İnsan bir gecede evini kaybederse, hayatını nasıl sürdürür?

Yönetmen Orhan Eskiköy’ün, ödüllü “Ev” adlı filminin Kıbrıs galası, yarın akşam Macro Cineplex‘te yapılıyor
EV
İnsan bir gecede evini kaybederse, hayatını nasıl sürdürür? Yeniden başlamanın yolunu nasıl bulur? Yerleşik hayatın alışkanlıkları insana yük olur mu?
Hülya ve Mustafa çocuklarının hayatlarına devam etmesi için çadırda geçen hayatı düzenlemeye çalışmaktadır.
Çocukların en küçüğü olan İbo kabına sığmayan neşeli bir çocuktur. Bir anda evsiz kalmanın da etkisiyle her an sokağa çıkabilmenin özgürlüğünü tatmıştır ve okula gitmek yerine bütün zamanını sokakta oyun oynayarak geçirmek ister.
Ne İbo ne de ailesi evsizliğin travmatik etkisinin tam olarak farkındadır. Sanki hep çadırda yaşamışlar gibi normal biçimde davrandıklarını görürüz.
Sanki her şey olağan seyrinde devam etmektedir. Çadırdaki hayatlarının geçici olduğuna inanarak ve yeni bir ev yapmanın planını yaparak günlerini geçirirler.
Uzaktan bakıldığında bütün mutlu aileler gibi sıradan görünmektedirler. Ancak zaman hızla geçer ve yaptıkları planlar yerini umutsuzluğa bırakır.
“Ev” olmadığında insanın darmadağın olduğunu, ortada kaldığını anlayıveririz…

Orhan Eskiköy
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitim aldı. 2. sınıftayken, Özgür Doğan ile birlikte bir projede yer aldı. Bu dönemde amatör olarak belgesel filmler çekmeye karar verdi.
İlk belgesel çalışması olan Hayaller Birer Kırık Ayna’yı Özgür Doğan ile birlikte çekti. Dışarıda Olmak, yönetmenin ikinci belgesel film çalışması oldu. Bu arada farklı projelerde yönetmen yardımcılığı, kameramanlık görevlerini de üstlendi.
2003 yılında Özgür Doğan ile birlikte “iletişimsizlik” üzerine bir film yapmaya karar verdiler fakat parasal sorunlar araya girince filmi ertelediler.
Eylül 2007’de filme kendi çabaları ile başladılar ve daha sonra Greenhouse Belgesel Geliştirme Atölyesi, Sundance Belgesel Fonu ve Hollanda Jan Vrijman Fonu’ndan destek aldılar.
Dokuz aylık bir çalışma sonra İki Dil Bir Bavul belgesel filmini tamamladılar. Film, Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi İlk Film Ödülü’nü dahil çeşitli festivallerden çeşitli ödüller aldı.
Amacı yeni yeteneklerin orijinal film projeleri geliştirebilecekleri ve önde gelen yazarlar ve yönetmenlerle çalışabilecekleri bir ortam oluşturmak olan Sundance, Sundance Lab’in bir benzerini İstanbul’da gerçekleştirmek için seçtiği dört yönetmenden biri (diğerleri: Aslı Özge, Nesimi Yetik ve Melisa Önel) oldu.
2012 yılında Zeynel Doğan ile birlikte, Maraş Katliamı’ndan etkilenen Kürt-Alevi bir ailenin hikâyesini ele alan Babamın Sesi adlı filmi çekti.



















