InstagramKıbrısManşetSiyaset

Özgör: Paydaş görüşü alınmadı, yeterli hukuki tartışma yapılmadı, oy çokluğu ile kabul edildi







İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Derneği (İSG-BİR) Başkanı Doç. Dr. Erkay Özgör, İş Sağlığı ve Güvenliği (Değişiklik) Yasa Önerisi’nin, yeterli hukuki tartışmalar yapılmadan ve paydaşların görüşleri alınmadan yasallaştırıldığına işaret ederek, işverenin iş “kazalarındaki” asli sorumluluğunun fiilen işveren vekiline kaydırıldığını belirtti

Özgör: Yasa tasarısı süreci sorunlu

Yazılı açıklama yapan Özgör, Cumhuriyet Meclisi gündeminde yer alan İş Sağlığı ve Güvenliği (Değişiklik) Yasa Önerisi’nin, komite aşamasından Genel Kurul’a uzanan süreçte farklı tarihlerde ve farklı içeriklerle ele alındığını söyleyerek, söz konusu sürecin; kronolojik olarak incelendiğinde, yasa yapım sürecinde katılımcılık ve şeffaflık ilkeleri bakımından ciddi sorunlar barındırdığına dikkat çekti.

Özgör, “Yasa önerisi ilk olarak 12 Mayıs 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan metin üzerinden komite gündemine alınmış; bu aşamada özellikle iş kazaları sonrası cezai sorumluluğun kapsamı bakımından önemli hukuki tartışmalara yol açmıştır” dedi.

“Kritik toplantıya davet edilmedik”

Özgör şöyle devam etti;

“Tüzel kişi işverenlerde sorumluluğun hangi kriterlere göre belirleneceği hususunda uzlaşı sağlanamamış; öneri, meslek örgütleri ve ilgili paydaşlar tarafından sakıncalı bulunmuştur.

8 Ocak 2026 ve 15 Ocak 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen komite toplantılarında da benzer içerikteki düzenlemeler yeniden gündeme gelmiş; ancak bu toplantılarda da ortak bir mutabakat sağlanamamış ve yasa önerisi kabul edilmemiştir.

Yasa önerisi açısından belirleyici nitelik taşıyan süreç, 21 Ocak 2026 tarihli komite toplantısı olmuştur. Bu toplantıda, daha önce görüşülen metnin genişletilmiş bir versiyonu ile birlikte, komite gündeminde daha önce yer almayan ve hiçbir toplantıda tartışılmamış olan bir Geçici Madde ilk kez gündeme getirilmiştir.

Bu kritik toplantıya, iş sağlığı ve güvenliği alanında doğrudan paydaş olan İSG-BİR ve Çalışma Dairesi davet edilmemiştir.

“Paydaş görüşü alınmaksızın, yeterli hukuki tartışma yapılmadan oy çokluğu ile kabul edildi”

Meslek örgütleri ve sahadaki uygulayıcıların sürece dahil edilmediği bu toplantıda, yasa önerisi ve geçici madde oyçokluğu ile kabul edilerek komiteden geçirilmiş ve teklif bu haliyle Genel Kurul’a sevk edilmiştir.

Özellikle söz konusu geçici madde; yasa yürürlüğe girmeden önce açılmış ve halen devam eden davalara da yeni yasa hükümlerinin uygulanmasını öngörmesi nedeniyle, hukuki güvenlik, kazanılmış haklar ve yasaların geriye yürümezliği ilkeleri bakımından son derece kritik bir düzenleme niteliği taşımaktadır.

Buna rağmen, bu hüküm herhangi bir paydaş görüşü alınmaksızın, yeterli hukuki tartışma yapılmadan ve oyçokluğu ile kabul edilmiştir.

Genel Kurul aşamasında da yasa önerisi oyçokluğu ile kabul edilerek yasalaşmıştır. Ancak gelinen noktada, yasa değişikliğinin içeriğinden ziyade, yasama sürecinin işletilme biçimi, özellikle son aşamada paydaşların devre dışı bırakılması ve devam eden yargı süreçlerini doğrudan etkileyen bir düzenlemenin bu şekilde kabul edilmesi, kamuoyunda ciddi soru işaretleri yaratmıştır.

“Sorumluluk sistematiğini zayıflatıldı, işverenin asli sorumluluğu fiilen işveren vekiline kaydırıldı”

Birliğimiz açısından yasa önerisinin en temel sakıncalarından biri, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki sorumluluk sistematiğini zayıflatmasıdır.

Yapılan düzenleme ile işverenin asli sorumluluğunun fiilen işveren vekiline kaydırılması, işverenin İSG yükümlülüklerinin belirsizleşmesine ve sorumluluğun gerçek muhatabının tespitini güçleştirmektedir. Bu yaklaşım, önleyici iş sağlığı ve güvenliği anlayışını zedelediği gibi, uygulamada yeni ve ciddi hukuki ihtilaflara da zemin hazırlamaktadır.

Bu yasa değişikliği süreci kapsamında *kamuoyunda oluşan temel yanılgılardan biri de*, iş kazası veya ölümlü iş kazası meydana geldiğinde şirket direktörlerinin doğrudan suçlu oldukları için gözaltına alındıkları yönündeki algıdır.

Oysa uygulamada direktörler, suçun sabit görülmesi nedeniyle değil; olayın aydınlatılması, delillerin ve emarelerin ortadan kaldırılmasının önlenmesi amacıyla, Ceza Yasası ve Ceza Muhakemesi Usulü mevzuatı çerçevesinde gözaltına alınmaktadır.

Kusurun kimde olduğu ve hangi kişi ya da kişilerin sorumluluğunun bulunduğu ise ancak Çalışma Dairesi müfettiş raporları ve yargılama süreci sonunda belirlenmektedir.

Bu çerçevede, kapsamlı bir yasa değişikliği yapılması ve özellikle geçici madde yoluyla devam eden davalara müdahale edilmesi, zorunlu ve kaçınılmaz bir ihtiyaçtan ziyade, yanlış bir algının yasa yoluyla düzeltilmeye çalışılmasının sonucu olarak değerlendirilmektedir.

Bu yaklaşımın, sorunu çözmek yerine, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini zedeleyen yeni ve daha derin sorunlar doğurma riski taşıdığı açıktır”













Başa dön tuşu