InstagramKıbrısManşetSiyasetYaşam

Albayrak: TC’den su geldikten sonra ‘sınırsız bir kaynağımız var’ algısı oluştu, bu doğru değil







Jeoloji ve Maden Dairesi Müdürü Ayşen Albayrak, Türkiye‘den su getirilmesi sonrası “sınırsız bir su kaynağımız var” gibi yanılgıya düşüldüğünü ancak bunun doğru olmadığını söyleyerek, bu algı yüzünden dairenin bütçesiz ve ilgisiz bırakıldığını belirtti

Albayrak: Türkiye’den su gelmeden önce de şimdi de kutuları biz kazıyor ve kullanıma sunuyoruz

Sosyal medya hesabından yazılı açıklama yapan Albayrak, Jeoloji ve Maden Dairesi’nin önemine ve iklim krizinde bizi bekleyen su sorunlarına işaret ederek, Türkiye’den borularla su gelmeden önce de şimdi de KKTC’nin su ihtiyacını sağlayan kuyuların Jeoloji ve Maden Dairesi tarafından kazıldığını ve içme, kullanma ve sulama suyu olarak halkın kullanımına sunulduğunu belirtti.

“Türkiye’den su geldikten sonra ‘sınırsız bir kaynağımız var’ algısı oluştu”

Albayrak, “Türkiye’den Su Temini Projesi gerçekleştikten sonra halkta ve yetkili mercilerde yanlış bir algı oluşmuş olup, bu algı davranışa dönüşmüştür ve sınırsız bir kaynağımız olduğunu düşünme yanlışını beraberinde getirmiştir” dedi.

Albayrak açıklamasına şöyle devam etti;

“Mevcut yerel kaynaklardan yararlandığımız kuyular, dairemizin kuruluşundan itibaren kazılarak, kullanma hazır bir şekilde ilgili bölgelerdeki ilgili belediyenin kontrolüne verilmektedir. Kısıtlı imkanlarla bu hizmeti verme çabası içerisindeyiz ve veriyoruz.

“Bu algı yüzünden dairemiz ilgisiz ve bütçesiz bırakıldı”

Maalesef ki bu yanlış algı gerçeklerin önüne geçmiş ve dairemiz ilgisiz ve bütçesiz kalmıştır. Geçitköy barajında arıza olunca herkes bu gerçekle yüzleşmiş ve belediyelerin kuyu talepleri artmıştır.

Bu noktada dairemize duyulan ihtiyaçtan dolayı teknik yapımızın güçlendirilmesi, bütçemizin artırılması, teçhizat ve eleman ihtiyacının giderilmesi elzem bir hal almıştır.

“Çatalköy’de 80, Lefke’de 40, Güzelyurt’ta 36 yon su bulmamız başarıdır”

Çatalköy’de 80 ton su bulmamız büyük bir başarıdır ve Lefke’de 40 ton, Güzelyurt’ta 36 ton ve niceleri büyük bir başarıdır. Yerel kaynakları su kıtlığına hazırlamak için derinleştirmek, temizlemek çabamız başarıdır.

Temmuz sıcağında çalışıp sondaj çalışması yapıyorsak, bu sıcakta kuyu denemesi, su analizleri yapıyorsak bu başarıdır. İmkansızı başarmak için tüm şartları zorlamaktır. Yoksa biz de biliriz klimalı odada oturup bize ne demesini.

“Belediyeler kullanımlarındaki kuyuları her an su verebilecek şekilde hazır tutmalıdır”

Su sorunu için yapılması gerekenler

1.Geçitköy barajında yaşanacak bir sıkıntıda kullanılmak üzere ve şebeke suyuna katkı sağlamak amacı ile yerel kaynaklarımız yani ilgili belediyenin kullanımında olan kuyularımızın dalgıcı çalışır durumda olmalıdır. Kuyuda herhangi bir yıkıntı, çökme, dolgu olup olmadığı belirli aralıklarla kontrol edilmelidir.

Belediyelerin kullanımında olan kuyulardaki olumsuzlukların giderilmesi için de her türlü müdahale yıllardır dairemiz tarafından yapılmaktadır. Bu hizmete hazır olduğumuz da bilinmelidir.

Belediyeler, kullanımlarında olan kuyuları için, Türkiye’den su temini projesinde oluşacak aksaklıklarda veya suya duyulan ihtiyacın artması durumunda her an şebekeye su verebilecek durumda tutmak için gereken tedbirleri almalıdır.

“Denizi avantaj olarak kullanmalı, Deniz Suyu Arıtma Tesisleri inşa etmeliyiz”

2.Bir ada ülkesi olarak, coğrafik yapının yüzölçümü olarak küçüklüğü ve jeolojik yapının su tutmaya elverişli kısımlarının azlığı ve suyun olduğu bölgelerde yani akiferlerde de tuzluluk, mikrobiyolojik kirlilik, tarımsal kirlilik ve deniz suyu girişimi gibi akiferleri kirletici unsurların varlığı adamızın dezavantajları olarak sıralanabilir.

Tüm dezavantajların varlığı ortada iken üç tarafı denizlerle çevrili yarım adada denizi avantaj olarak kullanmamız elzemdir. Avantaja çevirmek için en etkili çözüm de Deniz Suyu Arıtma Tesisleri inşa etmektir.

“Teknoloji çağındayız, birçok ülke bunu yapıyor”

Teknoloji çağındayız, azalan tatlı su kaynaklarına takviye yapılması için yıllardır deniz suyu arıtan ülkelerin başında İspanya, Singapur ve Malezya sıralanabilir.

Türkiye’de önemli turizm merkezlerinden biri olan ancak yeraltı su kaynağı bulunmayan Avşa Adası’nda 2010 yılında kurulan Marmara Avşa Deniz Suyu Arıtma Tesisi sayesinde deniz suyu içme suyuna dönüştürülerek vatandaşın kullanımına sunuluyor.

Avşa Adası Deniz Suyu Arıtma Tesisler

Proje sayesinde hem ada sakinleri hem de turistler su sıkıntısı yaşamıyor.

“Nüfus patlaması gerçeğiyle yüzleşmek kaçınılmazdır”

KKTC’de her sektörde olan iş gücüne ihtiyaç ve bunun sonucu olarak da 2. ve 3. ülke vatandaşlarının nüfusa dahil olması, yerli ve yabancı insanların konut edinip adamıza yerleşmeleri, inşaat patlaması ve buna bağlı nüfus artışı, narenciye, kolokas, enginar, patates vs. gibi aşırı suya ihtiyaç duyan tarımsal ürünlerin sulanması ve bunlarla bağlantılı olan tüm bu kapsamdaki faaliyetler de dikkate alındığında mevcut yapının sürdürülebilir olmadığı önemli bir gerçektir.

Ve bu gerçekle yüzleşmek kaçınılmazdır.

“Kesim çözüm 5 bölgede kurulacak deniz suyu arıtma tesisleridir”

Deniz suyu sınırsız bir debi sunmaktadır. Deniz suyunun arıtılması için 5 bölgede kurulacak deniz suyu arıtma sistemleri KKTC’nin su ihtiyacına kesin bir çözümdür. Bu bölgeler; Karpaz, Mağusa, Güzelyurt, Lefke ve Girne olarak sıralanabilir

“Yeraltı sularımız kanalizasyon eksikliği yüzünden kirleniyor”

3.Kanalizasyon sistemlerinin kurulması ve bunlarda toplanan sıvı atıkların arıtılması ve tarıma verilmesi, gelişen dünyada yaygın olan ve olması gereken bir uygulamadır.

Kısıtlı yeraltı sularımız kanalizasyon eksikliği yüzünden mikrobiyolojik olarak kirlenmektedir. Bu bağlamda Kanalizasyon sistemlerinin yapımı sonrasında, yağmur suyu drenaj hatlarının oluşturulup suların belli merkezlerde biriktirilmesi de gerekmektedir.

Son olarak; adaletli su dağıtımı, ve bilinçli su kullanımı şarttır. biz okullarda çocuklara bilinçli su kullanmaları için eğitim veriyoruz ama büyüklerin ve süreci yönetenlerin kendilerini sorgulaması gerektiğine inanıyorum.

Her damlaya sahip çıkmalıyız… Su hayattır… Su yoksa hayat döngüsü de yoktur.

Deprem konusunu da paylaşacağım , uzun yazılar okunmadığı için yarına bıraktım…”













Başa dön tuşu