InstagramKıbrısManşetSiyaset

Erhürman: “Ya birlikte kazanacağız ya birlikte kaybedeceğiz” dedik







Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri‘nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in ev sahipliğinde, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile ara bölgede 3’lü görüşmeye katılan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, görüşmenin ardından konuştu; Hristodulidis ile birbirlerine “Ya birlikte kazanacağız ya birlikte kaybedeceğiz” dediklerini söyledi

Erhürman: Diyalog ve diplomasi her zaman iyidir

Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, görüşmenin yararlı geçtiğini söyledi ve iki liderin önümüzdeki dönemde baş başa görüşmeler yapmasını önerdiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, liderler görüşmesinin “yararlı” geçtiğini belirtti. Rum lider Hristodulidis’in beş maddelik öneri metni getirdiğini kaydeden Erhürman, “Beş maddenin içerisinde bugüne kadar bilmediğimiz, yeni bir şey yok” dedi. Toplantının sonunda bir öneride bulunduğunu belirten Tufan Erhürman,”Maria Angela Cuellar’ın burada olmadığı zamanlarda da liderlerin bir araya gelmesi önerisi yaptım. Hristodulidis de ‘İyi olur, iki hafta içerisinde böyle bir şey ayarlayalım’ dedi” açıklaması yaptı.

“Çok verimli bir toplantı yapmış olduğumuzu söyleyemem ama verimli değil ‘yararlı’ kelimesini kullanabilirim, birbirimizi daha fazla dinleme olanağı bulduk” diyen Erhürman, diyalog ve diplomasinin her zaman iyi olduğunun altını çizdi.

“5 maddenin içinde yeni bir şey yok”

Rum lider Hristodulidis’in görüşmede beş maddelik öneri metni getirdiğini belirten Erhürman, “Beş maddenin içerisinde bugüne kadar bilmediğimiz, yeni bir şey yok. Daha önceki toplantılarda parça parça gündeme getirdiği şeyler beş maddenin içerisinde sıralanmış durumda” diye konuştu.

Toplantının sonunda Cuellar’ın Kıbrıs’ta olmadığı zamanlarda da liderlerin bir araya gelmesi önerisi yaptığını açıklayan Erhürman, Hristodulidis’in de, “İyi olur, iki hafta içerisinde böyle bir şey ayarlayalım” dediğini söyledi.

Siyasi eşitlik başlığında etkili katılımın ve dönüşümlü başkanlığın prensip olarak kabul edilmesi gerektiğine dikkat çeken Tufan Erhürman, “Metodoloji olarak ilkeler, usuller kabul edilmeli, bunlar kabul edilmeden esasa geçilmemeli” dedi.

“Biz ön şart kavramını hiç kullanmadık, bir usule ihtiyacımız var”

“Dört maddenin dördünün de kabul edilmesini şart koşuyor muyuz, yoksa pazarlık konusu mudur bu?” sorusu üzerine ise Erhürman, şunları kaydetti:

“Biz ön şart kavramını hiç kullanmadık. Bir usule ihtiyacımız var. Bugüne kadar masalara biz usulü önceden belirlemeden oturduk… Esasla, usulü ayırmamın bir sebebi var. Maça çıkmadan önce kurallar belli olur. Usulsüz, kuralsız maçları çok oynadık. Ben usul bitmeden esas tartışmasına girmeyeceğim diyorum. Maça çıkmayı en çok isteyen benim. Esası konuşmaya başladığınız anda usulü kaybettiniz demektir. Kurallar olmadan esasa geçmek doğru değil”

Erhürman, 2 Şubat’ta görevdeki ilk 100 gününü değerlendireceği basın toplantısı düzenleyeceğini de açıkladı.

Siyasi eşitlik, etkin katılım ve dönüşümlü başkanlık vurgusu

Kendi dört maddelik önerilerinin birinci maddesinin “siyasi eşitlik” olduğunu belirten Erhürman, burada söylediklerinin “çok net” olduğunu vurgulayarak, “etkin katılımın ve dönüşümlü başkanlığın prensip olarak kabul edilmesi” gerektiğini ifade etti.

Dönüşümlü başkanlığın ikiye bir, üçe bir ya da dörde bir gibi düzenlemelerinin müzakere konusu olacağını ve pazarlık yapılabileceğini söyleyen Erhürman, prensip olarak dönüşümlü başkanlığın olmamasının Kıbrıslıtürklerin hiçbir zaman o yapının başkanı olmayacağı anlamına geleceğini belirtti.

Bir Kıbrıslıtürk’ün hiçbir zaman kurulacak yapının başkanı olamayacağının baştan belli olmasının siyasi eşitliğin de olmayacağı anlamına geleceğini kaydeden Erhürman, bunun sancılarının 1960 Anayasası döneminde zaten yaşandığını ifade etti.

“Usuller kabul edilmeden esasa geçilmemesi gerekiyor”

Gerçek anlamda siyasi eşitlik için dönüşümlü başkanlığın prensip olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, bunun kabul edilmesinin ardından yakınlaşmaların da prensip olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

Yakınlaşmaların içeriğine girilmeden, ilkesel bir kabulden söz ettiklerini belirten Erhürman, bunun bir içerik değil, metodoloji meselesi olduğunu kaydetti. Üçüncü maddenin ise “zaman sınırlaması” olduğunu belirten Erhürman, bunun da prensip olarak ele alınmasını istediklerini, “8 ayda bitecek, 10 ayda bitecek” gibi bir öneri getirmediklerini ancak müzakere süreci başladığında bir zaman sınırlaması olacağı ilkesinin kabul edilmesini istediklerini söyledi.

Dördüncü maddeyi de ‘defalarca üzerinde konuştukları’ bir başlık olarak niteleyen Erhürman, genel olarak bu dört maddeyle, metodoloji olarak bu ilkelerin ve usullerin kabul edilmesini istediklerini, bunlar kabul edilmeden de esasa geçilmemesi gerektiğini söylediklerini kaydetti.

“Kıbrıs Türk halkı çözüm iradesine sahip; hayal kırıklığı yaşansın istemiyoruz”

Bugüne kadar usullerin belirlenmemiş olması nedeniyle birçok defa hayal kırıklığı yaşandığını kaydeden Erhürman, bu hayal kırıklığının yeniden yaşanmasını istemediklerini belirtti.

Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine sahip olduğunu söyleyen Erhürman, bunun güven yaratıcı önlemlerin önemsiz olduğu anlamına gelmediğini, güven yaratıcı önlemler meselesinin de önemli olduğunu vurguladı.

Crans-Montana’dan bugüne sekiz yıl geçtiğini hatırlatan Erhürman, bu süre içinde anlamlı hiçbir görüşme süreci yürütülmediğini söyledi. Görev süresinin yaklaşık üçüncü ayının dolduğunu ve üç ay içinde üç görüşme gerçekleştiğini belirten Erhürman, bir mesafe kat etmeye çalıştıklarını kaydetti.

Günlük hayatı kolaylaştıracak adımlar vurgusu

Cumhurbaşkanı Erhürman, toplumlara iki liderin Lefkoşa’da bir araya gelerek en azından günlük hayatı kolaylaştıracak sorunları çözebildiği mesajının verilmesinin önemli olduğunu belirterek, bunun ortaya konulması halinde “elbette 5 artı 1 veya başka formatların” da gündeme gelebileceğini söyledi. İzledikleri yolun bu olduğunu kaydeden Erhürman, “Diplomasi ve diyalog her zaman önemlidir” dedi.

Erhürman’dan daha sık görüşme önerisi

Toplantının sonunda ayrıca bir öneri yaptığını aktaran Erhürman, Hristodulidis’e Holguin’in önünde, “Maria Angela’nın burada olmadığı zamanlarda da bir araya gelelim” önerisinde bulunduğunu söyledi.

Erhürman, Hristodulidis’in de bu öneriye olumlu yaklaştığını ve kendi temsilcisine iki hafta içerisinde böyle bir görüşme ayarlanması yönünde talimat verdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erhürman, bugün çok verimli bir toplantı yapıldığını söyleyemeyeceğini belirterek, verimli sayabilmek için en azından 3-5 güven yaratıcı önlem noktasında uzlaşma beklediklerini ancak buna ulaşılamadığını söyledi.

Diyalog devam edecek

Erhürman, liderlerin daha sık bir araya gelmesi önerisinin bu beş maddenin içinde olmadığını, toplantı bittikten ve Holguin’in kendi açıklaması hazırlandıktan sonra içeride metne bakıldığı sırada kendisinin yaptığı bir öneri olduğunu vurguladı.

Erhürman, “verimli değil, yararlı” ifadesini yineleyerek, diyaloğun devamı yönünde ortak bir kararla toplantıdan ayrıldıklarını kaydetti.

Basın toplantısında soru üzerine Rum tarafının gündeme getirdiği beş maddenin içeriğini de aktaran Erhürman, bu maddeleri; Kıbrıs çözüm zeminini yeniden teyit etmek, BM’nin Crans-Montana’ya kadar olan yakınlaşmaları hazırlaması ve her iki topluma dağıtması, beş tarafı ilgilendiren yakınlaşmaların da aynı şekilde beş tarafa dağıtılması, bu belge temelinde Genel Sekreter’in genişletilmiş resmi formatta konferans çağırması ve bu toplantıda dört sınır kapısının açılacağının duyurulması şeklinde sıraladı.

“4 madde tamamlanmadan esasa geçilmeyecek”

Kamuoyunda “ön şart” kavramının kullanıldığını ancak kendilerinin ön şart demediklerini belirten Erhürman, “bir usule ihtiyacımız var” diyerek, geçmişte usul belirlemeden masaya oturulduğunu ve bunun bir ders olması gerektiğini söyledi.

Erhürman, bunu “maça çıkmadan önce kurallar belli olur” benzetmesiyle anlatarak, kurallar belli olmadan esasa girmenin doğru olmadığını ifade etti. Dört maddenin sıralamasına da işaret eden Erhürman, “Dördünü de tamamlayacağız, esası ondan sonra konuşacağız” dedi.

“Ben müzakere olsun diye müzakere değil; çözüm olsun diye müzakere istiyorum”

Zaman sınırlaması konusunda da “zaman belirlemekten bahsetmediklerini”, bunun bir zaman sınırlamasına tabi olacağının ilkesel olarak kabul edilmesinden söz ettiklerini belirten Erhürman, “Açık uçlu bir müzakereyi biz istemiyoruz, kabul etmiyoruz” dedi ve “Ben müzakere olsun diye müzakere değil, çözüm olsun diye müzakere istiyorum” ifadelerini kullandı.

Erhürman, Crans-Montana’nın son gecesinde Rum lider Anastasiadis’in dönüşümlü başkanlığı reddettiğini hatırlatarak, bu tutumun kendileri açısından çıkarılması gereken bir ders olduğunu, bu nedenle bu defa böyle bir hayal kırıklığıyla karşılaşmak istemediklerini söyledi.

Erhürman, “usul bitmeden esas tartışmasına girmeyeceğim” vurgusunu yineleyerek, bunun esastan kaçınmakla ilgili olmadığını, “kurallar belli olmadan esasa dair konuşmaya başladığınız anda usulü konuşma şansınızı kaybettiniz demektir” değerlendirmesinde bulundu.

“Ya birlikte kazanacağız ya birlikte kaybedeceğiz”

Erhürman, görüşmeden kalkarken Hristodulidis’le birbirlerine “Biz partneriz ve ya ikimiz kazanacağız iki toplum iki halk için, ya ikimiz de kaybedeceğiz” dediklerini aktararak, hedefin Kıbrıs adasının, halkların ve bölgenin kazanacağı bir barış ve istikrara ulaşmak olduğunu ifade etti.

Erhürman, dört maddelik önerisini ilk kez Annan Planı referandumunun 20. yılı dolayısıyla düzenlenen bir toplantıda dile getirdiğini ve bu yaklaşımın 2-3 yıllık bir geçmişi olduğunu söyledi.

Bu çizgiden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Erhürman, bunun bir inat ya da ön şart olmadığını, tek söylediklerinin kuralın baştan belirlenmesi olduğunu ifade etti. Erhürman ayrıca, 2 Şubat’ta bir basın toplantısıyla 100 gün değerlendirmesi yapacaklarını da açıkladı. Bu toplantıda hangi güven yaratıcı önlemde ne olduğunu, ne önerildiğini ve neden hayata geçmediğini daha ayrıntılı aktaracağını belirtti.













Başa dön tuşu