InstagramKıbrısManşetSiyaset

Özkızan: Kıyılara erişim anayasal haktır, bu mesele kaynak değil, siyasi irade meselesidir







Emeğin Gündemi programında, Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Patika Doğa Sporları Derneği Başkanı Erdoğan Işık ve Yusuf Özgü Sertel, “Denizlerden Ormanlara Hak Mücadeleleri” konu başlığını irdelediler

Özkızan: Kıbrıs’ın turizm geleceği kumarhanelerde değil, doğasında ve tarihinde yatıyor

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Kıbrıs’ın ekoturizm açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, adanın yalnızca doğal güzellikleriyle değil, doğayla iç içe geçmiş tarihiyle de eşsiz bir değer taşıdığını vurguladı.

Celal Özkızan – Erdoğan Işık – Yusuf Özgü Sertel

Özkızan, Kıbrıs’ta gerçekleştirilen bir yürüyüşün yalnızca doğa yürüyüşü olmadığını, aynı zamanda tarihin içerisinde yapılan bir yolculuk anlamına geldiğini ifade ederek, “Kıbrıs adası çok kendine özgü bir adadır. Herhangi bir yerde yürüyüş yaptığınızda bu sadece bir doğa yürüyüşü olmakla kalmaz, aynı zamanda tarihin içinde yürürsünüz” dedi.

Ekoturizmin ekonomik değer yaratmasının yanı sıra Kıbrıs’ın farklı bir yüzünü dünyaya tanıtma imkânı sunduğunu belirten Özkızan, adanın yalnızca kumarhanelerle veya sömürü düzeniyle anılan bir yer olmadığını göstermenin önemine dikkat çekti. Özkızan, “Başka bir turizmin mümkün olduğunu göstermek bakımından ekoturizm son derece kıymetlidir. Aynı zamanda doğanın korunmasına ve geliştirilmesine de katkı sağlar” ifadelerini kullandı.

“Kıyılara erişim anayasal haktır”

Programdaki açıklamalarında “Beleşe Deniz” kampanyasına da değinen Özkızan, kıyılara ve denizlere erişimin anayasal bir hak olduğunu hatırlattı. Anayasa’nın 38. maddesinin kıyıların halkın kullanımına açık olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirten Özkızan, bu hükmün gerek alt mahkemeler gerekse Anayasa Mahkemesi tarafından birçok kez teyit edildiğini söyledi.

Medyanın ve kamuoyunun yıllardır bu konuda hassasiyet gösterdiğini kaydeden Özkızan, buna rağmen vatandaşların anayasal haklarını kullanabilmesini sağlayacak düzenlemelerin hayata geçirilmediğini ifade etti.

“Yüksek Mahkeme Başkanı’nın dahi altını çizdiği bir anayasal hak olmasına rağmen kıyılara erişim konusunda gerekli adımlar atılmıyor” diyen Özkızan, bunun teknik değil siyasi bir tercih olduğunu savundu.

“Bu mesele kaynak değil, siyasi irade meselesidir”

Özkızan, sağlık, eğitim veya altyapı yatırımlarında hükümetlerin sık sık “bütçe yetersizliği” gerekçesine sığındığını ancak kıyılara erişim konusunda böyle bir mazeretin söz konusu olmadığını belirtti.

“Beleşe Deniz meselesinde devletin ek bir kaynak ayırmasına gerek yoktur. Yapılması gereken yalnızca mevcut yasaların uygulanmasını sağlayacak idari önlemlerin alınmasıdır” diyen Özkızan, bu konunun toplumun çok geniş kesimlerinin üzerinde uzlaştığı nadir başlıklardan biri olduğunu söyledi.

Sağcısı, solcusu, farklı siyasi görüşlerden tüm vatandaşların denizlere ücretsiz erişim talebinde birleştiğini ifade eden Özkızan, buna rağmen hükümetlerin sermaye çevrelerinin çıkarlarını gözeten bir tutum sergilediğini ileri sürdü.

“Ormanlarda yasak için tüzük çıkarılıyor, kıyılar için çıkarılmıyor”

Özkızan, hükümetlerin kıyılara erişim konusunda sergilediği tutum ile ormanlara erişim konusunda izlediği politikalar arasındaki çelişkiye de dikkat çekti.

“Bir yanda anayasada yer alan kıyılara erişim hakkını hayata geçirmek için gerekli tüzük çıkarılmıyor. Diğer yanda vatandaşın ormanlara erişim hakkını kısıtlamak için tüzük çıkarılıyor” diyen Özkızan, bunun ciddi bir çelişki olduğunu vurguladı.

Ortaya çıkan tablonun halkın yararına olan konularda siyasi irade gösterilmediğini açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Özkızan, kıyıların halkın kullanımına açılması için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

Sertel: Kıyılara erişim hakkının önündeki engel yasa eksikliği değil, siyasi tercihlerdir

Emeğin Gündemi programına konuk olan Yusuf Özgü Sertel, “Beleşe Deniz” mücadelesine ilişkin yaptığı açıklamada, kıyılara erişimin anayasal güvence altında olduğunu ancak hükümetlerin sermaye çevrelerini karşılarına almamak için gerekli adımları atmadığını belirtti.

Kıyılara erişim hakkının hem Anayasa’da hem de Plajların Kullanım ve Denetimi Yasası’nda açık biçimde düzenlendiğini vurgulayan Sertel, yargının da açılan davalarda bu hakkı teyit eden kararlar verdiğini söyledi.

“Anayasa yurttaşların kıyıya erişim hakkını teslim ediyor. Plajların Kullanım ve Denetimi Yasası da aynı vurguyu yapıyor. Mahkemeler de buna uygun kararlar veriyor. Sorun yasada ya da yargıda değil, yürütmede tıkanıyor” diyen Sertel, mevcut düzenlemelerin uygulanmamasının siyasi bir tercih olduğunu ifade etti.

“Kıyılar bugün büyük ölçüde otel, casino ve inşaat sermayesi tarafından işgal edildi”

Plajların Kullanım ve Denetimi Yasası’nın belediye sınırları içerisindeki plajların denetimini belediyelere, diğer bölgelerde ise kaymakamlıklara verdiğini hatırlatan Sertel, buna rağmen ilgili kurumların gerekli denetimleri gerçekleştirmediğini kaydetti.

Bu durumun temel nedeninin neoliberal politikalar ve sermaye yanlısı tercihler olduğunu belirten Sertel, kıyıların bugün büyük ölçüde otel, casino ve inşaat sermayesi tarafından işgal edildiğini söyledi.

“Düzen partileri sermaye çevrelerini karşılarına almak istemedikleri için ya bu sorumluluklarını görmezden geliyorlar ya da kıyılara erişim mücadelesini küçümsemeye çalışıyorlar” ifadelerini kullanan Sertel, bugüne kadar görev yapan hükümetlerin sermaye sınıfının çıkarlarından yana konumlandığını savundu.

“Erhürman döneminde randevu talebimize dahi yanıt verilmedi”

Sertel, Tufan Erhürman’ın Başbakan olduğu dörtlü koalisyon döneminde konuyla ilgili görüşmek amacıyla Başbakanlık’tan randevu talep ettiklerini ancak taleplerine yanıt verilmediğini belirtti.

Anayasa hukukçusu olan Erhürman’ın başbakanlığı döneminde anayasal hakkın açık biçimde ihlal edildiğini söyleyen Sertel, hükümetin o dönemde inşaat sektörünün taleplerine öncelik verdiğini söyledi.

Sertel, “Ekonomik kriz döneminde hükümet inşaat sermayesinin sorunlarını çözmekle meşguldü. Bu yaklaşım, tercihin hangi taraftan yapıldığını açık biçimde ortaya koyuyordu” dedi.

“Hazırladığımız yasa değişikliği meclis’te bekletiliyor”

Beleşe Deniz Plajlar Halkındır mücadelesinin, Plajların Kullanım ve Denetimi Yasası’ndaki eksiklikleri gidermek amacıyla bir yasa değişikliği hazırladığını açıklayan Sertel, mevcut yasada denetim yetkisi bulunmasına rağmen uygulanacak yaptırımların net şekilde tanımlanmadığını ifade etti.

Hazırlanan değişiklik önerisinin belediyelere ve kaymakamlıklara doğrudan idari para cezası kesme yetkisi verdiğini belirten Sertel, böylece plajlara girişin engellenmesi, fahiş ücret talep edilmesi veya kıyıların kirletilmesi gibi ihlallerin mahkeme sürecine gerek kalmadan cezalandırılabileceğini söyledi.

Sertel, önerinin Ocak ayında Meclis Başkanlığı’na sunulduğunu ancak aradan geçen aylara rağmen herhangi bir milletvekilinin girişimi sahiplenmediğini belirtti.

“Bir milletvekilinin imzasıyla Genel Kurul gündemine taşınabilecek bir düzenleme olmasına rağmen dört buçuk aydır herhangi bir adım atılmış değil” dedi.

“Halk bu hakkın farkında ve sahip çıkıyor”

Beleşe Deniz mücadelesinin yıllar içerisinde toplumda önemli bir farkındalık yarattığını kaydeden Sertel, halkın artık kıyılara erişimin anayasal bir hak olduğunun bilincinde olduğunu söyledi.

Baraka Kültür Merkezi tarafından başlatılan mücadelenin yıllar içerisinde geniş kesimler tarafından sahiplenildiğini belirten Sertel, yurttaşların yaşadıkları ihlalleri paylaşarak, eylemlere katılarak ve haklarını talep ederek mücadeleye destek verdiğini ifade etti.

“Halk bu meşru talebi büyük oranda sahiplenmiştir. Buna rağmen rejim partileri sermaye çevrelerini karşılarına almamak için gerekli adımları atmaktan kaçınmaktadır” dedi.

“Kıyılar ortak kullanım alanıdır, mücadele sürecek”

Kıyıların ve denizlerin ortak kullanım alanı olduğuna ilişkin anlayışın insanlık tarihinde çok eskiye dayandığını belirten Sertel, günümüzde neoliberal politikalarla birlikte bu ortak alanların sermaye tarafından kuşatıldığını söyledi.

“Kıyılar halkındır. Bugün egemenler plajlara çökmüş durumdadır. Ancak biz mücadelemizi hem plajlarda, hem mahkemelerde, hem de yasama alanında sürdürmeye devam edeceğiz” diyen Sertel, yurttaşlara da haklarına sahip çıkma çağrısında bulundu.

Sertel, kıyılara erişim mücadelesinin yalnızca plajlarla ilgili olmadığını belirterek, “Bu hak mücadeleleri, emekçiler lehine başka bir toplumsal düzen kurabilmenin de öğretici deneyimleridir. Halkımız bu mücadeleye sahip çıkmaya devam etmelidir” ifadelerini kullandı.

Işık: Ormanlar halkındır, kamusal alanlarda kamp yapmak ücretlendirilemez

Patika Doğa Sporları Derneği Başkanı Kemal Işık Emeğin Gündemi programında, Alevkayası’nda düzenledikleri kamp etkinliği sonrasında Orman Dairesi tarafından talep edilen kamp ücretine ilişkin yaptığı açıklamada, uygulamanın hukuki dayanağının tartışmalı olduğunu belirterek, kamusal orman alanlarında kamp yapmanın ücretlendirilmesine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.

Işık, dernek olarak 6 Aralık tarihinde Alevkayası’nda ücretsiz kamp, yoga ve doğa yürüyüşü etkinliği düzenlediklerini, etkinlik öncesinde de Orman Dairesi’ne yazılı olarak bilgi verdiklerini anlattı. Ancak etkinlikten bir gün önce kendilerine ulaşılarak çadır ve karavan başına ücret talep edildiğini belirten Işık, bu uygulamayla ilk kez karşılaştıklarını ifade etti.

Işık, “Yıllardır aynı bölgede kamp yapıyoruz. Daha önce Orman Dairesi ile temaslarımız oldu, hatta kamp ateşi için odun desteği aldığımız dönemler de oldu. İlk kez kamp yapmak için ücret talep edildiğini duyduk” dedi.

“Ne duyurusu var ne de erişilebilir bir mevzuat”

Kamp yapmak için izin alınması gerektiğini daha önce hiç duymadıklarını belirten Işık, bu konuda kamuoyuna açık herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını söyledi.

“Ne bir duyuru var, ne halka açık bir mevzuat, ne de erişilebilir bir düzenleme. Telefonla aranıp kamp yapabileceğimiz ancak çadır başına ücret ödememiz gerektiği söylendi” diyen Işık, talep edilen ücretin hangi hizmet karşılığında istendiğini sormalarına rağmen tatmin edici bir yanıt alamadıklarını kaydetti.

Kuzey Kıbrıs’ta kamu tarafından düzenlenmiş kamp alanlarının bulunmadığını hatırlatan Işık, esas tartışılması gereken konunun doğa sporlarını teşvik edecek altyapının oluşturulması olduğunu söyledi.

“Orman koruma faydalanma tüzüğü kamuoyundan gizleniyor”

Yaşanan sürecin ardından hukuki araştırma yaptıklarını belirten Işık, Orman Dairesi’nin dayanak gösterdiği Orman Koruma Faydalanma Tüzüğü’ne ulaşmanın dahi mümkün olmadığını ifade etti.

Söz konusu tüzüğün ne ilgili kurumların internet sitelerinde ne de kamuya açık hukuk veri tabanlarında yer aldığını söyleyen Işık, “Vatandaşın bilmediği, ulaşamadığı ve inceleyemediği bir düzenlemeye dayanılarak insanlardan ücret talep ediliyor” dedi.

Tüzüğün 1941 tarihli Orman Yasası kapsamında hazırlandığını, ancak ücret belirleme yetkisinin doğrudan daire müdürüne bırakıldığını belirten Işık, bunun 1985 Anayasası’ndaki harçların yasa ile belirlenmesi ilkesine aykırı olduğunu savundu.

“Kamp ücreti tüzükte yok”

Yaptıkları incelemede kamp faaliyetleri için herhangi bir ücret tarifesinin tüzükte yer almadığını belirten Işık, kamp ücretlerinin sonradan idari uygulamalarla oluşturulduğunu söyledi.

Işık, “Kamp yapmak için izin alınması gerektiğine ilişkin bir düzenleme var. Ancak kamp ücreti diye bir kalem yok. Buna rağmen izin mekanizması fiilen ücret ödeme şartına bağlanmış durumda” dedi.

Patika Doğa Sporları Derneği’nin gerekli tüm bilgileri içeren dilekçeyle izin talebinde bulunduğunu ve sözlü olarak izin verildiğinin kendilerine bildirildiğini ifade eden Işık, yaşanan sorunun yalnızca ücret talebiyle ilgili olduğunu söyledi.

“Kamusal alanlardan faydalanmak suç değildir”

Orman Dairesi yetkilileriyle ve daha sonra Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile çeşitli görüşmeler yaptıklarını belirten Işık, ücret uygulamasının kaldırılması yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini kaydetti.

Alevkayası Piknik Alanı’nın mevcut durumuna da dikkat çeken Işık, alanın bakım, temizlik ve altyapı açısından ciddi eksiklikler taşıdığını söyledi.

“Elektrik, duş, kullanılabilir tuvalet, düzenli su altyapısı olmayan bir alanda insanlardan ‘ormandan faydalanma ücreti’ adı altında para talep edilmesini kabul etmiyoruz” dedi.

Kamusal orman alanlarının gelir elde etme amacıyla değil, halkın kullanımına açık ortak alanlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Işık, “Ormanlar halkındır. Yapılması gereken ücret almak değil, insanların güvenli ve sağlıklı koşullarda kullanabileceği kamp alanları oluşturmaktır” ifadelerini kullandı.

“Sorun kişisel değil, toplumsaldır”

Konunun yalnızca Patika Doğa Sporları Derneği’ni ilgilendirmediğini vurgulayan Işık, mücadelelerinin kendilerine ayrıcalık sağlamak amacı taşımadığını söyledi.

“Yarın başka insanlar da kamp yapacak. Sorun bizim ceza alıp almamamız değil. Sorun, kamusal alanların kullanımına ilişkin hukuka aykırı olduğunu düşündüğümüz bir uygulamanın varlığıdır” dedi.

Işık, Tarım Bakanlığı önünde düzenlenen eylem sonrasında Bakanlık yetkilileriyle yapılan görüşmelerde de uzlaşma sağlanamadığını, ardından kendilerine kamp ücreti ve para cezası içeren bir ihbarname gönderildiğini açıkladı.

“Haklarımızı savunmaya devam edeceğiz”

Patika Doğa Sporları Derneği olarak hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Işık, plajlara erişim hakkı için mücadele eden “Beleşe Deniz” hareketiyle dayanışma içerisinde olduklarını da ifade etti.

“Halk kendi haklarına, doğasına, denizine ve ormanlarına sahip çıkmadığı sürece kimse gelip bu hakları bize teslim etmeyecek” diyen Işık, doğanın kamusal niteliğini savunmaya devam edeceklerini söyledi.

Işık ayrıca, son dönemde kamu arazilerinin düşük bedellerle özel şirketlere kiralanması ve ormanlık alanlarda yaşanan tahribatlara da dikkat çekerek, “Ormanlar söz konusu olduğunda sermayeye gösterilen tolerans ile yurttaşlara gösterilen muamele arasındaki çelişki ortadadır. Biz haklı olduğumuza inanıyoruz ve mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.















Başa dön tuşu