
Peyzaj Mimarları Odası, Her Daim Doğa Dostları Grubu, Karpaz Dostları Derneği ve Kıbrıs Sulak Alan Topluluğu, yaptıkları ortak açıklamayla, kamusal alanlar, yol kenarları ve refüjlerde; Herbisit (Ot İlacı) kullanımının ekolojik ve sağlık riskleri hakkında uyarıda bulundu, Belediyeler ve Karayolları Dairesi’ne “kimyasal değil mekanik mücadele” önerisinde bulundu
Doğal miras kimyasal tehdit altında: Herbisit kullanımı derhal durdurulmalıdır
Açıklamada, Lefkoşa-Mağusa ana arteri başta olmak üzere, ada genelindeki köy içlerinde, yol kenarlarında ve refüjlerde yürütülen kontrolsüz herbisit (ot ilacı) uygulamalarının, Kıbrıs’ın biyoçeşitliliğine ve halk sağlığına yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekilerek, bu “kimyasal temizlik” anlayışının geri dönülemez zararlarını kamuoyuyla paylaşarak, yetkilileri göreve davet ettikleri belirtildi.
Bilimsel verilerle görünmeyen tehditler
Açıklama şöyle devam etti;
Halk Sağlığı ve Gıda Güvenliği: Kıbrıs mutfak kültürünün ayrılmaz parçası olan Ayrelli, ebegümeci, gafgarıt ve yabani ıspanak gibi bitkiler, bu ilaçlamalar nedeniyle “zehirli gıda” haline gelmektedir.
Yapılan bilimsel çalışmalar, herbisitlerin (özellikle glifosat türevlerinin) insanlarda kanser, kısırlık, böbrek yetmezliği ve nörotoksik etkiler ile doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlamıştır.
Vatandaşlarımız, ilaçlandığından habersiz oldukları bu otları toplayarak kimyasal zehri doğrudan sofralarına taşımaktadır.
Yeraltı sularının kirlenmesi
Herbisitler toprakta on yıllarca kalabilmekte ve yağmur sularıyla süzülerek Kıbrıs’ın kısıtlı yeraltı su kaynaklarına karışmaktadır. Bu durum, sadece bugünü değil, gelecek nesillerin su güvenliğini de tehlikeye atmaktadır.
Ekosistem ve arı ölümleri
Yol kenarları; arılar ve kelebekler gibi tozlaştırıcılar (polinatörler) için hayati ekolojik koridorlardır. İlaçlama, bu canlıların navigasyon yeteneklerini bozmakta ve popülasyonlarını hızla yok etmektedir. Arıların yok olması, adadaki tarımsal verimin de doğrudan düşmesi demektir.
Yerel kuş türlerine ve göçmen kuşlara zarar
Birçok kuş türünü kamusal alanlarda, yol refüjlerinde veya yol kenarlarında görmek mümkündür. Yapılan ilaçlama ile buradaki bitki ve böceklerle beslenen kuşlar da direkt veya indirek olarak etkilenmekte ve/veya zarar görmektedir. İlaçlamadan sonra yağan yağmurlar ile herbİsit içeren bu sular sulak alanlara ulaşır. Bu hem sucul ekosistemi, habitatları hem de orada yaşayan canlıları olumsuz etkiler.
Toprak ölümü ve erozyon
Kimyasallar, topraktaki yararlı mikroorganizmaları öldürerek toprağı cansızlaştırır. Kök sistemleri ölen toprak, yağmurlarla birlikte süpürülerek erozyona açık hale gelir.
Çözüm önerisi: Kimyasal değil, mekanik mücadele!
Yol güvenliği için bitki boyunun kontrol altına alınması bir zorunluluktur; ancak çözüm doğayı zehirlemek değildir. Avrupa Birliği’nin “Tarladan Sofraya” (Farm to Fork) stratejisi ve Yeşil Mutabakat hedefleri doğrultusunda, kamusal alanlarda pestisit kullanılmamalıdır.
Belediyeler ve Karayolları Dairesi’ne çağrımızdır;
Sadece yol boylarında ilaçlama yerine mekanik biçme (traktör arkası biçerler ve misinalı temizlik) yöntemine geçilmelidir, bunu yaparken de bitkilerin çiçek dönemini bitirmelerine, tohum üretebilmelerine müsade edilmelidir.
Çünkü birçok bitki türü artık yalnız yol kenarlarında vardır ve tohumlarını dökmeden biçilmemelidir.
Bu yöntem, bitkilerin köklerini toprakta bırakarak erozyonu önler, biyoçeşitliliği korur ve en önemlisi halk sağlığını riske atmaz.
Diğer kamusal alanlarda ise kesinlikle hiçbir ilaçlama yapılmamalı doğal flora ile yerel halk ve doğadaki canlılar uyum içerisinde var olabilmelidir.
Çünkü biyolojik çeşitliliğimiz doğal, kültürel, görsel ve turistik değerimizdir. Yazılan bilimsel kaynaklarda sarı papatya ve gelincik çiçeği için Kıbrısın şahane bahar manzarasının nedenidir denir. Bunu gözönünde tutmak lazım.
Yenebilecek bitkilerin dışında ilkbaharda çimlenip kuruyana kadar bizim toprağımızı tutup atmosfere oksijen veren hiçbir yabani bitki zehirlenmemelidir.
Kıbrıs’ın doğal florası bir ‘kirlilik’ değil, binlerce yıllık bir mirastır. Doğamızı ve sağlığımızı korumak için bu çağ dışı uygulamadan derhal vazgeçilmelidir”



















