
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Zeki Çeler, Orta Doğu’da İsrail, İran ve diğer Arap ülkelerinin de sürece dahil olması, Avrupa’dan İngiltere, Amerika ve Fransa’nın da bölgedeki gelişmelerde rol almasıyla Kıbrıs’ın hassas bir noktada bulunduğunu belirtti
Çeler: TDP iktidarında yolsuzlukların hesabı sorulacak
Ahmet Kaptan’ın Kanal T’de hazırlayıp sunduğu programa konuk olan Çeler, Orta Doğu’daki gelişmelerin Kıbrıs’a yansımaları, Ektam Kıbrıs LTD’deki grev süreci, fiber optik anlaşması ve ülkedeki yolsuzluk iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çeler, TDP’nin hükümete gelmesi halinde ülkede yaşanan yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üzerine gidileceğini söyledi.
“Eğer Toplumcu Demokrasi Partisi hükümete gelirse bugüne kadar yapılan bu yolsuzlukların, usulsüzlüklerin sonuna kadar üzerine gideceğiz” diyen Çeler, yargı süreçlerinin önünün açılacağını belirtti.
Çeler, dokunulmazlıkların kaldırılması dahil gerekli tüm adımların atılacağını ifade ederek, “Tüm bu usulsüzlükleri, yolsuzlukları yapanlar yargıda hesap verecekler. Bu benim sözüm olsun. Doğum günü sözüm olsun hepinize” dedi.
“Orta Doğu’daki gerilim Kıbrıs’ı da tehlikenin içine çekiyor”
TDP lideri Çeler, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin Kıbrıs’ı da doğrudan etkileyebilecek bir noktaya geldiğini belirterek adadaki İngiliz üslerine dikkat çekti.
Çeler, 1960 Cumhuriyeti ile birlikte “Sovereign Base Areas” olarak adlandırılan İngiliz egemen üslerinin güney Kıbrıs’ta konuşlanmaya devam ettiğini hatırlatarak, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in zaman zaman NATO ve ABD ile yakınlaşma yönünde adımlar attığını, Baf Havalimanı’nın da Amerikan ve Fransız güçlerinin kullanımına açıldığını söyledi.
“Adanın kuzeyinde ‘biz iyiyiz’ ya da ‘sıkıntı olmaz’ demek mümkün değil”
Bu gelişmeler ışığında İran’dan gelen açıklamalara da değinen Çeler, İran’ın “Kıbrıs’ı vurmaya hazırım” yönünde ifadeler kullandığını anımsatarak, “O füzeler; nokta atışı bulan da var, bulamayan da var. Adanın kuzeyinde ‘biz iyiyiz’ ya da ‘sıkıntı olmaz’ demek mümkün değil. Zaten İran Güney Kıbrıs demedi; Kıbrıs dedi. O yüzden biz de maalesef bu cadı kazanının tam ortasında olan bir adanın içerisinde yaşayan insanlarız” ifadelerini kullandı.
Savaşların dahi belli bir ahlaki sınırı olması gerektiğini vurgulayan Çeler, hastanelerin, çocukların ve sivillerin hedef alınmasının çatışmaları daha da büyüttüğünü söyledi. Çeler, “Savaş büyüdükten sonra kime ne fayda sağlayacak? Siyasiler bu kararı verirlerken onların saklanacak sığınakları hazırdır, onların kaçış noktaları da hazırdır. Olan gene sivil vatandaşlara olur” dedi.
Orta Doğu’da İsrail, İran ve diğer Arap ülkelerinin de sürece dahil olması, Avrupa’dan İngiltere, Amerika ve Fransa’nın da bölgedeki gelişmelerde rol almasıyla Kıbrıs’ın hassas bir noktada bulunduğunu belirten Çeler, “Allah hepimizin yardımcısı olsun diye şu anda bekliyoruz” diye konuştu.
“Rehavete kapılmadan önlem alınmalı”
Çeler, Cumhurbaşkanlığı’nda yapılan siyasi partiler toplantısında ülkedeki olası risklere ilişkin bilgilendirme yapıldığını belirterek gıda, enerji ve yakıt stokları konusunda şu an için bir sıkıntı olmadığı yönünde bilgi verildiğini aktardı.
Sığınaklar konusunda ise farklı rakamların telaffuz edildiğini söyleyen Çeler, bir tarafın 200 bin, diğer tarafın ise 400 bin kişilik kapasiteden söz ettiğini belirtti. Çeler, sığınakların konumlarının güvenlik gerekçesiyle açıklanmadığını ancak en azından bazı örneklerin topluma gösterilmesinin insanların içini rahatlatacağını ifade etti.
Çeler, asıl önemli olanın Kıbrıs’ın bir barış adası haline gelmesi olduğunu vurgulayarak, “Keşke şimdiden de o sözümüzü geçirebilsek ve Hristodulidis aklıyla Amerika’ya, Fransa’ya sağa sola üslerini ya da havaalanlarını açma cesaretini gösteremeseydi” dedi.
“Ektam’ın başarısızlığı çalışanların sırtına yüklenmemeli”
Programda Ektam’da yaşanan grev sürecine de değinen Çeler, konuyu eski bir bakan olarak değerlendirmeyi tercih ettiğini belirtti.
1981 yılında kurulan Ektam’ın yıllardır ülkede faaliyet gösteren önemli bir üretim kuruluşu olduğunu ifade eden Çeler, şirketin başarısızlıklarını işten çıkarmalarla örtmeye çalışmasının doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.
Çeler, “Yılların Ektam’ıdır. Benimle yaşıt Ektam. Ve bu ülkenin bir nevi ulusal sermayesi sayılır. Hiçbirimizin gönlü istemez onun batmasını, kapanmasını ya da zarara uğramasını. Ama diğer taraftan da başarısızlıklarını çalışanların üstünden çıkarmayacaksın” dedi.
Şirketin özellikle kış aylarında üretimin düşmesi nedeniyle çalışanları işten durdurma yoluna gittiğini belirten Çeler, çalışanların bu durum karşısında sendikalaşma yolunu tercih ettiğini hatırlattı.
Toplu iş sözleşmesi sürecinin başlamasıyla birlikte şirketin tüm çalışanları işten durdurma kararı aldığını aktaran Çeler, yaklaşık bir aydır çalışanların grevde olduğunu ve üretim ile dağıtımın durduğunu söyledi.
“Bakanlık daha kararlı davranmalıydı”
Çeler, Çalışma Bakanlığı’nın sürece daha güçlü müdahale edebileceğini belirterek şirketin bakanlığın çağırdığı toplantıya dahi katılmadığını ifade etti.
“Benim dönemimde yaparlar mıydı böyle bir şeyi? Çağıracak ve gelmeyecek, teşrif etmeyecek… Sen kendini devletin üstünde mi zannediyorsun?” diyen Çeler, bakanlığın şirketin yeni işçi almasına izin vermeyerek çalışanların haklarını koruyabileceğini söyledi.
TDP olarak hiçbir zaman tüm işverenleri çalışanları sömüren bir kesim olarak görmediklerini vurgulayan Çeler, yerel ve ulusal sermayenin güçlenmesinin önemli olduğunu belirtti.
Çeler, “Biz açık açık söylüyoruz: bizim yerel sermayemiz, ulusal sermayemiz kalkınmak ve güçlenmek zorundadır ki biz de teşvikleri artırarak, önünü açarak, bürokratik engelleri kaldırarak zenginleşmelerine yardımcı olalım; dönüp daha adil vergiler toplayalım” dedi.
Ektam yönetiminin bir an önce çalışanlarla masaya oturması gerektiğini ifade eden Çeler, toplu iş sözleşmesinde yer alan taleplerin zaten iş yasasında bulunan haklar olduğunu söyledi.
“Fiber optiğe karşı değiliz, anayasaya aykırı süreçlere karşıyız”
Programda fiber optik anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çeler, Kıbrıslı Türklerin teknolojik gelişmelere ve hızlı internete karşı olmadığını söyledi.
Fiber optik altyapısının geliştirilmesine karşı olmadıklarını vurgulayan Çeler, eleştirilerinin sürecin anayasa ve yasalara uygun yürütülmemesine yönelik olduğunu belirtti.
Çeler, “Bunu gerçekten yapmak istiyoruz ama yasalarımıza ve anayasamıza uygun olsun. Ulusal sermayemizi koruyarak yapılsın” dedi.
Geçmişte Koordinasyon Ofisi sürecinde yaşanan tartışmaları hatırlatan Çeler, o dönemde de benzer uyarılar yaptıklarını ve sürecin sonunda anlaşmanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini söyledi.
Fiber optik anlaşmasının da benzer bir durumla karşı karşıya kalabileceğini ifade eden Çeler, Cumhurbaşkanı’nın konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi gerektiğini belirtti.
“Yolsuzluk ve adaletsizlik devleti çökertir”
Programda ülkedeki yolsuzluk iddialarına da değinen Çeler, bir devlette yolsuzluk, usulsüzlük ve adaletsizlik devlet yönetimine kadar sıçramışsa o devletin ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Çeler, “Maalesef ve maalesef… KKTC’yi kuran, sonsuza dek yaşatacağım diyenler; az önce saydığım şeyleri şu anda bize yaşatan ve bu devletin yıkılmasına sebebiyet veren insanlarla aynı insanlar” ifadelerini kullandı.
UBP’nin geçmişteki yapısından farklı bir noktaya geldiğini savunan Çeler, bugün birçok UBP’linin dahi mevcut yönetimden şikayetçi olduğunu dile getirdi.



















