
Makina Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı Ayer Yarkıner, TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz‘ın katılımıyla gerçekleştirilen Radarsan marka Trafidar hız ihlal kameraları lansmanında “çalıntı araç tespit edildi” olayının “kurgulanmış bir senaryo” olduğunu söyleyerek, bunun Kıbrıs Türk halkına destek değil, 8 milyon euroluk kamu zararı olduğunu belirtti
Yarkıner: Hırsızlık aracı tespit ettikleri gerçekse; Takata riskli araç tespit etselerdi ya…
Sosyal medya hesabından, “Sayın Cevdet Yılmaz” başlığıyla Yılmaz’a hitaben bir açıklama yapan Yarkıner, 16 Ocak’ta Yılmaz’ın ziyareti sırasında gerçekleştirilen Radarsan marka “Trafidar” hız ihlal kameraları lansmanının, kurgulanmış bir senaryo olduğunu söyledi.
Yarkıner, “Hırsızlık aracı tespit ettikleri gerçekse; aynı yazılım ile Takata riskli araç tespit etselerdi ya… O zaman ölümle sonuçlanan çarpışmalar için bir şey yapmış olurlardı. O zaman insan hayatına önem vermiş olurlardı” dedi.
“Radarsan’dan önceki sistemler; mahkemelerde delil üretebilen sistemlerdi, söküldüler”
Yarkıner şöyle devam etti;
“Ama bunların derdi rant. Sayıştay ve Başsavcılık; kurulan bu sistemde bu yetenek varsa; Takata için neden kullanılmadığını soruşturmalısınız.
Radarsan kurulumundan önce; Mevcut ve mahkemelerde delil üretebilen sistemler vardı. Söküldüler.
“İlave güvenlik sağlamıyor aksine 8 milyon euro kamu zararı var”
Yani anlayacağınız bu Radarsan; kurulum öncesine göre ‘ilave’ trafik güvenliği sağlamadığı gibi 8 milyon euro kamu zararı ve yarın Mahkemelerden de geri dönecek muhtemel sorunlar yaratacak.
Basına yansıyan açıklamalarda, söz konusu Trafidar sisteminin ilk gün ‘çalıntı bir aracı tespit ettiği’ iddiası teknik olarak ispatlanmamış, hukuki altyapısı açıklanmamış ve kamuoyuna belge sunulmamış bir beyandır.
Bir sistemin ‘çalıntı araç’ tespit edebilmesi için;
-Güncel ve resmî araç veri tabanlarıyla anlık entegrasyon,
-Polis Genel Müdürlüğü ile yazılı ve yetkilendirilmiş veri paylaşım protokolleri,
-Hukuka uygun delil üretme ve kişisel veri güvenliği altyapısı zorunludur.
Radarsan vakasının; Kabul teknik şartnamesi, kabul heyeti, montaj uygunluk protokolü ve montaj kabulü heyeti, akreditasyonu, kalibrasyon planı, bakım ve işletme sorumluları ile kamu envanter kayıtları olmadan, yalnızca siyasi beyanlarla savunulmasındaki çarpıklık; bir devlet için kelimelerle anlatılamayacak kadar kötü bir durumdur.
‘Çalıntı araç tespiti’ yaptığı iddia edilen bir sistemin, ölümcül bir güvenlik kusuru olan Takata’yı tespit edememesi,
ya teknik yetersizliğin ya da bilinçli bir görmezden gelmenin göstergesidir.
“Kalecik III Sözleşmesi ve Telefon Dairesi gibi bu da Kıbrıs Türk halkına destek değildir”
Neden lansmanda doğrulanmamış bir teknik özellik kurgulandı?
Açık ve net; Kalecik III Sözleşmesi gibi, Telefon Dairesi gibi bu konu da Kıbrıs Türk halkına verilmiş bir destek değildir. Ve bu durum, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında o derin ilişki anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Bu konuda gösterdiğimiz tepki mi yanlıştır, yoksa yalan ve kurgulanmış senaryolar mı?
“Destek vermek; yalan lansmanlarla algı yönetmek, kamuya mali külfet yaratmak değildir”
‘Kıbrıs Türkiye’nin üzerinde kamburdur’ söylemlerine cesaret ettiren, Anadolu insanının vergilerinin, ülkemizin ihtiyacı olmayan, şeffalıktan uzak veya kendi mühendislerimizin teknik sorumluluk aldırılmadığı yatırımlar, ihtiyacın karşılanmasına destek değildir.
Destek vermek; yalan lansmanlarla algı yönetmek hatta kamuya mali külfet yaratmak değildir. 145 canın hesabını vermek ve bir can daha kaybetmemek için doğruyu yapmaktır”




















