InstagramSağlıkSürmanşet

KMO: “Halk sağlığı” değil, “kozmetik ürünlerin ticaretini kolaylaştırma” yolu seçildi







Kimya Mühendisleri Odası (KMO), ülkeye ithal edilecek olan kozmetik ürünlerde istenilen belgelerin ve denetimin, yeni yasayla kısıtlandığına dikkat çekerek, bazı ithalatçıların bu belgeleri sunamadıkları için Bakanlığa baskı yaptığı ihtimalini gündeme getirdi. Oda “halk sağlığı” konusunda uyardı

KMO: Görüş ve önerilerimiz yok sayıldı, yasa o haliyle Meclis’e gönderildi

Yazılı açıklama yapan oda yönetimi, günümüz şartlarında çok noktada kullanılmakta olarak kozmetik ürünlere dair yürürlükte olan 23/2001 sayılı yasaya değişiklik öngören 25 Kasım 2025 tarih ve 233 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklik önerisinin, oda yetkili kurullarında değerlendirildiğini belirtti.

Oda açıklamasında, “Ne yazık ki son haftalarda Sağlık Bakanlığı ile yapılan görüşmelerdeki konuşulan ve uzlaşılan tüm noktalar yok sayılmış, bu alanda çalışan uzmanlarının hiçbirinin kabul edemeyeceği bir değişiklik önerisi Meclis’e iletilmiştir. Bu taslağa dair Bakanlık Yönetiminin kendi uzmanlarından dahi uygunluk aldığına dahi şüphelerimiz bulunmaktadır” dedi.

“Halk sağlığını korumak değil, kozmetik ürünlerin ticaretini kolaylaştırmak yolu seçildi”

Açıklama şöyle devam etti;

“2022 yılındaki aynı yasa üzerindeki değişiklik tartışmalarında gündeme getirdiğimiz tüm riskler neredeyse gerçekleşmiş ve kozmetik ürünlere dair denetimler zayıflamış, Bakanlık aslı görevi olan halkın sağlığını korumaktan daha çok ‘her türlü kozmetik ürünün’ ticaretini kolaylaştırma yolunu tercih etmiştir.

Şunu özellikle belirtmek gerekir ki şu anda ülkemizde kozmetik ürünlerde ciddi sağlık sorunlarının oluşmasını özverili birkaç Bakanlık yetkilisi temin etmektedir.

“İstenilen belge ve denetim zayıflatılıyor”

Bu yasa önerisi ile yasa ile istenen belge ve kanıtlar da zayıflatılarak denetim imkanı iyice azaltılacaktır. Bu yasa ile görevi daraltılmak istenen Kozmetik Ürün Kurulu bugüne kadar ileriye dönük çok sayıda adım atmasına rağmen Bakanlık tarafından ne sistem kurulmuş, ne Tüzük yayımlanmış ne de güncel bir Yasa çalışması ilerletilmiştir.

Odamızın ve diğer paydaşlar son birkaç yıldır ısrarlı talepleri sonucunda kayıt sistemi çalışması ancak gündeme alınmış, Tüzük ile ilgili olarak ise 24 yıldır sonuç alınamamıştır.

Şu anda özellikle ithalat ile ilgili yapılmak istenen düzenlemeden sonra ülkede kozmetik konusunda kaliteden bahsetmek cidden zor olacaktır. Zaten yasada yazan belgeleri tamamen kaldırıp, bu işi yıllardır çıkmamış tüzüğün acilen çıkmasını beklemek pek gerçekçi değildir.

“Üretimde aynı belgeleri isteyenler, ithalatta bunu neden kaldırmak istiyor?”

Amaç eğer her türlü kozmetiği, güvenli olup olmadıklarına bakmaksızın ülkeye girmesi ile evet bu yasa değişikliği doğrudur. Sistem olmadan, Tüzük çalışılmadan hemen devreye girecek bir yasa sadece insanımızı tehlikelere daha savunmasız kılacaktır.

Şu anki yasamızın ilgili maddeleri ile talep edilen bilgi ve belgeler hemen hemen aynı şekilde Türkiye ve AB’de de istenmektedir.

Ve bu belgeler ilgili şirketler tarafından resmi kurumlara sunulmaktadır. Ayrıca, üretimde aynı bilgi ve belgeleri isteyen mantık neden ithalatta bu şartları kaldırmak istemektedir?

Bu hemen akla bazı ithalatçıların bu belgeleri sunamadıkları ve bundan dolayı Bakanlığa baskı uygulayarak bu değişiklikleri yaptırmak istedikleri şüphesini getirmektedir.

“Bakanlık ‘güvenliğini kanıtlayamayan bazı ürünleri ülkeye nasıl sokarız’ derdine düştü”

Günümüzde kozmetik gibi sektörlerde yeni bir mevzuat yapılacağında sektörün genel gidişi, yerli üretimin güçlendirilmesi, katma değerin nasıl artırılabileceği, yetişmiş insan yeterliliği, çevre koruma, ticari sırların nasıl işleneceğyasi ve korunacağı, rekabetin korunması, halkın bilinçli ürün kullanımı, toplum geneli kimyasallara maruziyet ve bunun sağlığa yansımları gibi konular konular işlenmelidir.

Ne yazık ki dünkü öneride tüm bunlar bir köşeye bırakılmış, tek derdi ‘insan sağlığına dair güvenliğini kanıtlayamayan bazı ürünleri ülkeye nasıl sokarız’ olmuştur.

Oda önerilerini şöyle sıraladı

– Bu yasa öneri geri çekilerek, günümüz bilimsel bilgi ve pratiklerine göre, katılıma açık biçimde yeni yasa ve eş zamanlı olarak Tüzük tasarısı hazırlanmalı. Amaç kaliteli-kalitesiz her malın girişine izin vermek değil, halkın sağlığı olmalıdır.

– An itibarı ile, Yasanın 9(1)(C) maddesi zorlanarak yetersiz bilgi-belgelerle ithal ön izni verilmesi düşüncesinden de vazgeçilmelidir. 9(1)(C) maddesi ek koşullar getirmek içindir, 11 veya 12. maddelerin etkisizleştirilmesi için kullanılmamalıdır. Zaten 9. maddede de İdare’ye bu şekilde bir etkisizleştirme yetkisi de verilmemiştir.

– Gündeme alınan elektronik kayıt sistemi en kısa zamanda deneme aşamasına getirilmeli ve bilgi girişleri ve sürece dair yol haritası ilgili taraflara açıklanmalıdır.

– 2022 yılındaki yasa değişikliği ile kaldırılan Sorumlu Teknik Eleman uygulaması AB ve Türkiye yıllardır sorunsuz uygulanmaktadır. Bu uygulama İdarenin iş yükünü ve ticari sırlara erişim sorununu önemli ölçüde çözecektir.  Bazı ithalatçıların bunun mali yük getireceği iddiası yersiz ve ülke bazındaki söz konusu cirolara bakarak insaf sınırlarının çok ama çok dışındadır.  Halk sağlığını koruyacak çağdaş bir denetim yöntemi olan, AB ve Türkiye’de devrede olan üretim ve ithalatta sorumlu teknik eleman konusu mutlaka devreye alınmalıdır.

– Piyasa denetimleri, laboratuvar analizleri noktasında da İlaç ve Eczacılık Dairesi ve Devlet Laboratuvarı Dairesi personel sayısı ve teknik yeterlilikler açısından desteklenmelidir. Bu büyük sektör sadece birkaç kamu çalışanının özverisine bırakılmamalıdır”















Başa dön tuşu