InstagramKöşe Yazarlarımız

Karanlık Dağılır, Yeter Ki Sen İste…







“Karanlık dağılır, yeter ki sen iste…”

Evet bu sözler Sn. Tufan Erhürman’ın seçim müzikleri için yazılmış sözlerden bir kupleden.

12’den fazla solistin seslendirdiği “Bu Yol Seninle Başlar” şarkısından.

Hiçbir karşılık beklemeden, değişim isteyen ve Tufan Erhürman’a inanan onlarca sanatçı gibi benim de şarkının sözlerini seslendirirken bu çorbada tuzum oldu.

Şarkı sözlerinin her birinin ayrı bir değeri varken benim en çok sevdiğim kuple “Karanlık Dağılır, Yeter Ki Sen İste” bölümüydü. Neden mi?

Bu ülkenin üzerine, bu toplumun üzerine dönemlerce kara bulutlar çöktü. Ama bu ülkeyi sevenler, bu ülkeye âşık olanlar hep o karanlığın içinde bir ışık olmaya devam etti.

Bir araya her geldiklerinde o kasvetli karanlığı dağıtan bir ışık oldular hep.

Geçen gün gözüm İnönü meydanındaki o ışık saçan mitinglerdeki bir fotoğrafa takıldı.

O mitingdeki en küçükler, ki sanırım bu kategoriye bende giriyorum, şimdi 35-45 yaşlarında.

Hayatımda gurur duyduğum en önemli direniş ve eylemlerdendir İnönü mitingleri.

Kıbrıs’ta bir barış için, faşist baskı ve düzene karşı, geleceğimiz adına sokaklara döküldüğümüz günler.

Aynı gerici zihniyetler o günde karşımızdaydı, bugün de öyleler.

Şimdi ki söylemlerinde “O gün biz Annan Planı’na evet dedik ama Rumlar hayır dedi” diyorlar.

Sanki bizimle o plana evet demiş gibi!

Ve Annan Planı sürecini bir kayıp gibi göstermeye çalışıyorlar.

Halbuki Annan Planı, evet Kıbrıslı Türkler için çözüme ulaşmadığı için bir üzüntü, ama dünyalı olmak için bir başlangıç olmuştu.

Yeşil Hat Tüzüğü ile ticaretten tutun da dünyanın tanıdığı bir pasaporta sahip olmak!

Düşünsenize, Kıbrıslı Türkler senelerce elindeki KKTC pasaportunu dünyadaki hiçbir ülkenin tanımaması sebebi ile dünyadan izole yaşadı.

Kendisini çevreleyen demir parmaklılarda bu ülkeye hapsoldu!

3. bir ülkeye gitmek istediğinde geçici TC pasaportu çıkarmak zorundaydı. Ancak o zaman dünyalı olabiliyordu!

Ve Annan Planı’ndan sonra hakları olan Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu ile dünyayı özgürce gezebilme kazanımını sağladılar.

Hatta o dönemde Annan Planı’na karşı durup hamaset yapanlar ilk birinci o pasaporta başvuranlar oldu.

Şimdi çarşaf çarşaf demeçler verip, ayrılıkçı büyük laflar edenler, yıllardır o pasaportla seyahat etti! Çocuklarını yurt dışında o pasaportla okuttular!

Şimdi aynı hamasetçiler yine bizi demir parmaklıklar inşa ederek ülkenin kuzeyine hapsetmeye çalışıyorlar.

BM zemininden kaçıp 2 bağımsız devlet diyorlar mesela! Sanki kendi tezleriymiş gibi!

Federasyon görüşmek bitti diyorlar! 50 yıldır görüştük artık yok!

Halbuki 50 küsür yıllık görüşme sürecinde Federal çözümü sürekli olarak müzakere eden aslında 2 Cumhur başkanı vardı. Sn. Talat ve Sn. Akıncı. Yani 10 yıl

Aklımızla oynuyorlar yani…

Kaldı ki Dünya üzerinde hemen hemen hiçbir ülke federasyon dışında bir tezi resmi olarak desteklemiyor.

BM Güvenlik Kurulu son olarak Ocak 2025’de yeniden tekrarlayarak görüşme zeminini federasyon olarak yeniledi.

Peki tüm dünyanın kabul etmediği bir tezi öne sürüp, bu ülkede yaşayan insanları ve haklarını katlettiğinizin bilincinde değil misiniz?

Bence bilincindesiniz. Ama kendi şahsi çıkarlarınız için bu toplumu harcamakta bir dakika bile tereddüt etmiyorsunuz.

Bu ülkeyi sevmiyor ve aidiyet hissetmiyorsunuz.

Ama biz bu ülkeyi seviyoruz. Hatta ona aşığız.

Ve siz, bu halkı demir parmaklıklarla yeniden Kıbrıs’ın kuzeyine hapsetmek isteyenler bilecek ki yine başaramayacaksınız!

Çünkü biz geliyoruz! Bu ülkeye sevdalılar geliyor.

BİLİYORUZ, KARANLIK DAĞILIR, YETER Kİ BİZ İSTEYELİM

Çünkü biliyoruz; DEĞİŞİM İNANÇ GEREKTİRİR VE ZAFER İNANANLARINDIR.













Başa dön tuşu