
Eğitimde yaratılan gericilik dayatması ve kaosun merkezi haline getirilen İrsen Küçük Ortaokulu‘nun Okul Aile Birliği, öğretmenlerin direnişine destek verdi, KKTC Meclisi’inde 1996’da kabul edilen Birleşmiş Milletler (BM) “Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi“ni hatırlattı
Veliler, BM “Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi”ni hatırlattı
Yazılı açıklam ayapan veliler, Kıbrıs adasının birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve bu sürede Kıbrıs Türkünün ne Türklüğünden ne de müslümanlığından vazgeçtiğini belirtti.
Veliler açıklamalarında, 20 Kasım 1959 tarihinde kabul edilen ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisi‘nin de kabul edip 12 Mart 1996 tarihinde Resmi Gazete‘de yayımlanan ‘Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi’ çerçevesinde 18 yaşın altındaki her birey çocuk olarak kabul edilmektedir” hatırlatmasında bulundu.
“Öğretmenlerimiz yalnızca eğitimci değil laikliğin savunucularıdır”
Açıklama şöyle devam etti;
“18 yaşın altındaki bireylerin halen çocuk olarak kabul edilmesi, gelişimlerinin devam etmesi ve karar alma süreçlerinin aile ya da çevresel baskılardan bağımsız değerlendirilemeyeceği bilimsel ve pedagojik bir gerçektir.
Başörtüsü gibi dini simgelerin bu yaş grubundaki bireyler için tam anlamıyla ‘özgür irade‘ ile seçildiği iddiası, sosyal gerçekliklerle çelişmektedir.
Eğitim kurumlarının laiklik ilkesi çerçevesinde, tüm çocukların özgür, eşit ve baskıdan uzak bir ortamda gelişimini sağlaması gerektiğine inanıyoruz.
Öğretmenlerimiz yalnızca eğitimci değil; aynı zamanda Cumhuriyet değerlerinin, laikliğin ve Atatürk ilke ve inkılaplarının savunucularıdır.
“Bu direniş çocuklarımızın geleceği adına gösterilen demokratik bir tepkidir”
Bu direniş, yalnızca bir kıyafet tercihiyle ilgili değil; hukuksuz, plansız ve pedagojik zeminden yoksun bir yönetmelik değişikliğine karşı bir duruş; çocuklarımızın geleceği adına gösterilen demokratik bir tepkidir.
Okul Aile Birliği olarak, bu olayın herhangi bir bireyi, aileyi ya da inancı hedef almadığını; aksine tüm çocuklarımızın, inanç ya da ideolojik yönlendirmeden bağımsız olarak, özgür iradeleriyle gelişebileceği bir eğitim ortamı talep ettiğimizi önemle belirtiriz.
Türbanlı öğrencimizin haklarının da korunması gerektiğini savunuyor; ancak bu sembollerin küçük yaşlardaki bireyler üzerinden kullanılmasının pedagojik ve etik açıdan sakıncalı olduğunu vurguluyoruz.
Bizler, okulda her görüşten ve inançtan ailenin bir arada huzurla yaşayabileceği bir ortamın kurulmasından yanayız.
“Sorun, bir gecede değiştirilen kıyafet tüzüğü ile başladı”
Okulumuzda bir süreden beridir yaşanan sorunun başlangıç noktası, bir gecede değiştirilen kıyafet tüzüğüdür.
Ardından gerek öğretmenlerimizin, gerek velilerimizin ve gerekse ilgili sendikalarımızın bu yaşanan olayların karşısındaki dik duruşuyla tüzük geri çekilmiştir.
“Okul Aile Birliği olarak, öğretmenlerimizin haklı mücadelesinin yanındayız”
Lakin Milli Eğitim Bakanlığı, tüzük geri çekilmesine rağmen okul idaresinin var olan mevcut tüzüğü uygulamasına olanak sağlamadığı için kaos ortamı oluşmuş ve bu kaos ortamı gün geçtikçe büyüyüp okul sınırlarını aşıp, toplumsal bir sorun haline gelmiştir.
Okul Aile Birliği olarak, öğretmenlerimizin haklı mücadelesinin yanında olduğumuzu ve laik, çağdaş ve bilimsel eğitimin sürdürülmesi yönünde atılacak her adımın destekçisi olduğumuzu kamuoyuyla paylaşır; bu konuda başta Milli Eğitim Bakanlığı, ilgili kurumlar ve paydaşlar tarafından sorunun ivedilikle çözüme kavuşturulmasını talep ediyoruz”