
Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, ceza tehdidinin, özellikle hapis cezası ihtimalinin, basın üzerinde otosansür yaratacağını ve kamusal denetimi zayıflatacağını belirtti, bir hakkın kullanılmasının imkansız hâle getirilerek sınırlandırılmasının da Anayasaya aykırılık teşkil eden bir öze dokunma yasağı örneği olduğunu vurguladı
Vakıf: Düzenleme, ifade özgürlüğü anlamında kabul edilebilir değildir”
Yazılı açıklama yapan Vakıf, masumiyet karinesinin, basın özgürlüğünü ortadan kaldırmanın gerekçesi olamayacağını söyleyerek, “Fasıl 155 Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’na eklenen ‘Masumiyet Karinesinin İhlali’ başlıklı düzenleme, ifade özgürlüğü anlamında kabul edilebilir değildir” dedi.
Açıklamada, “Hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan herkes masum sayılmalı; hiç kimse yargı süreci tamamlanmadan suçlu ilan edilmemelidir. Bu da tıpkı ifade özgürlüğü gibi Anayasa’da güvence altına alınmış bir temel hürriyettir. Ancak bu ilkenin korunması, paylaşılmasında ve yayılmasında kamu yararı olan haberlerin cezalandırılması sonucunu doğuracak şekilde yorumlanamaz” denildi.
“Bu durumun basın ve ifade özgürlüğüne ve haber verme hakkına büyük zararlar vereceği ortadadır”
Açıklama şöyle devam etti;
“Kabul edilen düzenleme, mahkûm olmamış kişilerin isim ve fotoğraflarının paylaşılmasını cezai yaptırıma bağlamakta; basın, yayın, internet medyası ve sosyal medya aracılığıyla yapılan paylaşımlar bakımından ise daha ağır cezalar öngörmektedir.
Bu haliyle düzenleme, özellikle gazeteciler ve yurttaş gazeteciliği bakımından ciddi bir caydırıcı etki yaratma riski taşımaktadır.
Elbette böyle bir durumun basın özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne ve haber verme hakkına büyük zararlar vereceği, somut olaylarda bunları işlemez hale getireceği ortadadır.
Düzenlemeyle ilgili en önemli konu belki de düzenlemede kamu görevlileri, siyasi kişiler veya kamuya mal olmuş kişiler bakımından hiçbir ayrım yapılmamış olmasıdır.
Oysa yolsuzluk, görevi kötüye kullanma, kamu kaynaklarının kullanımı, polis şiddeti veya siyasi sorumluluk doğuran olaylar gibi konularda basının haber verme hakkı, toplumun da haber alma hakkı vardır.
“Masumiyet karinesini koruma gerekliliği, ifade ve basın özgürlüğünü özünden zedeleyecek biçimde anlaşılamaz”
Bu tür olayların haberleştirilmesi ile bir kişinin suçlu ilan edilmesi aynı şey değildir. Soruşturma ve dava süreçleriyle ilgili haber niteliğindeki paylaşımların bu şekilde kısıtlamalara tabi tutulması basını haber veremez, gazetecilik yapamaz hale getireceği gibi, özgür bir iklimde bu konuların tartışılabileceği ortamları yitirmek kamuoyunda demokratik tartışma ortamını baltalayacak, ortadan kaldıracaktır.
Masumiyet karinesini koruma gerekliliği, ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını özünden zedeleyecek biçimde anlaşılamaz.
Ceza tehdidi, özellikle hapis cezası ihtimali, basın üzerinde otosansür yaratır ve kamusal denetimi zayıflatır. Bir hakkın kullanılmasının imkansız hâle getirilerek sınırlandırılması da Anayasaya aykırılık teşkil eden bir öze dokunma yasağı örneğidir. Bir hukuk devletinde hiçbir hak bu şekilde sınırlandırılamaz.
KTİHV olarak yetkili makamları, söz konusu düzenlemeyi insan hakları, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü ilkeleri çerçevesinde ve ivedilikle yeniden değerlendirmeye çağırıyoruz. Kamu yararı taşıyan haberler suç haline getirilemez; gazetecilik faaliyeti ceza tehdidi altında yürütülemez”




















