
Kıbrıs Türk Hemşireler Ebeler Sendikası (KTHES) Başkanı İbrahim Özgöçmen, yüzlerce hemşire eksiğinin “ek mesailerle” kapatıldığını, şimdi de başka bir daireye bağlı hemşire ve ebelere “112’ye destek verin” denildiğini söyleyerek, dışarıda yüzlerce mezun olduğunu söyledi. Özgöçmen, “Neden eğitimini bu iş için almış personel yerine, zaten yoğun çalışan hemşireler ek mesaiye zorlanır?” diye sordu
Özgöçmen: Bu durum yeni mi ortaya çıktı? Emeklilikler dün mü başladı?
Yazılı açıklama yapan Özgöçmen, sağlık yönetiminde yaşanan tablonun artık gizlenemeyecek kadar açık olduğunu, yayınlanan resmi yazıların, yıllardır dile getirilen çöküşün adeta itirafı olduğunu söyleyerek, 112 acil hizmetlerinde personel eksikliği olduğunun, emeklilikler nedeniyle kadroların boşaldığının ve mevcut personelin aşırı yük altında ezildiğinin bizzat idare tarafından kabul edildiğini kaydetti.
Özgöçmen, “Peki soralım; Bu durum yeni mi ortaya çıktı? Emeklilikler dün mü başladı? Yıllardır bilinen bu açık neden planlanmadı? Neden kadro oluşturulmadı? Neden Meclis’te bekleyen Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasası hâlâ geçirilmiyor?” diye sordu.
“Başka daireye ‘gelin 112’ye destek verin’ deniliyor”
Özgöçmen şöyle devam etti;
“Bugün gelinen noktada çözüm diye sunulan şey tam anlamıyla bir yönetim zafiyetidir. Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi’ne bağlı kadrolara bir başka daire olan Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi’ne, ‘gelin 112’ye de destek verin‘ denilerek, aslında temel sağlıkta ‘ek mesaiye kalın‘, ‘liste gönderin, kimler gelebilir‘ anlayışıyla sistem daha da bozulmakta ve yük çalışanların sırtına yıkılmaktadır.
Zaten yataklı tedavi kurumlarında yüzlerce hemşire eksikliği ek mesai ile kapatılmaktadır. Yetmedi, temel sağlık (112) için de aynı yöntem uygulanmaktadır.
“Her olayda suçlu ilan edilen hemşire ve ebelerden yine destek istenmektedir”
Oysa yıllarca bu eksiklikler, siyaseten rant elde etmek için temel sağlığa görevlendirilen hemşirelerin 112 hizmetlerini de üstlenmesiyle kapatılmaya çalışıldı. Bu süreçte hemşirelerin terfi hakları da hiçe sayıldı.
Her olayda suçlu ilan edilen hemşire ve ebelerden yine destek istenmektedir. Haklarını vermeye gelince ise ‘sağır ve dilsiz’ rolüne bürünülmektedir.
Daha da düşündürücü olan ise şudur; Dışarıda yüzlerce paramedik mezunu varken, üstelik bu hizmetlerin asli görevi onların uzmanlık alanıyken, bu insan kaynağı neden değerlendirilmez? Neden eğitimini bu iş için almış personel yerine, zaten yoğun çalışan hemşireler ek mesaiye zorlanır? Bu sadece plansızlık değil, aynı zamanda kaynak yönetiminde ciddi bir hatadır.
“Bedeli tükenen sağlık çalışanı ve eksik hizmet alan halk ödüyor”
Sağlık hizmeti siyasi emeller doğrultusunda değil, akılcı planlama ve sürdürülebilir kadro politikasıyla tarafsız yürütülmelidir. Bugün açıkça görülen şudur: Sağlık yönetimi önünü görememekte, günü kurtarma çabasıyla hareket etmektedir. Yasa Meclis’te beklerken, sistem kurulabilecekken hâlâ geçici çözümlerle vakit kaybedilmektedir.
Bu yaklaşımın bedelini kim ödüyor; Aşırı nöbet tutan, tükenen sağlık çalışanları. Eksik hizmetle karşı karşıya kalan halk.
Artık gerçeklerle yüzleşme zamanıdır. Sağlık sistemi yazılarla değil, akılcı planlama ve güçlü iradeyle yönetilir. Aksi halde yazılar değişir, imzalar değişir… ama yaşanan sorunlar aynı kalır”





















