
Sol Hareket Gençlik Sekreteri Raif Kanlıoğlu, “7. Yıllık Sol ve Kıbrıs Sorunu Konferansı“nda yaptığı konuşmada; Kıbrıs’ın tarihsel trajedisini, sömürünün çok katmanlı yapısını ve günümüze uzanan sonuçlarını kapsamlı bir şekilde ele aldı
Kanlıoğlu: Kıbrıslılara sunulan seçenekler “kabullenmek” ya da “göç etmek” oldu
Kanlıoğlu, konuşmasının başında katılımcıları devrimci duygularla selamlayarak, Kıbrıs sorununun yalnızca belirli tarih aralıklarına sıkıştırılamayacağını vurguladı ve “Kıbrıs sorunu bir kolonizasyon ve sömürü meselesidir. Bunu sadece 1963–74 yılları arasındaki çatışmalar, darbe ve işgal ile ele almak; bu adayı yüzyıllarca sömürmüş olan imparatorlukları aklamak olur” dedi.

Kanlıoğlu, Kıbrıs’ın yönetiminin bir imparatorluktan diğerine devredildiği tarihsel sürecin yalnızca yasaları değil, kültürü, toprağı ve toplumsal yapıyı dönüştürdüğünü belirterek İngiliz idaresinin uyguladığı “böl ve yönet” politikalarının milliyetçiliği nasıl beslediğini şu sözlerle anlattı;
“Eğitim, kültür ve toplumsal düzen bilinçli bir şekilde yeniden şekillendirildi. Kıbrıslılara sunulan seçenekler yalnızca ‘kabullenmek’ ya da ‘göç etmek’ oldu. Bu da ilerleyen dönemlerde kültürel yozlaşmanın önünü açtı”
“Toplum sürdürülebilir üretimden koparıldı”
İngiliz idaresinin ada ekosistemini bile manipüle ettiğini vurgulayan Kanlıoğlu, Avustralya’dan getirilen okaliptüs ağaçlarının dikilmesini, üretim ilişkilerinin kopuşunu ve su kıtlığının kökenlerini örnek göstererek, “Toplumumuz sürdürülebilir üretimden koparıldı; ada hem ekonomik hem ekolojik bir sömürü düzenine hapsedildi” dedi.
Kanlıoğlu’nun konuşmanın önemli bölümlerinden biri, Kıbrıs’ta Amerikalıların kurduğu CMC – Cyprus Mining Corporation üzerinden yapılan sömürünün tarifiydi.
“Bu toprakların hafızasında CMC’nin yarattığı yıkım hâlâ yaşıyor”
Kanlıoğlu, 1925’te yaşanan kazada hayatını kaybeden 266 maden işçisini anarak şunları ifade etti;
“Bu toprakların hafızasında CMC’nin yarattığı yıkım hâlâ yaşıyor. Lefke ve çevresindeki köyler bugün bile toprak zehirlenmesinin bedelini ödüyor. Sömürü politikalarının tekrarına asla izin vermemeliyiz”
“Emperyalizm bugün sadece şekil değiştirdi”
Kanlıoğlu, 1960’taki bağımsızlıktan bu yana geçen 65 yıla rağmen sömürü düzeninin değişmediğini vurgulayarak yabancı şirketlerin toprak alımları, taş ocakları ve nüfus politikaları üzerinden adanın kültürel yapısının dönüştürüldüğünü şu sözlerle aktardı;
“Emperyalizm bugün sadece şekil değiştirdi. Toprağımızın değersizleştirilmesi, yabancılara satışı ve nüfus aktarımı; çözümsüzlüğü derinleştirirken kültürel yok oluşu hızlandırıyor”
“Sermayeyi teşvik ederken halkı göçe zorluyor”
Kanlıoğlu, toplumların kendi konforları ve alışılmış düzenleri içerisinde sömürüye ortak edilmelerinin tehlikesine dikkat çekerek aidiyet krizini şöyle özetledi;
“Birçok vatandaşımız bu topraklarda yaşamak yerine bizleri kolonileştiren ülkelere göç ediyor. Yasalarımız ve ekonomik düzen, sermayeyi teşvik ederken halkı göçe zorluyor”
“Faşizm yeniden yükseliyor”
Kıbrıs’taki statükonun sadece adayı değil, bölgeyi etkilediğini belirten Kanlıoğlu, Filistin, Irak, Lübnan ve Suriye’de yaşananlara atıfta bulunarak, “BM’nin başarısızlığı, NATO’nun girişimleri ve sessizleştirme politikaları; faşizmin yeniden nasıl yükseldiğini gözler önüne seriyor” dedi.
Kanlıoğlu, Lübnan’daki mezhep çatışmalarından İrlanda’daki aidiyet sorununa kadar birçok örneği Kıbrıs’la ilişkilendirerek Marx’ın toplumsal değer yargılarına yaptığı göndermeyle konuşmasına devam etti ve “Tarihsel yozlaşmadan ders çıkarmamız ve faşizme karşı mücadelemizi yeni bir düzleme taşımamız gerekiyor. Bölünme değil, ortak değerlerde birleşme zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
“Kıbrıs’ta barış engellenemez”
Konuşmasının sonunda Kanlıoğlu, Sol Hareket’in Kıbrıs sorununa çözüm vizyonunu güçlü bir şekilde dile getirdi;
“Dayatılan çözümlere değil; tek uluslararası egemenlik ve temsiliyete sahip, siyasi eşitlik temelinde iki bölgeli, iki toplumlu, tam bağımsız birleşik federal bir Kıbrıs’a olan inancımızı haykırıyoruz. Kıbrıs’ta barış engellenemez!”



















