InstagramSağlıkSürmanşet

EHHD: 2025’i Geride Bırakırken: Sağlık bir lütuf değil, en temel insan hakkıdır







Evrensel Hasta Hakları Derneği (EHHD), başta Mihrimah bebek ve kız çocuğu Olivia‘nın ölümlerine işaret ederek, 2025 yılının “sağlık ve yaşam hakkı” açısından acı dolu bir yıl olduğunu söyledi, Avrupa standartlarında bir sağlık sisteminin derhal hayata geçirilmesini talep etti

EHHD: Sağlık hakkı ertelenemez, bekletilemez, yok sayılamaz

2025 yılını değerlendiren dernek, “İhmal ve denetimsizlik yüzünden kaybettiklerimizin acısı yüreğimizdeyken, halk reçeteyi yazdı: Sağlık hakkı ertelenemez, bekletilemez, yok sayılamaz!“ dedi.

Dernek 2025 yılı geneli için şu değerlendirmeyi yaptı;

“2025 yılını geride bırakmaya hazırlanırken, Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan Standard Eurobarometer 104 (Ekim 2025) sonuçlarını Evrensel Hasta Hakları Derneği olarak büyük bir dikkat ve endişeyle takip ettik.

Bu rapor, sadece rakamlardan ibaret değil; Kıbrıs Türk toplumunun sağlık sistemimiz karşısındaki çığlığının bir yansımasıdır. Halkımızın yüzde 73’ü genel gidişattan umutlu olduğunu söylese de, bu umudun önündeki en büyük engel 2025 boyunca yaşanan sağlık trajedileri olmuştur.

Yüzde 35: En önemli sorun “sağlık

Raporun en çarpıcı sonucu, toplumun gündemindeki en önemli sorun olarak ‘sağlık‘ konusunun yüzde 35 gibi rekor bir oranla ilk sıraya yerleşmesidir.

Geçtiğimiz döneme göre tam 19 puan artış gösteren bu veri, sağlık sistemindeki çürümüşlüğü gözler önüne seriyor. AB ülkelerinde sağlık sorunu yüzde 12’lerdeyken, bizde bu kaygının üç kat daha fazla olması, sistemimizin ne kadar büyük bir çıkmazda olduğunu kanıtlamaktadır.

2025: Vicdanların yaralandığı, güvenin sarsıldığı bir yıl

2025, sağlık sistemindeki yönetim zafiyetinin ağır bedellerini en acı şekilde ödetti. Küçük Olivia olayı, ihmalin bedeli; kuzey Lefkoşa’daki bir hastanede yürütülen bir görüntüleme testi sırasında küçük Olivia’nın hayatını kaybetmesi, sadece bir aileyi değil toplumun vicdanını derinden sarsmıştır.

Ailenin ihmalle ilgili ciddi iddiaları, sağlık sistemindeki denetimsizlik ve şeffaflık eksikliğini gözler önüne sermiştir; kamuoyu soruşturmada ne gibi ilerleme sağlandığını bilmemektedir.

Yetersiz kaynak ve sağlık altyapısı

2025 bütçesinde sağlığa ayrılan payın yalnızca yüzde 9,4 olması, artan sağlık ihtiyacına rağmen yeterli yatırım yapılmadığını ortaya koymuştur.

Bu durum, özellikle uzun bekleme süreleri, yetersiz personel ve altyapı eksikliklerini beraberinde getirmektedir, bu ihlaller hem hasta güvenliğini hem de hizmet kalitesini olumsuz etkilemektedir.

İlaç Yokluğu: Sağlık hakkının fiilen engellenmesi

2025 yılı boyunca hastaların en temel ihtiyaçlarından biri olan ilaca erişim, Kuzey Kıbrıs’ta ciddi bir krizhaline gelmiştir.

Eczanelerde yaşanan kronik ilaç yokluğu, özellikle kanser, diyabet, epilepsi ve kronik psikiyatrik rahatsızlıkları olan hastalar için yaşam kalitesini değil, doğrudan yaşam hakkını tehdit eder boyuta ulaşmıştır.

Birçok hasta, ilacını bulmak için eczane eczane dolaşmak zorunda kalmış, bazıları da tedavilerini yarıda bırakmak zorunda kalmıştır.

Bu durum, Sağlık Hakkı’nın ayrılmaz bir parçası olan ‘sürekli ve kesintisiz tedavi alma hakkının’ açıkça ihlali anlamına gelmektedir.

Devletin ilaca erişimi sağlamadaki yetersizliği, halk sağlığını riske atmakta ve toplumsal güveni zedelemektedir. Hasta hakları açısından bu durum sadece bir tedarik sorunu değil, devletin bireyin sağlığını koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi olarak değerlendirilmelidir.

Sağlık çalışanlarının koşulları ve hasta memnuniyeti

Hekimlerin ve sağlık personelinin çalışma koşullarına ilişkin duyulan memnuniyetsizlik, hasta memnuniyetini ve bakım kalitesini doğrudan etkileyen bir başka ciddi sorundur. Çalışma koşullarının geliştirilmemesi, sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizliklere yol açmaktadır.

Sahte Diploma Skandalı: Etik çöküş, güven krizi ve hasta hakları ihlali

2025 yılı, sağlık alanında sadece maddi yetersizliklerin değil, etik değerlerin de ağır şekilde ihlal edildiği bir yıl olmuştur.

Özellikle üniversitelerde sağlık bilimleri alanında verildiği iddia edilen sahte diplomalara ilişkin soruşturmalar, toplumda büyük bir güven krizine yol açmıştır. Sağlık gibi insan hayatını doğrudan etkileyen bir alanda, yetkin olmayan kişilerin sağlık çalışanı sıfatıyla görev yapması olasılığı, hasta güvenliğini telafisi mümkün olmayan risklerle karşı karşıya bırakmıştır.

Bu durum, sadece bireysel değil, sistemsel bir etik çöküşün işaretidir. Sahte diplomalı kişilerin hastalarla temas etmiş olma ihtimali, her hastanın ‘nitelikli sağlık personeli tarafından tedavi edilme hakkını’ açıkça ihlal etmektedir. Bu, Evrensel Hasta Hakları Bildirgesi’nin temel ilkeleriyle çelişmektedir.

Öte yandan, aynı dönemde yaşanan ilaç yokluğu da bu etik zafiyetle birleşerek, halk sağlığını hem yapısal hem de mesleki güvenlik açısından tehdit eder hale getirmiştir.

Sağlık sistemi, yalnızca kaynaklarla değil, güvenilirlik ve etik değerlerle de ayakta durur. Bu nedenle yetkilileri, şeffaf ve etkili soruşturmalarla halkın güvenini yeniden inşa etmeye ve sağlık alanındaki tüm etik standartları sıkı biçimde uygulamaya çağırıyoruz.

Çözüm; Evrensel standartlarda bir sağlık sistemi

Bizler sadece tedavi değil, onurlu, güvenli ve eşit erişilebilir sağlık hizmeti talep ediyoruz. Halkımız da bu konuda net bir tavır sergiliyor;

Toplumun yüzde 75’i, AB standartlarının hayatımıza girmesinin sağlık hakkımızı iyileştireceğine inanıyor. Katılımcıların yüzde 57’si, bu kuralların tam olarak uygulanmasının ‘iyi bir şey’ olduğunu açıkça söylüyor.

Bu sonuçlar; artık yamalı çözümler değil, ülkemizde hasta haklarının korunduğu ve sağlıkta kalite standartlarının yasal metinlerde tanımlanmış olduğu bir sağlık sistemi beklediğimizin en somut belgesidir.

Geleceğe dair umut var, öyleyse şimdi harekete geçme zamanı!

Raporun bize verdiği en umut verici mesaj, toplumun her şeye rağmen geleceğe dair beslediği iyimserliktir. Halkımızın yüzde 66’sı önümüzdeki bir yılın daha iyi olacağına inanıyor; işlerin iyiye gittiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 73’e yükselmiş durumda.

Evrensel Hasta Hakları Derneği olarak yetkililere sesleniyoruz; Toplumun iyimserliğini bir fırsat olarak görün. Sağlık hakkını siyasetin üzerinde tutarak, halkın beklediği çağdaş ve güvenli sistemi inşa etmek için daha fazla vakit kaybetmeyin.

Başka Mihrimah bebekler ve Olivia’ları kaybetmemek için Avrupa standartlarında bir sağlık sistemini derhal hayata geçirin! Sağlık bir lütuf değil, en temel insan hakkıdır”













Başa dön tuşu