
Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers, Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı‘nın, “Tıpta Uzmanlık Açma” izni verme ve denetleme yetkisinin; Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu’dan (YÖDAK) alınarak Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak Tıpta Uzmanlık Kurulu’na devredilmesini içerdiğini belirterek, siyasetin buna müdahale etmeye çalıştığını söyledi
Rogers: Yasa Bakanlığa yeni bir daire kazandırmak hedefiyle hazırlandı
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Rogers, Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı’nın, Meclis alt komitesinde yaklaşık bir yıl boyunca çalışılarak, Sağlık Bakanlığı’na yeni bir daire kazandırmak hedefiyle hazırlandığını hatırlattı.
Rogers, “Tasarı 112 Acil Hizmetler, Kan Bankası gibi hayati öneme sahip birimlerin tek çatı altında toplanmasını öngörmektedir. Bu yasa tasarısı aynı zamanda, halen yasal olarak YÖDAK’ın sorumluluğunda bulunan “Tıpta Uzmanlık Açma” izni verme ve denetleme yetkisinin, YÖDAK’tan alınarak Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak Tıpta Uzmanlık Kurulu’na devredilmesini içermektedir” dedi ve şöyle devam etti;
“Oy birliği ile geçti, onaylanmak üzereyken geri çekildi!”
“Oy birliğiyle Meclis’ten geçen tasarı, Genel Kurul’da oylanmak üzereyken ani bir kararla geri çekilmiş; ardından tıpta uzmanlık için öngörülen merkezi sınavın yasadan çıkarılması gündeme getirilmiştir.
Bu değişiklik nedeniyle yasanın geçişi altı ay ertelenmiş, dün itibarıyla ise muhalefetin ve meslek örgütlerinin tüm itirazları yok sayılarak Meclis alt komitesinden geçirilmiştir.
“Geleceğin hekimlerini yetiştirecek olan tıpta uzmanlık eğitimi, siyasetin müdahale edebileceği bir alan değildir”
Türkiye Cumhuriyeti, 1980’li yıllarda eşitsizlikleri ve insan kayırmayı ortadan kaldırmak amacıyla merkezi TUS sınav sistemini hayata geçirmiştir.
Bugün ülkemizde ise bu hükümet, belli çevrelerin talebi doğrultusunda, bu merkezi sınavı yasadan çıkarmayı tercih etmiştir. Meslek örgütlerinin uyarıları ve itirazları dikkate alınmamış, muhalefetin yapıcı eleştirileri görmezden gelinmiştir.
Geleceğin cerrahlarını, kardiyologlarını, dahiliye ve nöroloji uzmanlarını yetiştirecek olan tıpta uzmanlık eğitimi, siyasetin müdahale edebileceği bir alan değildir, olmamalıdır.
Vaka sayısı ve çeşitliliği açısından zaten sınırlı olan ülkemizde, hiçbir merkezi elekten geçmeden uzmanlık öğrencisi seçiminin üniversitelerin inisiyatifine bırakılması kabul edilemez.
Bu düzenlemeyi mevcut durumun iyileştirilmesi olarak sunmak ise en hafif ifadeyle, halka ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir”




















