InstagramKıbrısManşetSiyaset

Tanpınar: Gerçeği yargılayamazsınız, gazeteciyi susturamazsınız







Halkın Partisi Genel Başkan Danışmanı Fevzi Tanpınar, Meclis’ten “masumiyet karinesi” denilerek geçirilen Ceza Yasası değişikliğiyle; “bu ülkede halkın neyi bilip neyi bilmeyeceğine kimin karar vereceği” sorusunun doğruduğuna işaret etti, “Bu yasa adalet için mi çıkarıldı, yoksa gerçeklerin görünürlüğünü azaltmak için mi?” diye sordu

Tanpınar: Konu artık yalnızca gazetecinin meselesi değildir

Yazılı açıklama yapan Tanpınar, Meclis’ten geçirilen Ceza Muhakemeleri Usulü Yasa değişikliğinin masum bir hukuki revizyon değil, ifade özgürlüğü alanını daraltan ciddi bir siyasal müdahale olduğunu vurguladı.

Tanpınar, “Bu değişiklik, basın üzerinde baskı oluşturan, halkın gerçekleri öğrenme hakkını gölgeleyen ve demokratik denetim alanını daraltan tehlikeli bir adımdır. Çünkü konu artık yalnızca gazetecinin meselesi değildir” dedi.

“Asıl mesele, bu ülkede halkın neyi bilip neyi bilmeyeceğine kimin karar vereceği meselesidir”

Tanpınar şöyle devam etti;

“Asıl mesele, bu ülkede halkın neyi bilip neyi bilmeyeceğine kimin karar vereceği meselesidir. Eğer bir yasa, gazeteciyi yaptığı haber nedeniyle hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakıyorsa, kamu yararı taşıyan yargısal süreçlerin haberleştirilmesini caydırıyorsa, eleştirel yayıncılığı baskı altına alıyorsa, medya üzerinde oto sansürü büyütüyorsa orada demokrasi güçlenmez,sadece ve sadece korku büyür.

“Bu yasa adalet için mi çıkarıldı, yoksa gerçeklerin görünürlüğünü azaltmak için mi?”

Hele de böylesi bir düzenleme, yolsuzluk iddialarının, usulsüzlük tartışmalarının, sahte diploma skandallarının ve kamu vicdanını yaralayan birçok dosyanın gündemde olduğu bir dönemde yürürlüğe sokuluyorsa, sorulması gereken soru çok nettir: Bu yasa adalet için mi çıkarıldı, yoksa gerçeklerin görünürlüğünü azaltmak için mi?

Masumiyet karinesinin korunması hukuk devletinin görevidir. Ancak bu ilkenin, kamu yararını ilgilendiren haberleri görünmez kılmak için bir perdeye dönüştürülmesi, hukukun korunması değil, hukuki ilkenin istismarıdır.

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da bu konuda açıktır”

Kamusal görev üstlenen kişiler, toplumda tanınmış figürler ve kamu vicdanını ilgilendiren yargı süreçleri daha geniş demokratik denetime tabidir. Bu alanlarda yapılan haberler, demokratik toplum düzeninin ayrılmaz parçasıdır.

Kamu adına yetki kullananların kamuoyu denetiminden kaçırılması, hukuk devletini güçlendirmez, sadece ve sadece hesap verebilirliği zayıflatır.

Halkın Partisi olarak bizim cevabımız çok açıktır: Masumiyet karinesi, hukuk devletinin temel ilkelerinden biridir. Ancak bu ilke, kamu yararını ilgilendiren haberlerin susturulmasının kalkanı haline getirilemez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da bu konuda açıktır.

Kamusal görev üstlenen kişiler, toplum vicdanını ilgilendiren davalar ve kamu yararı taşıyan yargı süreçleri daha geniş demokratik denetime tabidir. Basının bunu haber yapması suç değil, tam tersine demokrasinin gereğidir.
Hukukun görevi gerçeği saklamak değil, gerçeğin hukuk içinde ortaya çıkmasını güvence altına almaktır.

“Gazeteciliği suç gibi göstermeye çalışan her düzenlemenin karşısındayız”

Halkın Partisi olarak açıkça söylüyoruz, gazeteciliği suç gibi göstermeye çalışan, haberi kriminalize eden ve gerçeği baskı altına alan her düzenlemenin karşısındayız.

Çünkü çok iyi biliyoruz ki, gerçeklerden korkan yönetimler önce soruyu susturur, sonra haberi susturur ve en sonunda da toplumu susturmaya kalkar. Biz buna izin vermeyeceğiz.
Gazetecilik suç değildir, haber vermek suç değildir, gerçeği yazmak suç değildir.

Suç olan, gerçeğin üzerini yasayla örtmeye kalkmaktır. Biz korkunun değil özgürlüğün, karartmanın değil gerçeğin yanında durmaya devam edeceğiz”















Başa dön tuşu