden kuran kurslarına veya dini etkinliklere katılmalarının gelişimleri açısından sakıncalı olduğu konusuna ek olarak, devletin bu alanı boş bırakması, eğitimin belirli günler dışında öğlene kadar olması dini tarikatlara ve kurslara talebin daha çok artmasına neden olduğunu söyledi.

“Çocukların okul saatleri dışında bilim, spor ve kültürel faaliyetlerle vakit geçirebileceği ücretsiz kamusal etüt merkezleri şarttır”

Çocukların okul saatleri dışında bilim, spor ve kültürel faaliyetlerle vakit geçirebileceği ücretsiz kamusal etüt merkezleri olmadığı takdirde özellikle yoksul ailelerin çocuklarının kuran kursu gibi yerlere gönderileceğine dikkat çeken Nazlı, burada o yüzden neoliberal vurgusunun önemli olduğunun altını çizdi.

Nazlı, devletin, çocukların okul dışında da vakit geçirebilecekleri kamusal ücretsiz etüt merkezleri kurması gerektiğini vurguladı. Kamusal ücretsiz etüt merkezlerinin olmayışı, düşük ücret, uzun ve güvencesiz çalışma saatleriyle birleşince yoksul bir ailenin çocuğunu özel etüt merkezine yazdırmasının ne kadar zor olabileceğine değindi.

“Ek bütçelerle Evkaf ve Din İşleri Dairesi’ne milyonlar aktarılıyor”

Ek bütçelerle Evkaf ve Din işleri Dairesi’ne Sosyal Hizmetlere ayrılandan çok daha fazla milyonlar akıtıldığını ifade eden Nazlı, sosyal hizmetlerin yasa gereği destek vermesi gereken ancak destek veremediği ailelere ve yoksul insanlara evkaf idaresinin yardım ve iyilik başlığı altında destek olduğunu söyledi. Gerici politikaların hedefinde kadınlar olduğu kadar çocukların da olduğunu vurgulayan Nazlı, devlet tarafından korunmayan çocukların ciddi anlamda ihmal ve istismara uğrama riskini artırdığını belirtti.

“Çocuk İzlem Merkezleri kurulmalı”

Çocuk İzlem Merkezleri’nin kurulması, çocukların ihmal ve istismardan korunması için elzem bir merkezlerdir diyen Nazlı, yasasının yıllar önce UBP tarafından sunulmuş olmasına rağmen kadük olduğunu aktardı.

Muhafazakar kesimlerin özgürlük kelimesini ağzına tek aldığı konunun sadece başörtüsü konusu olduğunu vurgulayan Nazlı, başka hiçbir konuda kadınları veya çocukların özgürlüğü ile ilgili hiçbir açıklamanın yapılmadığını belirtti.

“Burada zarar gören sadece çocuk”

Nazlı, bir ortaokulda başörtüsü ile derse girmeye çalışan bir kız çocuğunun, tekrar tekrar okula ayni şekilde gönderildiğini ve okul önünde yanında AKP teşkilat başkanı olduğu söylenen bir kişi ile geçtiğimiz gün fotoğraflandığını belirtti.

Bu konunun çocukları siyasi olarak kullanmak ve okullarda siyasi propaganda yapmak boyutunu fotoğrafı görmeden önce tespit etmiştik diyen Nazlı, ancak bugün AKP temsilcisinin fiilen okulun bahçesinde görülmesi öngörünün doğruluğunu teyit eder nitelikteydi dedi. Burada zarar görenin sadece çocuk olduğunu vurgulamak istediğini ifade eden Nazlı, tartışmaların ana odağına çocuğu ve çocuk haklarını koymamızın nedeninin de bu olduğunu söyledi.

Nazlı, sunni islam dinine mensup insanların, dini inancını yaşamasıyla ilgili zorluk yaşamamasına rağmen sanki zorluk ve kriz varmış gibi bir hava yaratıldığını söyledi.













Başa dön tuşu