
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem sendikanın; eğitimde, ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel alanlarda; “orada ne varsa burada da olması” dayatmalarına ve tüm dayatmalara karşı okulda, sokakta, eylemsel boyutta, mahkemelerde hukuki boyutta mücadelesine devam ettiğini ve edeceğini vurguladı
Eylem: Öğretmenler Disiplin Tüzüğü’ne karşı büyük mücadele verdi
Yazılı açıklama yapan Eylem, Bakanlar Kurulu’nun Disiplin Tüzüğü’nde değişiklik yaparak kız çocukları üzerinden siyasal İslam dayatması yapılmasına olanak sağladığına dikkat çekerek, AKP’nin organize ettiği kişilerin, siyah Vitolarla okul bahçelerine girdiğini, ev ziyaretleriyle organizasyonlar yaptığını hatırlattı.
Eylem, “Buna karşı öğretmenlerimizin verdiği mücadeleye sendikalar, örgütler, siyasi partiler ve toplumumuz destek vermesine, 20 bin kişi sokaklarda, meydanlarda bu dayatmaya karşı laik eğitim, laik toplum yapısı iradesi ve talebi ortaya koymasına rağmen Bakanlar Kurulu tüzüğü geçirme kararı aldı, sürdürülmekte olan grevi yasakladı” dedi.
“Bazı okullarda sınıftaki öğrenci sayısı 47’ye çıktı”
Eylem şöyle devam etti;
“Öğretmenlerimiz, sendikamızın yöneticileri hedef gösterildi, hükümet ortağı parti ve örgütlediği çevreler tarafından, ayrıca organize edilmiş troller ve havuz medya tarafından tehditlere hakaretlere, itibarsızlaştırmaya maruz bırakıldı. Sendikamız KTOEÖS’ün açtığı dava sonucunda tüzük usulen Anayasaya aykırı bulundu.
Nitelikli, kamusal, bilimsel, demokratik, laik, cinsiyet eşitlikçi eğitim yine karşılıksız kaldı.
Gericileştirilen müfredatlara, tarikat örgütlenmelerine göz yumulmaya, fırsat tanınmaya devam edildi, elçilik bürokratlarının bakanlık içerisinde görev yapmasına, bakanlığı ele geçirmesine seyirci kalındı.
Sınıflar daha da kalabalık oldu. Bazı okullarda sayı 47’ye çıktı. Halen 40’ın üstünde öğrenci olan sınıflara sahip okullarımız vardır.
“Öğretmene baskı yapıldı, öğrenciler konteynerlere mahkum edildi”
Teknoloji-tasarım, resim, bilgisayar derslerinde sınıflar birleştirilerek kalabalıklaştırıldı, bunların atölye dersi olmasına ve sayının tüzük tarafından belirlenmiş olmasına rağmen. Tüzüğün gereğini talep edip eylem hakkını kullanan öğretmene baskı yapıldı sonra grev yasağı getirilip engellenmek istendi.
Öğrenciler, öğretmenler konteynerlarda eğitim öğretime devam etti.
Bazı okullar tamamen konteynerde olacak şekilde üçüncü yılına başladı, bazıları tamamladı. Her okulda sadece bir veya iki binanın güçlendirme çalışmaları devam etti. Güçlendirme ve ek bina yapımı inşaatlar devam etti, çocukların sınav haftasında sınav ya da ders esnasında dahi.
İş insanları tarafından yapılan okul binalarından biri açıldı. Bakanlık tarafından yapılması gereken çevre düzenlemesi hala yapılmadı. Halen kayıt alınmaya devam ediliyor, sınıf sayıları 40’ yaklaştı.
“Eksik kadrolar, aç kalan öğrenciler, çözümsüz bırakılan Türkçe bilmeyen çocuklar…”
Okulun üçte iki öğrencisi Türkçe bilmiyor. Okulun kapısı yok, müdürü yok, kadro eksiklikleri devam ediyor. Geçici öğretmenleri, çalışanları, kantincisi ise Topçuköy eşrafından!
Eksik kadrolar, aç kalan öğrenciler, çözümsüz bırakılan Türkçe bilmeyen ya da özel eğitime gereksinim duyan öğrenciler, yağmurda akıtan, su basan konteynerlar, atölyelere çözüm üretilmezken sözde ‘tam gün’ dayatmasına devam edildi.
Bu ideolojik dayatmaya ve eğitimde, okullarda yaşanan tüm sıkıntılara karşı, nitelikli, bilimsel, laik eğitim için mücadele veren öğretmene ve sendikasına baskılar, tehditler organize saldırılar, hak gaspları, yasa, tüzük tanımayan faşist yaklaşım ve kararlar devam etti, 33 öğretmene bu nedenle soruşturma açıldı.
“Şiddet, akran zorbalığı…”
Okullarda şiddet, akran zorbalığı olayları arttı ancak buna üretilecek çözümlerden biri olan rehber öğretmen ve özel eğitim öğretmeni kadro sayısının atamasının artırılmasından kaçınıldı. Öğrenci sayıları artmasına rağmen sınıflar birleştirilip kalabalıklaştırıldı, öğretmen istihdamı azaltıldı. Ancak yine TC’den öğretmen görevlendirme dayatmasına devam edildi.
Öğretmenlerimiz atama beklerken 10 farklı branştan toplam 36 öğretmen görevlendirilmek üzere seçilerek belirlendi.
“Hükümet hesap vermemenin şımarıklığıyla hareket etmeye devam ediyor”
Birçok konuda olduğu gibi eğitim bakanlığının ve UBP-DP-YDP hükümetinin tek başına yaptığı yasa doğrultusunda geçici öğretmen alımı devam etti.
Ancak bakanlık Anayasa mahkemesinden dönen bu yasayla ilgili, ya da oluşan mağduriyetle ilgili sorumluluk almak bir yana hak gasplarını alışkanlık haline getirmeye, hesap vermemenin şımarıklığıyla hareket etmeye devam etmektedir.
Öğretmenlerimizin ve sendikamızın eğitimle ilgili haklı ve meşru mücadelesi bahane edilerek, yasa ve tüzük hükümleri açıkça ihlal edildi; sendikamızla zorunlu istişare süreci işletilmeden, milyonlarca TL kamu kaynağı MEBBİS sistemine aktarılıp adeta peşkeş çekildi, öğretmen yer değiştirme işlemleri tek yanlı ve keyfi biçimde gerçekleştirildi. Bu hukuksuz uygulamalar sonucunda birçok öğretmenin hakkı yenildi.
Çok sayıda usul ve işlem hatası sendikamız tarafından tespit edilerek hukuki mücadele başlatıldı, halen kararlılıkla sürdürülmektedir.
“İstişare ne Çavuşoğlu ne İnanıroğlu ne de Hocanın’ın lütfu değildir”
Bir çok suç işleyenler, usulsüzlük yapanlar, öğretmenlerin eşit, adil, şaibesiz çalışma yerlerine gidebilme kriterlerini yok saymaya çalışanlar istişarenin ne olduğunu KTOEÖS’e öğretme haddine sahip değildir. İstişare ne Nazım Çavuşoğlu ne Yusuf İnanıroğlu ne de Gülşen Hocanın’ın lütfu değil yasamızın emrettiği bir haktır.
Öğretmenleri baskı altına alıp haklarını gasp etmeye çalışanlar öğretmenleri temsil etmemektedir. Bu anlayıştaki kişiler eğitim bakanlığından gidene kadar mücadelemiz artarak devam edecektir.
“Okullar müdürsüz, muavinsiz açıldı”
‘Yetki alınamadı’ bahanesi ileri sürülerek, okullar müdürsüz, muavinsiz açıldı. Yasal zorunluluk olmasına rağmen eksik onlarca müdür muavini ve müdür atamaları halen gerçekleştirilmedi, sınav süreci dahi halen başlatılmadı.
Eğitim Bakanlığı bu açık ihmali, okullarda yasa dışı ve geçici görevlendirmelerle örtmeye çalışılmakta, eğitim kurumlarımız bilinçli bir biçimde belirsizliğe ve keyfiyete sürüklenmektedir.
Sahte diplomalar, insan kaçakçılığı yapılan üniversiteler, eğitim merkezleri kurs yerleri izinleriyle ilgili eğitim bakanı, bakanlığı sorumluluk almamaya, hesap vermemeye devam etti.
İhalesiz konteyner ve kantinler, geçici öğretmenler, taban puanı düşürülüp öğrenci alım sayısının artırıldığı kolejler, okullara kayıtlar, Türkiye’deki üniversitelere kontenjanlar, öğrencilere verilen burslar, tüzük değişikliğiyle sınıf geçirilen öğrencilerle ilgili torpilleri, nemalanma, nemalandırmaları sürdürdü.
“KTOEÖS mücadelesine her yerde devam etti, ediyor, edecek”
2024’te hazırlık ödeneği mağduru 75 üyemizin 2025 yılında neticelenmiş davasına karşın, yüzlerce üyemizin mağduriyeti devam etmektedir. Hali hazırda aynı mevzu ile ilgili 140 üyemiz için dava dosyalanmış olup, yüzlerce üyemiz sendikal birliktelik içinde hasımane ve hukuka aykırı anlayışa karşı mücadele etmeye devam etmektedir.
Sendikamız KTOEÖS eğitimde, ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel alanlarımızda orda ne varsa burada da olması dayatmalarına ve tüm dayatmalara karşı okulda, sokakta, eylemsel boyutta, mahkemelerde hukuki boyutta mücadelesine devam etti, ediyor, edecektir.
Öğretmenlerimiz okullarda, meydanlarda ve /veya mahkemelerde yürütülen mücadeleler esnasında hem psikolojik hem de ekonomik bedeller ödeyemeye devam etmekte, nitelikli, bilimsel, laik eğitim ve laik demokratik, özgür toplum yapımız için direnmektedir, direnmeyi sürdürecek, toplumumuza aydınlık bir gelecek, güzel günler için ışık olmaya, umut olmaya, bu yönde mücadeleye kararlılıkla devam edecektir”



















