
Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu‘nun kendi Bakanlığıyla ilgili yasaları dahi okumadığını, görevde olmayanlar için görevden alma kararı çıkarttığını, bunun Aziz Nesin hikayelerini hatırlattığını söyleyerek, bu durumun izahı dahi olamayacağını vurguladı
DAÜ-SEN: “Görevden aldık” dediler, yerine kimin atanacağını bile söylemediler
Yazılı açıklama yapan sendika, yaklaşık bir ay önce Bakanlar Kurulu’nun, DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun (VYK) görevden alınmasına ilişkin önerisini Cumhurbaşkanı’na Resmî Gazete’de de yayımlayarak sunduğunu hatırlattı, ve önerinin, VYK’nın topluca görevden alınmasını öngördüğünü ancak yerine kimin, nasıl atanacağı konusunda dikkat çekici bir sessizlik hâkim olduğunu belirtti.
Sendika açıklamasında, “Anlaşılan o ki üniversiteyi yöneticisiz bırakmak bir sorun olarak görülmemişti. Sayın Cumhurbaşkanı, bu ‘özgün’ önerinin DAÜ Kuruluş Yasası’na aykırı olduğunu, bir kurumun yöneticisiz bırakılamayacağını ve sürecin istişareyle yürütülmesi gerektiğini hatırlatmak zorunda kaldı” denildi.
“Çavuşoğlu için yasayı okumak tali bir ayrıntı”
Açıklama şöyle devam etti;
“Yasa gereği doğrudan muhatabı olan hükümetten bir diyalog beklemek yerine, basın yoluyla seslenmek zorunda kalması ise sürecin ciddiyet seviyesini zaten yeterince özetliyordu.
Neticede Cumhurbaşkanı, hükümetin önerisini reddetti. Görünen o ki DAÜ Kuruluş Yasası’nı uygulamakla görevli Eğitim Bakanı Sayın Nazım Çavuşoğlu ve ekibi, yasayı okumayı tali bir ayrıntı olarak değerlendirmiş; Bakanlar Kurulu’nu da bu doğrultuda bilgilendirmiştir.
Cumhurbaşkanı ile istişare ise belli ki gereksiz bir formalite olarak görülmüştür.
“Söz konusu Çavuşoğlu olunca teamül ve mantık iyimser kavramlar”
Normal şartlarda teamül ve mantık, Sayın Cumhurbaşkanı’nın uyarısı ve ret kararının ardından Eğitim Bakanı’nın yasayı açıp okumasını, ardından istişare içinde yeni ve hukuka uygun bir öneri hazırlamasını gerektirirdi.
Ancak söz konusu olan Eğitim Bakanlığı olunca, teamül ve mantığın fazlasıyla iyimser kavramlar olduğu bir kez daha anlaşılmıştır.
Sayın Eğitim Bakanı ve VYK’ya üye olarak önerdiği müsteşarı bu zahmete girmemiş, yasaya aykırı yeni bir öneriyi yine Bakanlar Kurulu eliyle Resmî Gazete’de yayımlamayı tercih etmiştir. Böylece sadece kendi hatalarını tekrarlamakla kalmamış, Sayın Başbakan’ı ve Bakanlar Kurulu’nun tamamını da bu tabloya ortak etmeyi başarmıştır.
“Bir atamayı hukuka uygun biçimde ikinci kez dahi gerçekleştiremeyen bir Bakanlık”
Sayın Eğitim Bakanı’nın bir yankı odasında yalnızca kendi sesini duyduğu artık yaygın bir gözlemdir. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı’nın yazılı uyarısına rağmen aynı hatanın ısrarla tekrarlanması, bu yankının ne denli güçlü olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Bu, her Bakandan beklenemeyecek türden bir istikrardır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın işaret ettiği sorunlar sadece teamül, kurumlar arası istişare ya da devlet ciddiyeti meselesi değildir; aynı zamanda son derece basit bir teknik hatadır.
Sayın Eğitim Bakanı ve Sayın Müsteşarı’nın bu teknik hatayı yapmaları, ardından hiçbir şey olmamış gibi bir kez daha yapmaları, artık izaha muhtaç değil, izahı imkânsız bir durumdur.
Bakanlar Kurulu’nun teknik ekibinin de ‘nasıl olsa bakılmıştır’ rahatlığıyla yasayı açıp okumaması ise bu zincirin tamamlayıcı halkasıdır. Ülkenin en büyük kurumuna yapılacak bir atamayı hukuka ve teamüllere uygun biçimde iki kez dahi gerçekleştiremeyen bir hükümet görüntüsü; skandal olmanın ötesinde, devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir manzaradır.
“Görevde olmayanlar için görevden alınma kararı çıkarttılar”
Bu manzaranın mimarı ise yasalara uygun hareket etmeyi gündeminden tamamen çıkardığı anlaşılan Eğitim Bakanı’dır.
Ancak tablo burada da tamamlanmamaktadır. Sayın Eğitim Bakanı, Bakanlar Kurulu’nu gülünç duruma düşürme konusunda çıtayı biraz daha yukarı taşımıştır.
Resmî Gazete’de yayımlanan son öneride, yaklaşık iki yıldır görevde olmayan iki VYK üyesinin de görevden alınması önerilmiştir. Evet, yanlış okumadınız.
Sayın Çavuşoğlu, görevleri 2023 Nisan ayında sona ermiş olan Prof. Dr. Mustafa Kurt ve Prof. Dr. Mustafa Safran’ı, 2025 Kasım ayında ‘DAÜ’nün ekonomik sıkıntılarına önlem alınmasında yetersiz kalmaları’ gerekçesiyle görevden almayı önermiştir.
“Aziz Nesin hikayesi gibi…”
Bu husus Sayın Çavuşoğlu’nun büyük Türk yazarı Aziz Nesin’in ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ romanından ilham alarak iş yaptığı hissini uyandırmaya başlamıştır.
Kendi görev alanında yasaya uygun bir öneriyi iki kez hazırlayamayanların, başkalarını ‘yetersizlikle’ suçlayabildiği bu tablo karşısında, ironinin artık kaleme değil, yönetime ait olduğu açıktır. DAÜ’yü ‘yeterli’ şekilde yöneteceğini iddia edenlerin sergilediği bu performans, ne yazık ki trajikomiktir.
Üzülerek belirtmek gerekir ki yaşananlar, Aziz Nesin’in ismi malum ve meşhur bir başka eserinde anlatılan siyasi figürün yaptığını hatırlatmakta; kurgu ile gerçek arasındaki mesafeyi tehlikeli biçimde kapatmaktadır.
“Sayın Başbakan’a bu durumu hak ettiğinizi düşünüyor musunuz?”
Tüm bu tablo ışığında Sayın Başbakan’a yalnızca şu soruyu sormak istiyoruz: Sayın Bakan tarafından içine düşürüldüğünüz bu durumu hak ettiğinizi düşünüyor musunuz?
Son olarak, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, yalnızca anayasal ve yasal yetkileri olan bir makam sahibi değil; aynı zamanda hukuk çevrelerinde saygınlığı tartışmasız bir akademisyen hukukçu olduğunu Bakanlar Kurulu’na hatırlatmakta yarar görüyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı hukuki bir görüş beyan ediyorsa, bunu görmezden gelmek değil, dikkatle dinlemek devlet ciddiyetinin asgari gereğidir”



















