Adli OlaylarInstagramKıbrısManşetSiyaset

5 Kıbrıslırum’un tutuklandığı davanın duruşmalarının tamamı ve tüm detayları







İskele bölgesinde 19 Temmuz günü tutuklanan ve henüz suçlandıkları unsurlar bilinmeden basında “casusluk” manşetleriyle kamuoyuna servis edilen 5 Kıbrıslırum, ilk olarak 20 Temmuz‘da Mahkemeye çıkarıldı.

5 zanlı çıkarıldıkları Mahkemede 3 gün tutukluluk aldı, ardından 24 Temmuz‘da bir kez daha Mahkemeye çıkarıldılar ve haklarında 8 gün daha ek tutukluluk verildi. Teminat duruşmaları ise 31 Temmuz (İskele Kaza Mahkemesi) ve 1 Ağustos‘ta (Lefkoşa Askeri Mahkemesi) yapıldı.

Aynı soruşturma kapsamında, 23 Temmuz‘da ise Girne‘deki bir emlak bürosunun sahipleri olan 83 yaşındaki A.U ve oğlu Z.U, tapu bilgilerini zanlılara vermek suçlamasıyla tutuklandı. Emlakçı zanlılardan A.U hakkında önce 1 gün sonra 6 gün ve 4 gün olmak üzere toplam 11 gün tutukluluk alındı. A.U dün bir kez daha İskele Kaza Mahkemesi’ne çıkarıldı ve hakkında 3 gün daha tutukluluk emri verildi. Z.U ise 1 Ağustos‘ta herhangi bir dava okunmadan ve teminata bağlanmadan serbest bırakıldı.

2 Ağustos‘ta ise Girne Tapu Dairesi çalışanı N.Ö, bu kez zanlılara bilgi verdiği söylenen emlakçılara bilgi vermek suçlamasıyla tutuklandı. Hakkında 3 gün tutukluluk alındı. N.Ö dün bir kez daha İskele Kaza Mahkemesi‘ne çıkarıldı ve hakkında 3 gün daha tutukluluk alındı.

5 Ağustos itibariyle soruşturmadaki tutuklu sayısı 7 kişi (Kıbrıslırum 5 zanlı, 1 emlakçı Z.U ve Tapu görevlisi N.Ö), Polis dün Mahkemede aranan 2 tapu memuru daha olduğunu belirtti.

İskele Kaza Mahkemesi’nde 2 zanlı için teminat duruşması yapıldı

İskele Kaza Mahkemesi

Tarih: 31 Temmuz 2025
Yargıç: Semra Kaymaklılı
Savcı: Aysin Bilgin
Tahkikat Polisi: Hasan Özgüç
Avukat: Uğur Çulhaoğlu
Konu: Teminat
Zanlılar: A.K – Emekli, 68 yaşında / A.K – Emekli, 65 yaşında

Mahkeme: 10.45’de başladı, 3 kere ara verildi ve saat 16.36’da sona erdi. Toplam 6 saat sürdü.

Davayı İnsan Hakları Platformu’ndan Avukat Yağmur İzcan, Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi’nden İzzet İzcan, Şener Elcil ve Tevfik Yoldaş ile bazı barış aktivistleri izledi.

Burada, 19 Temmuz 2025’de tutuklanan 5 Kıbrıslırum’dan ikisi Mahkemeye çıkarıldı. Suçlandıkları meseleler; “Mülke Tecavüz”, “Kişiler Verilen Korunması Yasası’na Aykırı Hareket” ve “Genel Rahatsızlık

Özgür Gazete davanın tamamını takip etti.

Zanlılar A.K ve A.K (karı-koca)

Polis: Site içinde ellerinde dosyayla dolaştılar

Davanın başında meselenin tahkikat polisi olan İskele Mahkemesi’nde görevli polis Hasan Özgüç zanlıların, diğer 3 zanlı ile birlikte 19 Temmuz 2025 tarihinde saat 17.45’de, Kalecik’te bulunan Boğaz Tatil Sitesi‘ne güney Kıbrıs plakalı araçlarıyla geldiklerini belirtti.

Polis, ellerinde mavi dosya bulunan zanlıların site içinde bu dosya ile dolaştıklarını, ölçüm yaptıklarını ve bazı evleri işaret ettiklerini ve bu hareketlerinden dolayı da aynı gün tespit edilerek tutuklandıklarını belirtti. (Polis şikayet alındığını belirtmedi)

Polis: Dosyada, ellerinde olmaması gereken bilgiler vardı, bunlar kişisel veri kapsamında

Davayı takip eden aktivist ve temsilciler
Soldan sağa: Şener Elcil (En ön sırada), Tevfik Yoldaş (İkinci sırada), Yılmaz Parlan (En ön sırada), Hasan Cezaroğlu (En üst sırada), İzzet İzcan, Yağmur İzcan, Ülker Fahri, Münür Özdiren

Daha sonra bu mavi dosyanın incelendiğini ve içinde, zanlıların ellerinde olmaması gereken bazı kişisel veriler olduğunun tespit edildiğini söyleyen polis, zanlıların bu konuda gönüllü ifade verdiklerini iddia etti.

Tüm zanlıların, 20 Temmuz 2025’de Mahkemeye çıkarıldığını ve haklarında 3’er gün tutukluluk alındığını anlatan Polis, zanlıların ikinci kez 23 Temmuz 2025’de Mahkemeye çıkarıldığını ve bu kez haklarında 8’er gün tutukluluk alındığını açıkladı.

Polis: Tahkikat bitti ama kaçacaklar, o yüzden 3 ay tutukluluk talep ediyorum

Polis Mahkemede bulunan zanlıların, “Mülke Tecavüz”, “Kişiler Verilerin Korunması Yasası’na Aykırı Hareket” ve “Genel Rahatsızlık” suçu işlediklerini ve ayrıca diğer 3 zanlı ile birlikte “Askeri Yasak Bölgeyi İhlal” suçunu da işlediklerini, bu suçtan dolayı da Askeri Mahkeme’ye çıkarılacaklarını belirtti.

Polis zanlıların kullanımında olan maillerle ilgili inceleme yaptıklarını, birçok mail gördüklerini ve bunları inceleyeceklerini söyleyerek, zanlıların tahkikata etki edemeyecek durumda olduklarını ancak kaçacaklarını düşündükleri için 3 ay tutukluluk istediklerini söyledi.

Polis, “Zanlılar emeklidir. KKTC ile hiçbir bağlantıları yoktur. Serbest kalırlarsa yargılamaya gelmezler. Bu nedenle 3 ay süreyle hükümsüz tutuklu olarak Merkezi Cezaevi’ne gönderilmelerini talep ediyorum” dedi.

Polis: 14 kişilik liste vardı

Savcı Aysın Bilgin, polisi istintak etti:

Savcı tahkikat polisini istintak etti ve şikâyet olup olmadığını sordu, Polis “Site sakinlerinden şikayetçi olanlar var” dedi.

Savcı dosyadaki bilgilerin ne olduğunu sordu, polis 14 kişiye ait tapu bilgisi olduğunu, bu tapu sahiplerinin isimlerinin yazılı olduğunu söyledi ve bu isimlerin hepsinin de şikayetçi olduğunu belirtti.

Polis dosyada, bölgedeki arazilerin 1974’den 2025’e kadar olan tüm sahiplerinin isimlerinin yazdığını söyledi.

Polis: Zanlıların TMK’ya başvuruları var

Tahkikat polisi Mahkemede önce zanlıların, arazileri için Taşınmaz Mal Komisyonu’na (TMK) başvuruları olmadığını söyledi ancak daha sonra “TMK’ya başvursalar bile TMK onlardan bu bilgileri istemez” dedi ve TMK’ya 53/2022 sayılı başvuru dosyaları olduğunu belirtti.

3 ay tutukluluğu 4 bin maili incelemek için istedi

Polis zanlıların bu verileri nerede elde ettiklerine dair, herhangi bir tapu seach belgesi de olmadığını söyledi, zanlılara dava okunduğunu ve ikisinin de bu suçlamaları kabul etmediğini belirtti.

Savcı neden 3 aylık bir tutukluluk süresi istendiğini sorunca, polis ellerinde incelenecek telefonlar ve geriye dönük 4 bin mail olduğunu belirtti.

Avukat: Zanlıların bu bilgileri istediğine dair delil yok

Savunma Avukatı Uğur Çulhaoğlu, polisi istintak etti:

Avukatın sorduğu sorular üzerine polis, dosyadaki isim ve parsel/pafta bilgilerinin bir maille zanlılara gönderildiğini, mal sahibinin kim olduğu bilgisinin ise “kişisel veri” olduğunu söyledi.

Polis bu bilgilerin zanlılar tarafından talep edildiğini, güneyde dava açmak için hazırlık yaptıklarını, bu bilgileri o yüzden topladıklarını ileri sürdü.

Savunma avukatı polise bununla ilgili delil olup olmadığını sordu, tahkikat polisi herhangi bir şahadet veya maddi delil olmadığını söyledi. Polis ayrıca avukatın sorusu üzerine, zanlıların bu bilgileri talep ettiklerine dair bir SMS veya mail de bulamadıklarını belirtti.

Avukat dosyadaki kâğıtların özel veya resmi evrak olmadığını söyledi ve sırf soruşturmanın uzaması için polisin bunları söylediğini belirtti.

Polis: Mail önce güneydeki birine gönderildi, o mailden zanlılara gönderildi

Polisin, zanlıların mail hesaplarının şifrelerini bizzat kendilerinin verdiğini söylemesi üzerine, avukat zanlıların şifreleri vermediğini, dolayısıyla oradan elde edilecek herhangi bir şeyin “hukuka aykırı delil” olacağını belirtti.

Polis bu mailin önce güneyde bulunan birinin mailine gittiğini, oradan da zanlıların mailine gönderildiğini söyleyerek, mail kutusunda toplam 4 bin mail olduğunu ve tüm bunların inceleneceğini söyledi.

Avukat: Herhangi bir çıkar elde etmediler

Savunma avukatı, zanlıların maille gelen bu isim ve harita bilgilerini kullanarak herhangi bir ticari ya da mesleki kazanç elde edip etmediğini sorunca, polis bu konuda da bir tespitleri olmadığını belirtti.

Polis avukatın sorusu üzerine zanlıların “Mülke Tecavüz” suçu konusunda “suç işleme niyetleri” olduğuna dair bir tespitleri olup olmadığını sordu, polis bununla ilgili de tespitleri olmadığını söyledi.

Polis: Mülk sahipleri Simon Aykut olayından dolayı korktu, ben de olsam korkardım, polise şikayet ederdim

Savunma avukatı polisi, zanlıların suçlandığı bir diğer suç olan “Genel Rahatsızlık” suçu ile ilgili de istintak etti ve bunu nasıl işlediklerini sordu.

Polis bunun üzerine, güney plakalı araçla gelip, ellerinde mavi dosya ile site içinde gezmelerinin bu suçu yarattığını savundu, “Mülk sahipleri rahatsız oldu” dedi.

Polis Simon Aykut’un güneyde tutuklu olmasından dolayı mülk sahiplerinin gerildiğini, kendilerinin de başına böyle bir şey gelmesinden korktuklarını ve bu nedenle zanlıların “Genel Rahatsızlık” suçunu işlediklerini söyleyerek, “Ben de olsam ben de rahatsız olurdum, şikayetçi olurdum, acaba güneyde bana da mı tutukluluk çıkacak diye şüphelenirdim. Zanlılar bilgi toplayıp güneyde bizim vatandaşlarımıza dava açacaklardı. Vatandaşlarımız güneye geçemiyor” diyerek kişisel fikrini de Mahkemede açıkladı.

Mülk sahiplerinin kendilerini telefonla aradığını söyleyen polis, alanın özel mülk olduğunu ve kimsenin izinsiz giremeyeceğini savundu.

Savunma avukatı siteye giden yolun kamu yolu olduğunu, herhangi bir bariyer ya da giriş kapısı olmadığını ve bir bekçi veya uyarıcı tabela da bulunmadığını belirttiğinde ise polis alanın özel mülk olduğu konusunda ısrar etti.

Polis: Yüksek ihtimalle suç çıkacak

Savunma avukatı, polisin elinde hiçbir şey olmadığını ancak başka suçlar yaratmak için 3 aylık tutukluluk talep ettiğini, polisin hangi suçu aradığını bile bilmediğini belirtti, polis ise buna karşılık 4 bin maili incelediklerinde “Yüksek ihtimalle suç çıkacağını” söyledi, “Bizim düşüncemiz hem bu suçlarla bağlantılı hem de başka suçlar çıkacağı yönündedir” dedi.

Avukatın, “İnceledik dediğiniz maillerde suç unsuru yok” demesi üzerine, geriye dönük 4 bin maili incelemekte ısrar eden polis hem iddia edilen suçlarla hem de başka suçlarla ilgili bir şeyler bulacaklarına kanaat getirdiklerini belirtti.

Polis: Rumlar tapuda arama yapamaz, KKTC Mahkemelerinde dava açamaz

Polisin, zanlıların Tapu Dairesi’nden araştırma yaptıklarını ve verileri temin ettiklerini, bunlara yetkileri olmadığını söylemesi üzerine savunma avukatı, isteyen kişilerin avukat veya emlakçı aracılığıyla bu araştırmaları yapabileceklerini belirtti.

Polis, “Rumlar KKTC Tapu Dairesi’nde seach yapamazlar” dedi. Avukat yapabileceklerini belirtti.

Polis ayrıca, Kıbrıslırumların KKTC Mahkemelerinde dava da açamayacaklarını söylemesi üzerine Avukat, “Biz avukat olarak açıyoruz. Siz bu bilgileri nereden söylüyorsunuz?” dedi.

Polis: Resmi evrak yok, sadece isim listesi var

Savunma avukatı polisin, “14 tapu bilgisi yer alıyordu” dediği mavi dosyadaki bilgilerin ne olduğunu, tapu fotokopisi olup olmadığını sordu, polis bunların sadece isim listesi olduğunu, bu isimlere ait arsaların bir kısmının da 1974 öncesinde zanlılara ve onların ailelerine ait olduğunu söyledi.

Avukat: Polisin görevi tek tek kişileri arayıp şikayetçi olmalarını sağlamak değildir. Bunu suç yaratmak için yaptınız

Polis listedeki mal sahiplerinin hepsinin de bu durumdan şikayetçi olduğunu söyleyince, avukat KKTC tapusuna sahip mal sahiplerinin bundan nasıl haberdar olduğunu sordu, polis kendilerinin tek tek arayıp şikayetçi olmalarını sağladıklarını belirtti.

Avukat, polisin böyle bir görevi olmadığını, suç yaratmak için bu kişilerin arandığını söyledi.

Polis: Güneyde dava açacaklardı

Polis zanlıların, Taşınmaz Mal Komisyonu’na 53/2022 sayılı başvuruları olduğunu da belirtti, komisyona vermek için bu bilgilere ihtiyaçları olmadığını söyledi, “Güneyde dava açmak için ihtiyaçları vardı” dedi.

Polis: O mallar KKTC’ye aittir

O mallar KKTC’ye aittir” diyen Polis, zanlıların serbest kalması durumunda kaçacaklarını, KKTC ile bağlantıları olmadığını söyledi, bunun üzerine avukat, “Nasıl bağları yok, bir sürü malları var” cevabını verdi.

Polis: Sınırlarımızdan kaçmak çok kolaydır

Polis Mahkemede, “Sınırlarımızda sadece tel var, bazı yerlerde tel bile yok, kolaylıkla kaçabilirler” dedi.

Avukat neden 10 gün veya 15 gün değil de 3 ay tutukluluk istenildiğini sorunca, polis 4 bin mailin yabancı dilde olduğunu ve bunların incelenmesinin uzun sürdüğünü söyledi, “Bu sürenin yeteceğine bile şüpheliyim” dedi.

Kadın zanlı A.K: Sağlık sorunlarım var, kaçmayacağım

Bu aşamada Mahkemeye ara verildi, aradan sonra Türkçe-Yunanca çeviri yapan bir çevirmen eşliğinde zanlıların istintakıyla devam edildi;

Zanlılar avukatın sorularına; emekli olduklarını, kaçmayacaklarını ve kefilleri olduğunu söyleyerek cevap verdi ve sağlık sorunlarını sıraladı.

Kadın zanlı A.K, tiroitlerinin alındığını, kemik erimesi olduğunu, panik atak ve tansiyon hastası olduğunu belirtti.

Zanlı A.K Savcının istintakında da kaçmayacağını belirtti.

Savcı: Güneye yasa dışı kaçmak çok kolaydır

Savcı da tahkikat polisi gibi Mahkemede, “Güneye kaçmak çok kolaydır, buradan çıkınca 5 dakika sonra güneye geçerler” dedi ve bu sayılan sağlık problemlerinin tutuklu kalmaya engel olmadığını savundu.

Erkek zanlı A.K: Yargılanmaktan kaçmayacağım

Savcı, erkek zanlı A.K’yi de istintak etti ve A.K de hem emekli olduğunu hem de bir şirkette çalıştığını söyleyerek, yargılanmaktan kaçmayacağını belirtti.

Erkek zanlı A.K, uyku apnesi problemi olduğunu, burnuna taktığı bir aparatla uyuduğunu çünkü uykuda nefesinin durma ihtimali olduğunu ancak 10 gündür hücrede bu aparattan mahrum kaldığını, omurga ve bel kemiğinde problemler bulunduğunu belirtti.

Savcı bu sağlık sorunlarının da tutuklu kalmamak için geçerli sağlık sorunları olmadığını söyleyerek, zanlıların kaçacağını savundu.

Zanlıların kızı tanık olarak dinletildi: Yargılama sırasında kalmaları için ev kiraladım

Zanlıların istintakından sonra savunma, çiftin kızlarını tanık olarak dinletti. Tanık A.K (Hem zanlıların hem kızlarının baş harfleri aynıdır, bir hata yoktur), anne ve babasının yargılanmaktan kaçmayacağını, bunun için onlara Lefkoşa’dan bir ev tuttuğunu söyleyerek, bu ev için yaptığı kira sözleşmesini sundu, sözleşme emare olarak kabul edildi.

Savcı bu kira sözleşmesinin göstermelik olduğunu savunarak, zanlıların kaçmayacaklarına dair güvence yaratmaya çalıştığını söyledi.

Şener Elcil tanık olarak dinletildi, kefil olmak istediğini belirtti

Savunma bu aşamada zanlılara kefil olmak isteyen 2 ayrı tanık dinletti. Bunlardan ilki Şener Elcil oldu. Elcil erkek zanlıya kefil olmak istediğini belirtti.

Elcil avukatın ve Savcının sorularını yanıtladı.

Elcil zanlıları gıyaben tanıdığını, zanlıları tanıyan bir Rum arkadaşının kendisine zanlıların güvenilir ve dürüst insanlar olduklarına dair kefil olduğunu ve KKTC vatandaşı kefil ihtiyacı için yardımcı olmasını istediğini belirtti.

Elcil: Bu dava ısmarlamadır

Elcil, bunu bir görev bilerek bugün Mahkemeye geldiğini söyledi. Elcil şahadetinde, “Ortada bir suç olduğuna inanmıyorum. Bir suç yaratılmaya çalışılıyor. Gönüllü olarak buraya geldim” dedi.

Savcı’nın Elcil’e, “Siz buraya ısmarlama geldiniz” demesi üzerine ise Elcil, “Ben ısmarlama gelmedim ama bu dava ısmarlamadır” cevabını verdi. Elcil, kefillik için kendi aracının koçanını Mahkemeye sundu.

Tevfik Yoldaş tanık olarak dinletildi, kefil olmak istediğini belirtti

Savunma ikinci kefil olarak da Tevfik Yoldaş’ı dinletti

Yoldaş da şahadetinde, zanlıları tanımadığını ancak güneydeki arkadaşları vasıtasıyla burada olduğunu, zanlıların kaçmayacağına yürekten inandığını belirterek, araç koçanını Mahkemeye sundu.

Yoldaş, Birleşik Kıbrıs-Barış İnisiyatifi’nde birlikte mücadele ettikleri arkadaşlarının, zanlıların iyi ve güvenilir insanlar olduklarını söylediklerini aktardı.

Savcı Yoldaş’a da “ısmarlama” tanık diyerek, kefil olamayacağını savundu.

Hitaplar yapıldı

Tanıkların dinletilmesinin ardından da hitaplara geçildi ve hem savunma hem de iddia makamı hitaplarını yaptı.

Savunma, teminatın bir cezalandırma niteliğinde olmaması gerektiğini, “kişisel veri” denilen bilgilerle zanlıların herhangi bir ticari ya da mesleki kazanç sağlamadıklarını, bu nedenle bu durumun ilgili yasa kapsamı dışında olduğunu söyledi.

Avukat ayrıca bilgilerin başkalarıyla da paylaşılmadığına dikkat çekti.

Avukat “Genel Rahatsızlık” ve “Mülke Tecavüz” suçlarının da hafif suçlar olduğuna ve en fazla 2 yıl hapislik öngördüğüne dikkat çekerek, istisnalar dışında tutuklu yargılamanın gerekmediğini belirtti.

Savunma: Milyon sterlinlik arazileri var, neden kaçsınlar?

Ayrıca yargılanmaktan isteseler de kaçmayacaklarını çünkü milyon sterlin değerinde mallarının kuzeyde olduğunu yani KKTC ile bağlarının kuvvetli olduğunu ve TMK’ya da başvuruları bulunduğunu belirterek, zanlıların tutuksuz yargılanmalarını talep etti.

Savcı tutukluluk istei

Savcı ise hitabında bir kez daha kuzeyden güneye yasa dışı yollarla kaçmanın çok kolay olduğunu, zanlıların serbest kalmaları halinde hemen kaçacaklarını savunarak, zanlıların yargılama sonunda ceza almalarının “büyük ihtimal” olduğunu söyledi.

Zanlıların 3 ay tutuklu kalmalarını talep etti.

Karar: 3 ay tutuklu kalmalarına…

Yargıç Semra Kaymaklılı kararını açıkladı, kefillerin kefilliklerinin uygun bulunmadığına bulgu yaptı. Kira sözleşmesine de makbuz olmaması nedeniyle itibar edilmediğini belirtti.

Yargıç, sağlık sorunlarına değinmediği kararında, polis ve Savcının söylediği gibi güneye kaçmanın kolay olduğunu söyleyerek, zanlıların 3 ay süreyle tutuklu kalmalarına hükmetti.

Zanlılar diğer 3 zanlı ile birlikte Mağusa Kaza Mahkemesi’ne götürüldü

İskele Kaza Mahkemesi’nde haklarında 3 ay tutukluluk verilen zanlılar, kendilerine ve diğer 3 zanlıya “Askeri Yasak Bölgeyi İhlal” suçlaması getirilmesi nedeniyle Askeri Mahkeme’ye çıkarılmak üzere Mağusa Kaza Mahkemesi’ne getirildi.

Ancak burada süren 1 saatlik bekleyişin ardından, saat 18.10’da davanın yarın Lefkoşa Askeri Mahkemesi’nde görüşüleceği belirtildi.

Lefkoşa Kaza Mahkemesi (Askeri Mahkeme)

Tarih: 1 Ağustos 2025
Yargıç: Dilşah Karayel
Savcı: Doğa Tokay
Tahkikat Polisi: Hasan Özgüç
Avukat: Uğur Çulhaoğlu
Konu: Teminat

Zanlılar:
-A.K – Emekli, 68 yaşında
-A.K – Emekli, 65 yaşında (A.K ve A.K karı-koca)
-N.G – Muhasebeci, 63 yaşında
-G.G – Emekli, 66 yaşında (N.G ve G.G karı-koca)
-A.L – Emekli, 67 yaşında

Mahkeme: 09.53’de başladı, 8 kere ara verildi ve 2 Ağustos 2025/Saat 00:35’de sona erdi. Toplam 14 saat 40 dakika sürdü.

5 Kıbrıslırum 1 Ağustos’da sabah saat 09.00’da Lefkoşa Askeri Mahkemesi’ne getirildi. Saat 09.35’de ise buradaki ses kayıt sisteminin çalışmaması nedeniyle, Mahkeme’nin Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde toplanacağı belirtildi ve zanlılar buradan Lefkoşa Kaza Mahkemesi’ne götürüldü. Duruşma boyunca 3 ayrı tercüman Mahkemede görev yaptı.

Buradaki duruşma ise saat 09.53 itibariyle başladı. Özgür Gazete davanın tamamını takip etti. Ayrıca zanlılara kefil olmak isteyen Şener Elcil, Tevfik Yoldaş, Ülker Fahri, Hasan Cezaroğlu ve İzzet İzcan da yargılama boyunca davayı takip etti. İnsan Hakları Platformu’ndan Avukat Yağmur İzcan da davayı takip edenler arasındaydı.

Polis: Tahkikat tamamlandı, dava dosyasını hazırlamak için 3 ay süreyle tutuklanmalarını talep ediyorum

Tahkikat polisi Mahkemede, 5 zanlının 19 Temmuz 2025 tarihinde, Akyar Barikatı’ndan geçerken, Sivil Hizmet Görevlisi’ne sadece 4 kimlik verdiklerini, arkada oturan zanlı G.G’nin bilinçli şekilde kimliğini vermediğini ve kaçak olarak kuzeye geçtiğini, diğer 4 zanlının da buna yardımcı olduğunu iddia etti.

Polis zanlılar hakkındaki tahkikatın tamamlandığını ancak dava dosyasının hazırlanması için 3 ay hükümsüz tutuklu olarak Merkezi Cezaevi’ne gönderilmelerini talep ettiklerini belirtti, zanlıların serbest kalması halinde güneye kaçacaklarını söyledi.

Polis: Sivil Hizmet Görevlisi aracı hatırladı ve “Bana 4 kimlik verildi” dedi

Savcı tahkikat polisini istintak etti ve zanlıların ifade verip vermediğini sordu. Polis zanlıların ifade verdiklerini, barikattan geçerken tüm kimlikleri araba içinde toplayıp şoföre verdiklerini ve yasal giriş işlemini yaptırdıklarını söylediklerini belirtti.

Savcı bu konunun teyit ve tekzibinin yapılıp yapılmadığını sorunca polis, o gün orada görevli olan Sivil Hizmet Görevlisi’nden, olaydan 3 gün sonra bilgi alındığını, polisin de zanlıların aracını hatırladığını ve kendisine 4 kimlik verildiğini söylediğini belirtti.

Polis zanlıların aracının arka camlarının siyah olduğunu, görevlinin arka koltuğu net görmediğini söyleyerek, ilgili zanlı G.G’nin de arka koltukta oturduğunu ve bilerek gizlendiğini ileri sürdü.

(Bu sırada zanlılar ayakta daha fazla duramadı, Yargıç zanlılara sandalye verilmesini istedi)

Polis: Zanlılar sürekli giriş çıkış yapan kişiler

Polis ayrıca zanlıların sürekli giriş-çıkış yapan kişiler olduğunu ve kuralları bildiklerini belirtti.

Polis burada, duruşmanın ilerleyen saatlerinde tam tersi bir şahadet verdiği şu ifadeleri kullandı; “Askeri bölgedeki kamera kayıtlarından alınan fotoğraflar ama şu an telefonumdadır, henüz incelemeden geçip dosyaya koyulmadı” dedi.

Savcı bu bilgiler ışığında iddialarının, “aracın küçük olmasına rağmen bu suçun işlenmesine müsait olduğu” şeklinde olduğunu söyledi.

Polis zanlıların kaçacaklarına dair duyum aldıklarını da iddia etti.

Polis: Duyum aldık ama nereden aldığımızı söyleyemem

Savcıdan sonra polisi, savunma avukatı istintak etti. Avukatın ilk sorusu bu duyumun nereden alındığına dair oldu ve bu konuda şahadet olup olmadığını sordu.

Polis, şahadet olmadığını, duyum aldıklarını ve kimden aldıklarını da açıklayamayacağını söyledi.

Avukat bu bilginin doğru olması halinde Mahkemenin başka bir şeye ihtiyacı olmadan istenilen tutukluluğu verebilecek olmasına rağmen polisin bunu açıklamamasının, böyle bir şey olmadığının ispatı olduğunu söyledi.

Avukat: Görevli aracın içini rahatlıkla görebilirdi

Polis, geçiş kapılarında kişilerin araçtan inip tek tek kendilerini göstermeleri gerekip gerekmediğini sordu, polis böyle bir uygulama yapılmadığını ancak aracın arka camlarının siyah olduğunu söyledi.

Avukat, Sivil Hizmet Görevlisi’nin rahatlıkla aracın içini görebileceğini, camları açtırabileceğini söyledi, polis bunu reddetti.

Polis, giriş-çıkış dökümlerinin zanlıların tutuklanmasından 11 gün sonra 30 Temmuz’da (Mahkemeden bir gün önce) alındığını söyledi, “Ama ben tutuklamadan 2-3 sonra öğrenmiştim zaten” dedi.

Avukat: 1.90 boylarında biri küçücük arabada nasıl gizlenebilir?

Avukat, görevlinin her gün yüzlerce aracın geçtiği bir kapıdan, o gün geçen bu aracı ve kişileri nasıl oldu da hatırladığını sordu, polis hatırladığını söyledi.

(Bu sırada kadın zanlılardan biri kusmaya başladı, duruşmaya ara verildi)

Aradan sonra Savunma Avukatı, nasıl olur da görevlinin 4 kimlik kartı alıp arabanın içine bakmadığını ve 5 kişiyi görmediğini sordu. Polis, 1.90 boylarında olan zanlı G.G’nin, yanındakinin kucağına yatmış olabileceğini söyledi.

Polis: Kameralar arızalıydı, tespitimiz yok, düşüncemiz öyle

Avukat, 18 yıllık tecrübeli bir hizmet görevlisinin nasıl olur da aracın içine bakmadığını ve kontrol etmediğini sordu ve “Kamera kayıtları yok mu?” diye sordu. Polis o anda barikattaki kameraların arızalı olduğunu söyledi.

Avukat, “Kamera görüntüsü yok, şahadet yok, delil yok ama gizlendi diyorsunuz. Yani bir hile veya aldatma mı var?” sorusuna Polis, “Tespitimiz yok, düşüncemiz öyle” cevabını verdi.

Avukat polise zanlı G.G’nin giriş çıkış dökümlerinin alınıp alınmadığını sordu, Polis alındığını ve zanlının sürekli kuzey-güney arası geçiş yapan biri olduğunun tespit edildiğini söyledi.

Avukatın, zanlının eşi olan diğer zanlı N.G’nin o araçta olmasına ve geçiş kaydı olmasına rağmen G.G’nin neden kendini gizleme ihtiyacı olacağı sorusuna Polis, bu konuda tespitleri olmadığını belirtti.

Polis: Güneye gidip dava açacaklardı

Polis, “Zanlı G.G, diğer zanlı A.K’nin arazi baktığını bilirdi. Bu yüzden saklandı. Ama şahadet yok” dedi.

Avukat polise, “Baştan sona tüm söyledikleriniz tahmindir” dediğinde ise Polis, “Zanlı G.G’nin de arazileri vardı, prosedürleri öğrenip o da gidip güneyde dava açacaktı” cevabını verdi, bunun olmasını engellediklerini savundu.

Avukat: Görevli eksik işlem yaptı, onun soruşturulması gerekiyor

Avukat, oradaki Sivil Hizmet Görevlisi’nin eksik işlem yaptığını, onun soruşturulması gerektiğini söyledi, Polis ise kimlik vermenin kişisel bir sorumluluk olduğunu belirtti.

Avukat bunun üzerine, o halde arka koltukta, aranan ve girişi yasak olan birinin de rahatlıkla geçebileceğine işaret etti, Polis, “Evet girebilirdi, daha önce çok oldu” cevabını verdi.

Avukat, “Umarım Polis Genel Müdürlüğü bu sözlerinizi duracaktır” dedi.

Polis, “Bagajlarda da insanlar saklanıp geçiyor” dedi.

(Bu sırada zanlılardan prostat kanseri geçiren G.G rahatsızlandı, ara verildi)

Aradan sonra Avukat polisi istintak etmeye devam etti. Sorular üzerine polis, telefon ya da maillerde de Askeri Yasak Bölgeyi İhlal suçunun işlendiğine veya işleneceğine dair tespitleri olmadığını belirtti.

Polis: Tellerden büyükbaş hayvan bile geçirdiler, zanlıları da geçirirler

Polis zanlıların, serbest kalmaları halinde kolayca güneye kaçacaklarını, tellerden geçebileceklerini söyledi. Avukatın zanlıların Mahkemede dahi ayakta duramayacak kişiler olduğunu söylemesi üzerine Polis, “Büyükbaş hayvanları bile tellerden atlayıp geçiriyorlar, onlar da geçebilir” cevabını verdi.

Polis bir kez daha tahkikatın bittiğini ancak dosyanın hazırlanmasının 3 ay süreceğini söyleyerek 3 ay tutukluluk istediklerini belirtti.

G.G: Kapıdan geçerken 5 kimlik birden verdik

Bu aşamada duruşmaya zanlıların istintakıyla devam edildi. Zanlı 1 G.G (kimlik vermediği söylenen zanlı) özetle şunları söyledi;

Yargılanmaktan kaçmayacağız, kefilim de var. Ben prostat kanseri geçirdim, fazla ayakta duramıyorum.

Kapıdan geçerken 5 kimlik birden verdik. Hepsi şofördeydi, şoför görevliye uzattı.

İşlemden sonra da 5 kimliği geri aldı ve bize verdi. Benim boyum yaklaşık 2 metre, küçücük arabada nasıl saklanabilirim?

Arkadaşlarımızın arazilerini görmeye geldik…

Bu sırada Savcı G.G’ye kefilleri parayla tuttukları iddiasını sundu, G.G bunu reddetti.

(Burada Mahkemeye bir ara verildi)

A.K: 5 kimlik verdik, 5 kimlik aldık

Aradan sonra kadın zanlı A.K’nin istintakı yapıldı. A.K özetle; G.G’nin gizlenmediğini ve araçta kimliklerin toplanıp şoföre verildiğini ve işlem yapıldıktan sonra da 5 kimliğin geri alındığını söyledi.

Erkek Zanlı A.K de benzer şeyler söyleyerek, neredeyse her cumartesi kuzeye geçtiklerini, geçiş işlemlerinin nasıl yapılması gerektiği konusunda bilgili olduğunu söyleyerek, görevliye 5 kimlik verdiklerini belirtti.

A.L: Görevli polis yanlış işlem yapmış olabilir

Zanlı A.L ise kefillerle ilgili Savcının sorularına, “Hala iyi insanlar var, bizzat tanımıyoruz ama arkadaşlarımız onları buldu” dedi.

Zanlı A.L, “Eşimin babasından kalan mallarını görmek için geldik. Görevli polis yanlış işlem yapmış olabilir. Yorgun anında olabilir. Biz 5 kimlik verdik, 5 kimlik aldık. Tansiyon, diyabet ve astım hastasıyım. Tutuklu kalamam. Hayatımın kaç senesi kaldı bilmiyorum” dedi.

N.G: Yoruldum artık, biz 5 kimlik verdik

Zanlı N.G ise istintakında, kalp pili olduğunu söyleyerek, pil bataryasını eliyle gösterdi.

Yoruldum artık” diyen zanlı N.G, 5 kimlik verdiklerini ve 5 kimlik geri aldıklarını söyledi. Tutuksuz yargılanmak istediğini belirtti.

Elcil: 45 bin Türk askeri, 3 binden fazla polis, 5 istihbarat örgütü olan ülkede kaçabileceklerse buna ben engel olamam

Duruşmanın bu aşamasında, zanlılara kefil olmak isteyen kişiler istintak edildi.

Şener Elcil istintak sırasında şunları söyledi;

Ben bu insanların suçsuz olduğuna inanıyorum, güneydeki arkadaşlarım vasıtasıyla kefil olmaya geldim. Maddi ilişki iddiasını reddediyorum, söz konusu dahi olamaz. Çukumas davasında da vardım, bu davada da taraf olmak için geldim. Bu düzmece davaya ve senaryoya karşı durmak için

Bu sırada Savcı zanlıların kaçma ihtimalini söyledi. Elcil ise, “45 bin Türk askeri, 3 binden fazla polis, 5 istihbarat örgütü olan ülkede kaçabileceklerse buna ben engel olamam. Benim değil Türk askerinin görevidir kaçmalarını engellemek. Ama ben kaçmayacaklarına inanıyorum” dedi.

(Mahkemeye ara verildi)

Yoldaş: Gerekirse tüm zanlılara kefil olabilirim

Aradan sonra kefil olma talebinde olanlardan Tevfik yoldaş ise şunları kaydetti;

Gerekirse tüm zanlılara kefil olabilirim. Benimle ilgili para ilişkisi konusunda iddia koyamazsınız. Sizi bundan men ederim. Ben sahtekâr değilim.

Ben İki Toplumlu Barış İnisiyatifi’ndeyim, oradaki arkadaşlarımın talebiyle geldim.

Sınırlarımız güvenlidir, zanlılar kaçamaz. Herkes parayla satın alınamaz. Bizim dünyamızda dostluk, kardeşlik, sevgi ve barış paradan daha değerlidir” dedi.

İzcan: Kaçarlarsa, belki de ülkelerinin bir yarısından ömür boyu mahrum kalacaklar. Neden yapsınlar?

Kefillik talebi olan bir diğer isim de İzzet İzcan oldu ve İzcan da şunları kaydetti;

Suçsuz olduğuna inandığım ülke insanım için buraya geldim. Onlar suçsuzdurlar ve kaçmayacaklar. Kaçarlarsa, belki de ülkelerinin bir yarısından ömür boyu mahrum kalacaklar. Neden bunu yapsınlar? Bu riski neden alsınlar? Yargılanıp temize çıkacaklar ve ülkelerinin iki tarafına da özgürce gelebilecekler. Biz ülkemizi seviyoruz. O yüzden buradayız. 50 defa kuzeye geçen bir kişi 51’inci defada mı saklanacak?

Savcı’nın, “KKTC ile bağı yoktur, neden Güney Kıbrıs”tan KKTC’ye gelsinler?” diye sordu.

Bunun üzerine İzcan, “Güney Kıbrıs diye bir yer yoktur, onlar belki sizin de cebinizde kimliğini taşıdığınız Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıdırlar. Bağ sadece insana olmaz, ülkeye de olur

Fahri: Kaçmayacaklarına inanıyorum

Kefil olma talebi olan; Ülker Fahri ise, zanlı N.G’nin akrabasının kendisinin yakın arkadaşı olduğunu, bu yüzden buraya geldiğini söyledi. “Kaçmayacaklarına inanıyorum. Suç işlemediler” dedi.

Cezaroğlu: Görev bildim ve geldim

Hasan Cezaroğlu da Mahkemede kefillik talebini sunarken şunları kaydetti; “Benim bir Rum dostum aradı, bu insanların masumiyetine inanıyor. Ben de dostuma inanıyorum. Görev bildim ve geldim. Bu dava siyasidir

A.K: Ailem ve diğerleri kaçmayacak

Kefillerin dinlenmesinin ardından da ilk Mahkemede de şahadet veren, zanlılar A.K ve A.K’nin kızları A.K dinlendi.

A.K tüm zanlılar için kiraladığı 3+1 evin sözleşmesini Mahkemeye sundu ve Mahkeme sonucuna göre, ev sahibine verilmek üzere 1 yıllık kiranın da avukatında olduğunu söyledi.

A.K, anne ve babası da dahil zanlıların tümünün yargılanmayı bekleyeceklerini ve kaçmayacakları, aklanmak istediklerini belirtti.

Hitaplar yapıldı

Tüm şahadetlerin verilmesinin ardından savunma ve iddia makamı tarafından hitaplar yapıldı.

Savunma avukatı hitabında, polisin elinde hiçbir şahadet, kamera kaydı ve delil olmamasına rağmen, belki de sivil hizmet görevlisinin bir hatası sonucu kaydedilmeyen bir kimlik üzerinden 3 ay tutukluluk talep etmesinin insan haklarına aykırı olduğunu söyledi.

Savunma zanlıların serbest kalmalarını talep etti.

İddia makamı ise 3 aylık tutukluluk süresinde ısrarcı oldu ve zanlıların kaçacaklarına dair iddiasını sürdürdü.

Karar: 13 gün tutukluluk

Hitapların ardından duruşmaya ara verildi, karar saat 00.05’de (2 Ağustos) okunmaya başladı.

Yargıç, kefillerin durumunu inceledi ve samimi olduklarına kanaat getirdiğini ve mali açıdan da uygun olduklarını söyleyerek, “Sıkı bir istintaka maruz kalmalarına rağmen sarsılmadılar” dedi.

Yargıç, ancak kefil-sanık arasındaki organik güven bağının bulunmadığına buldu yaptı ve kefilliklerini uygun bulmadı.

Mahkeme aynı zamanda kira sözleşmesine de itibar edilemeyeceğini belirtti.

Mahkeme iddia makamının istediği 3 aylık tutukluluk süresinin ise sadece dosya hazırlamak için istediğine dikkat çekti. Bunun özgürlükleri kısıtlayıcı, Anayasa ve AİHM kararlarına aykırı olduğunu belirtti.

Mahkeme zanlıların 13 günü geçmeyecek süreyle cezaevine gönderilmelerine karar verdi.

4 Ağustos | İskele Kaza Mahkemesi: Emlakçı ve tapu memurunun duruşması

İskele Kaza Mahkemesi

Tarih: 4 Ağustos 2025
Yargıç: Semra Kaymaklılı
Savcı: Ahmet Özlemler
Tahkikat Polisi: Mustafa Yokuşoğlu
Avukatlar: A.U için Mustafa Asena / N.Ö için Yunsal İlhan
Konu: Teminat
Zanlılar: A.U – Emlakçı, 83 yaşında / N.Ö – Girne Tapu Dairesi’nde Memur

Mahkeme: 12:15’de başladı, 1 kere ara verildi ve saat 14.12’de sona erdi. Özgür Gazete duruşmayı takip etti.

Baba A.U ve oğlu Z.U – Fotoğraf: Diyalog

Polis: Tapu bilgileri kişisel veridir

Kıbrıslırum 2 zanlının (A.K ve A.K) elindeki dosyada bulunan ve tapu bilgileri içerdiği söylenen isim listesinin üzerinde mühür ve imzası bulunan 83 yaşındaki emlakçı A.U ve ona bu bilgileri verdiği söylenen tapu görevlisi N.Ö de dün yeniden İskele Kaza Mahkemesi’ne çıkarıldı. A.U 11 gün, N.Ö ise 3 gündür tutuklu bulunuyordu.

Tahkikat polisi Mahkemede, bu verilen kişisel veri olduğunu ve emlakçı tarafından edinilemeyeceğini belirterek, A.U’yu “Kişisel Verilerin Gizliliği Yasası’na Aykırı Hareket” suçlamasıyla tutukladıklarını aktardı.

1974 sonrası verilmiş tabu kayıtlarında, A.U’nun kaşe ve imzasının tespit edildiğini söyleyen polis, A.U’nun bu bilgileri tapu görevlisinden aldığını söylediğini belirtti ve A.U’nun evinde ve iş yerinde aramalar yapıldığını, telefon ve bilgisayarlarla birçok evrakın da emare alındığını belirtti.

Polis: 3 bin maili inceleyeceğiz

Polis zanlının mail hesaplarının incelendiğini, bu maillerde yine tapu bilgileri olduğunu ve maillerde bazı para pazarlıkları yapıldığını tespit ettiklerini belirtti.

Tahkikat polisi Savcı’nın istintakında da; Maillerde buldukları tapu kayıtlarının bazılarının KKTC vatandaşı bazılarının da Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı kişilere ait olduğunu belirtti.

Bu verilerin kişisel veri olduğunu ve zanlıda bulunmaması gerektiğini savunan polis, maillerin içinde de şifreli mailler bulunduğunu ve henüz açılamadığını öne sürdü, 3 bin maili inceleyeceklerini söyledi.

Polis: İki farklı dairede çalışan 2 tapu memuru daha aranıyor

Polis, mesele ile ilgili tutuklanan bir tapu memuru olduğunu hatırlatarak, 2 farklı kazada da 2 farklı tapu memurunun arandığını söyledi.

Tutuklanan tapu memurunun, “Emlakçı benden talep ediyordu, ben de bir avukatın adıyla search yapıyordum, emlakçı avukatın parasını ödüyordu” dediğini aktaran polis, tapu memurunun suçunu kabul ettiğini ileri sürdü.

Alınan paraların döviz cinsinden olduğunu söyleyen polis, A.U’nun banka hesaplarının da incelendiğini, telefon dökümlerinin de istendiğini belirtti.

Tahkikatın devam ettiğini söyleyen polis 8 gün daha ek tutukluluk talebinde bulundu.

Savunma Avukatı: İnsanlar çalışıp para aldığı için suçlanamaz

Polisi istintak eden Savunma Avukatı Mustafa Asena; polisin geçen celsede söylediklerinin aynısını söylediğini ve buna rağmen 8 gün daha tutukluluk istediğini belirterek, bahsedilen mail sayısının da önce 7, sonra bin, şimdi de 3 bin olarak söylendiğini kaydetti.

Asena, “İnsanlar yaptıkları işler karşılığında tabi ki para alacaklar, fiyat verecekler. Bu insanlar iş yapıyor. İsterlerse döviz isterlerse TL olarak teklif verirler. İnsanlar çalışıp para aldığı için suçlanamaz, bu yasa dışı bir şey gibi gösterilemez” dedi ve amacın tutukluluk sürecinin uzatılması olduğunu söyledi.

Savunma Avukatı: Her şey soruşturma uzasın diye yapılıyor

“3 kişilik teknik ekip kurduk” diyen polisin, neden mailleri ve diğer dokümanları incelemek için tam 11 gün sonra ekip kurduğunu sorgulayan Asena, her şeyin soruşturmanın uzatılması üzerine kurulu olduğunu savundu.

Asena, zanlının telefon dökümlerine, banka dökümlerine, maillere ve diğer hiçbir şeye müdahale edemez durumda olduğunu dolayısıyla istenilen 8 günlük ek tutukluluk süresinin de sadece tutukluluk devam etsin diye istendiğini söyledi.

Savunma Avukatı: KKTC polisi olarak siz kendinize hep yasaların üstünde görüyorsunuz

Tapu Memuru N.Ö -Fotoğraf: Diyalog

Tutukluluğu hangi yasa altında istiyorsunuz” diye soran Asena, bu konudaki yasa maddesi üzerine polis ve Savcı ile kısa süreli bir tartışma yaşadı.

Asena, “KKTC polisi olarak siz kendinizi hep yasaların üstünde görüyorsunuz. Yasası olmayan bir şeyin talebinde bulunuyorsunuz. Dünyada hiçbir polis örgütü bunu yapmaz ama KKTC polisi olarak siz yapıyorsunuz” dedi.

Tartışma yaşandı

Savcı bu sözlere itiraz etti ve bu ithamların tüm polis teşkilatına yapıldığını ve hoş olmadığını söyledi, mahkeme bu itirazı da kabul etti.

Mustafa Asena devamında, “Siz itham ettiğiniz suçlardan soruşturma yapmıyorsunuz. Bu suçları zaten kendinizce tespit ettiniz ama bu suçlardan başka suçlar üretecek bir süreç ilerletiyorsunuz” dedi ve bir yasa maddesini hatırlattı;

Savunma Avukatı: Siz soruşturma dışındaki herhangi bir suçu tespit etmek için bu mahkemeyi kullanamazsınız

Asena ile polis arasında Savcının da dahil olduğu bir tartışma yaşandı. Asena, Tapu Dairesi ile ilgili yasalarda, “tapudan kimin hangi arazinin sahibi olduğuna dair” bilgi almanın suç olarak belirlenmediğine işaret etti, “Tapudaki bilgilerin alınamayacağını, bunun yasal olmadığını hangi maddede gösterebilirsiniz?” diye sordu.

Polis ise bu suçlamayı, “Kişisel Verilerin Gizliliğinin Korunması Yasası”na dayandırdıklarını çünkü tapu bilgilerinin kişisel veri olduğunu savundu.

Savcı 4 gün tutukluluk istedi

İstintaktan sonra hitaplara geçildi. Savcı burada polisin 8 günlük tutukluluk talebine karşın 4 gün tutukluluk istedi.

Tahkikatın başarılı olduğunu, son alınan tutukluluk sürecinde bir yeni tutukluluk daha yapıldığını yani yeni bir gelişmenin olduğunu söyledi.

Savunma avukatı: Bu dava hukuki değil siyasidir. Kıbrıslıtürklerin başına çok büyük bir çorap örülüyor

Asena ise hitabında, bu davanın hukuki değil siyasi bir dava olduğunu savundu ve şunları söyledi;

“Bu tahkikat bitmez, bu mesele hukuki değil siyasidir. Siyasetin hukuka alet edilmesine lütfen müsaade etmeyin Sayın Yargıç. Amaç ‘bu zanlılar ne kadar içeride kalırsa o kadar iyidir’ amacıdır. Kıbrıslıtürklerin başına çok büyük bir çorap örülüyor. Casus olanlar vatanını 50 euroya mı satar 100 euroya mı satar.

Yapmayın, yapmayın artık bunu Kıbrıslıtürklere. Bu zaten 11 gündür içeride, 83 yaşında ve çok hasta. Bu 11 günün büyük bölümünde hastaneye gidip geldi, yine o hücreye geri döndü, yine fenalaştı.

Sayın Yargıç sizin geçen sefer ‘abarttınız artık’ dediğiniz meseledir bu ve yine abartılıyor, yine 8 gün daha isteniyor. Burada kamu menfaati yoktur. Bu adamı öldürüyorlar, işkenceye dönüştü bu iş, sonsuz bir şeyin içine soktular tüm Kıbrıslıtürkleri ve bizleri…”

A.U’ya ve N.Ö’ye 3’er gün ek tutukluluk

Hitapların ardından Mahkeme kararını 3 gün ek tutukluluk olarak açıkladı.

Hemen ardından ise Tapu Memuru N.Ö’nün kısa süren duruşması yapıldı. Polis burada da 8 gün tutukluluk istedi.

Savcı’nın ise talebi 3 gün oldu. Savunma avukatı Savcının talebine itiraz etmedi ve Mahkeme N.Ö’nün de 3 gün daha tutuklu kalmasına emir verdi.

Özgür Gazete’nin izlenimleri

-Kıbrıslırumların yargılanması sırasında, basında iddia edildiği gibi bir “casusluk” suçlaması hiçbir aşamada yapılmadı

-Yargılama sırasında basında iddia edildiği gibi bir “suçüstü” durumu hiçbir aşamada belirtilmedi. Hatta zanlıların ifadesine göre; ilgili site içinden ayrıldıktan ve bir kafeye gitmek üzereyken araçları durdurularak tutuklandılar

-Yargılama sırasında, basında iddia edildiği gibi “Tapu belgesi ve resmi evrak” bulunduğu iddiası hiçbir aşamada yapılmadı. Evrakların sadece emlakçıdan alınan isim listesi ve bölgenin haritaları olduğu söylendi

-Yargılama sırasında, basında iddia edildiği gibi kefil olmak isteyenlerle zanlılar arasında hiçbir organik bağ tespiti yapılamadı. Hatta bu yüzden kefillikler uygun bulunmadı. Zanlı ve kefiller ilk kez İskele Kaza Mahkemesi’nde, duruşmaya verilen aralarda tanıştı

-Yargılama sırasında, basında iddia edildiği gibi, zanlılardan A.K’nin, Simon Aykut davasının şikayetçilerinden olduğu bilgisi verilmedi

-Yargılamanın hiçbir aşamasında ismi geçen örgütler (İnsan Hakları Platformu, BKP, Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi) dışında Kıbrıs’ın kuzeyinden ya da güneyinden hiçbir siyasi parti temsilcisi, sivil toplum örgütü yer almadı, davayı izlemedi

-Yargılamanın hiçbir aşamasında, Birleşmiş Milletler’in (BM), “Davayı takip ediyoruz, ilk günden beri Kıbrıslırumların yanındayız” açıklamasının aksine, duruşmalarda BM Temsilcisi olduğunu düşünülen herhangi biri gözlemlenmedi

-Kıbrıslırum zanlılar duruşmalar boyunca sakin ve sonlara doğru yılgın ve hasta durumdaydılar

-Duruşmalar boyunca Savcı ve Polisin, kişisel kanaatlerini sıkça dile getirdiği, Simon Aykut’un tutukluluğuna atıfta bulunduğu gözlemlendi

-Bir Mahkemenin farklı suçlamalar olsa da benzer bulgular ışığında 3 ay, diğerinin ise 13 gün vermesi dikkat çekti

-Yargılama boyunca, her iki davada da sadece dava dosyalanması için Savcı ve Polis’in 3 ay tutukluluk konusunda ısrar etmesi dikkat çekti

-“Ana dilde yargılanma hakkı” konusunda Lefkoşa’daki Mahkemenin daha hassas olduğu ve yeterince iyi bulmadığı için ilk tercüman yerine başka bir tercüman talep etmesi dikkat çekti

-Lefkoşa’daki “Askeri Yasak Bölgeyi İhlal” suçlamasıyla görülen davada Polis’in ve Savcı’nın Sivil Hizmet Görevlisi’nin hatalı işlem yaptığı ihtimalini şiddetle reddetmesi ve bu konuda bir soruşturma yapmaması dikkat çekti

Haber: Pınar Barut
Fotoğraflar: Ömer Özok













Başa dön tuşu