InstagramKöşe Yazarlarımız

O Kadar Basit Değil!






Birileri çıkıyor, “Şu kadar para verirsen ben senin teminatını değiştiririm” diyor!..

O teminatı kim koyuyor?
-Mahkemeler…

Peki, “Değiştiririm” diye vaatte bulunan kişi ne diyor?

-“Ben yargının verdiği kararı bozup sana özgürlüğünü verebilirim”…

Bu öyle basit bir vaat değil kardeşim!..

Adamlar kendisini direkt yargının yerine koyuyor ve yargı adına vaatte bulunuyor…
Hatta yargının da üzerinde olduklarını iddia ediyor!..

Bu korkunç bir şey!!!

***

Aslında konuya “Teminat baskısı” ile başlamak gerekiyor…

Burada bir süzgeç kullanılmasının gerekliliği kaçınılmazdır…

Hiçbir süzgeçten geçmeyen konular davaya dönüştürülüyor, kişilere anında teminat konması isteniyor ve insanların henüz suçu ispatlamadan özgürlükleri elinden alınıyor…

Aslında bir anlamda yargılanmaya daha başlamadan çoğu insan teminat kararı ile mahkum ediliyor…

Anomali” diyebileceğimiz bu durum ağır ceza yargılanmalarında da yaşanıyor…

Hiçbir zorunluluk olmamasına rağmen ağır cezada yargılanması başlayan herkes istisnasız tutuklu bir şekilde yargılanıyor…

Yine suç ispatlanmadan verilen bir mahkumiyet kararı daha!..

Çağdaş, adil ve demokrasi ile çalıştığını iddia eden bir ülkede bu kadar baskıcı kararlar kabul edilemezdir…

Yargımızın da bu iki konudan rahatsız olduğu belirtiliyor…

Ve düzeltilmesi için bazı düşüncelerin olduğu ifade ediliyor…

Bunun ne kadar doğru olduğunu zaman içerisinde hep birlikte göreceğiz…

***

Teminat konması ve/veya teminat değişikliği konusunda öyle isimlere teminat konması talep ediliyor, öyle isimlere ise teminat konması talep edilmiyor ki, insan aklını zorlayacak cinsten…

Örneğin köklerini buraya salmış ve yatırımlarının tümüne yakını burada olan bir ailenin neredeyse tamamına henüz yargılanmaları başlamadan ülkeden çıkış yasağı konuyor ancak bu ülkeye sonradan gelen, sonradan vatandaş olan ve aniden bazı isimlere yakınlıkları nedeniyle güç kazanan isimlere ise teminat konması talep edilmiyor!!!

Üstelik köklerini bu topraklara salmış ve yatırımlarının tümüne yakını burada olan aile fertlerinin yurtdışına tedavi amaçlı çıkmak için teminat değişikliği talepleri de anında reddedilirken, hakkında “sahtecilik” suçlaması olan kişilere teminat konması istenmediği için bu isimler diledikleri gibi istedikleri ülkelere seyahat edebiliyor…

Adaletin tecelli ettiği bir yerde adil olmadığı bu kadar açık bir örneğin yaşanması insanların elbette güvenini sarsıyor…

***

Konumuza dönecek olursak, son olarak yaşanan “Para isteme” ve “Teminat değiştirme” olayında göz ardı edilemeyecek bazı iddialar var!..

Örneğin bahse konu vaadi veren kişilerin bazı isimlere yakın oldukları gibi!..

Peki, bu yakınlık, şu anda zanlı konumunda olanlar tarafından habersizce mi kullanılıyor yoksa bahse konu yakınlık gerçekten kirli bir ortaklığı mı işaret ediyor?

Bunu şu an için bilebilmek mümkün değil…

Aynı zamanda bu konuda “tahmini” denilebilecek şekilde yorum yapmak da doğru ve etik olmaz…

Çünkü şunu biliyoruz ki, bu ve benzeri konularda adanın kuzeyinde büyük bir istismar yaşanıyor…

Güçlü konumda olan kişilerin adı, o kişilerden habersiz bir şekilde kullanılarak birçok insan dolandırılıyor…

Örneğin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile hiçbir şekilde alakası olmayan ama onun adını kullanarak adanın kuzeyinde kendilerine imtiyaz sağlayanlar gibi!..

Birçoğumuz “Ben reisin adamıyım” diyen pek çok sahtekara mutlaka rastlamışızdır…

Bu sahtekarlar, Erdoğan’ın adını kullanarak hem karşısındakilere korku salıyor hem de Erdoğan’ın adı ile birçok kişiyi dolandırıyor…

Elbette Erdoğan’ın bu durumdan haberi falan yok!..

Yine etrafta AKP’nin, MHP’nin ve Ankara’daki güçlü kesimlerin ismini kullanarak kendine çıkar sağlamaya çalışanlar da adanın kuzeyinde av peşinde!..

Öyle ki, bahse konu gücü kötüye kullandığı için adanın kuzeyinden bileklerine kelepçe takılarak geri ülkesine götürülen bir temsilcinin ardında bıraktığı kirli işlere de şahitlik ettik, henüz yeni atanmışken bir anda görevden alınanlara da!..

Aynı şekilde ülkemizde cumhurbaşkanı, başbakan ve yargı mensuplarının adını kullanarak kendilerine yer edinmek isteyenler de var!..

Bu isimlere biraz yakın olan kişiler, bu kişiler adına, bu kişilerin haberi dahi olmadan sayısız sözler ve vaatler verebiliyor…

Hallederik gardaş” veya “Hallederiz kardeş” diyerek çaresiz olan birçok insanın kanına giriliyor…

***

Peki, tam tersini düşünelim, mesela bu iddialar doğru olamaz mı?

Elbette olabilir ve hatta aralarında mutlak doğru olanlar da kesinlikle vardır…

O kirli ilişkilerin kokusunu hepimiz alıyoruz…

Ancak bazı makamlar vardır ki, o makamlarla ilgili iddialar ne kadar güçlü olursa olsun insan inanmak istemiyor, o iddiaları o makama konduramıyor…

Ancak bazı isimler için de sürekli aynı iddiaların ortayı atılması da doğrusu normal karşılanacak bir durum değil!..

***

İşaret etmek istediğim şu;

Çok hassas bir konudan bahsediyoruz ve bu tür konular aynı hassaslıkla analiz edilmelidir…

Ve de aynı hassaslıkla bu konular yürütülmeli ve aynı hassaslıkla yorumlanmalıdır çünkü çoğu zaman çürüklerden daha çok masumların mağdur edildiği süreçler yaratılıyor…

Bir de makamına en ufak bir şüphe getirecek işlere giren kişiler hiç düşünmeden sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için o makamları gerekirse geçici bir süreliğine de olsa bırakmalıdır…

Ve son söz; Biz toplum olarak bir başkasının sözüyle birilerinin “Terörist” ve/veya “Rüşvetçi” ilan edilmesini kaldıracak güçte değiliz…

Kişilerin ağzından kolayca dökülen iddialar değil araştırılarak ortaya çıkartılan gerçekler bizlere kimin ne olduğunu göstermelidir…













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu