
Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Yönetim Kurulu Üyesi Onur Bütüner ve Haksen Başkanı Salih Erşangil, Emeğin Gündemi programına katılarak Atatürk Öğretmenler Akademisi’nde Eğitim Bakanlığı ile yaşanan sorunlara değindiler
Özkızan: Kamusal eğitimin altını oymak, gelecekte liyakatsizliği daha da derinleştirecek
Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Öğretmen Akademisi ve kamusal eğitim sistemi etrafında yürütülen tartışmalara ilişkin yaptığı değerlendirmede, planlı ve kamusal eğitimin korunmasının toplumun geleceği açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.
Özkızan, hükümetin eğitim politikalarını eleştirerek piyasacı anlayışın kamu yararını zedelediğini söyledi.
“Öğretmen Akademisi kamusal eğitimin niteliğini belirleyen temel yapı taşlarından biridir”
Kıbrıslı Türk halkının akademik ve sportif alanlarda nüfusuna oranla önemli başarılara imza attığını belirten Özkızan, bunun arkasındaki temel etkenlerden birinin Öğretmen Akademisi’nin uzun yıllardır sürdürdüğü planlı eğitim anlayışı olduğunu söyledi.
Akademinin yalnızca öğretmen yetiştiren bir kurum olmadığını ifade eden Özkızan, kamusal eğitimin niteliğini belirleyen temel yapı taşlarından biri olduğunu kaydetti.
“Kamusal olan her şey sistemli şekilde zayıflatılıyor”
Özkızan, Öğretmen Akademisi tartışmasının aslında ülkedeki daha geniş bir siyasi ve ekonomik yaklaşımın yansıması olduğunu belirterek, hükümetlerin ve büyük sermaye çevrelerinin kamusal hizmetleri piyasalaştırma anlayışıyla hareket ettiğini aktardı.
Eğitime ilişkin sorunların özel sektör aracılığıyla çözülmeye çalışılmasının yanlış bir yaklaşım olduğunu dile getiren Özkızan, “Yanlış sorularla doğru çözümler üretilemez” dedi.
“Geçici öğretmenlerin mağduriyeti hükümetlerin eseridir”
Geçici öğretmenlerin yaşadığı sorunların gerçek olduğunu belirten Özkızan, bu mağduriyetin kaynağının Öğretmen Akademisi değil, yıllardır yanlış istihdam politikaları izleyen devlet ve hükümetler olduğunu ifade etti.
Geçmişte seçim yatırımı amacıyla yaratılan beklentilerin bugün yüzlerce insanı mağdur ettiğini söyleyen Özkızan, bu durumun çözümünün kamusal eğitimin niteliğini düşürmek olmadığını vurguladı.
“Standartlardan vazgeçilmesi emekçileri karşı karşıya getiriyor”
Yaklaşık bir asırlık geçmişe sahip olan Öğretmen Akademisi’nin belirli kalite standartları oluşturduğunu kaydeden Özkızan, bu standartların göz ardı edilmesinin hem eğitim sistemine hem de emekçiler arasındaki dayanışmaya zarar verdiğini söyledi.
Hükümetin emekçileri birbirine karşı konumlandırmaya çalıştığını ileri süren Özkızan, bunun yanlış bir politika olduğunu ifade etti.
“Liyakat hız uğruna feda edilemez”
Özkızan, öğretmen yetiştirme sürecinin hızlandırılması yönündeki yaklaşımları eleştirerek, “Kimse iki yılda tıp fakültesini bitirmiş bir doktora ya da altı ayda mezun olmuş bir mühendise güvenmek istemez. Aynı anlayış eğitim alanında da geçerlidir” dedi.
Kaliteli eğitimin zaman, emek ve planlama gerektirdiğini belirten Özkızan, kısa vadeli çözümlerin uzun vadede daha büyük sorunlar yaratacağının altını çizdi.
“Hükümet toplumun çok geniş kesimlerinden tepki görüyor”
Özkızan, son dönemde gündeme getirilen düzenlemelere karşı yalnızca sendikaların veya siyasi partilerin değil, farklı toplumsal kesimlerin de itiraz ettiğini belirtti.
Disiplin Tüzüğü tartışmalarından Öğretmen Akademisi meselesine kadar birçok konuda hükümetin geniş bir toplumsal muhalefetle karşı karşıya kaldığını söyleyen Özkızan, buna rağmen iktidarın büyük sermaye çevreleri ve Türkiye’deki siyasi iktidarın beklentileri doğrultusunda hareket etmeyi sürdürdüğünü söyledi.
Muhalefetin bir bölümünü de eleştiren Özkızan, bazı siyasi aktörlerin seçim hesapları nedeniyle Öğretmen Akademisi konusundaki tutumlarını açıkça ortaya koymadığını ifade etti.
“Sorun kaynak eksikliği değil, bölüşüm adaletsizliği”
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özkızan, ülkede bir “kaynak krizi” değil, “bölüşüm krizi” yaşandığını vurguladı.
Son yıllarda ekonominin büyümeye devam ettiğini ancak yaratılan zenginliğin giderek daha az sayıda sermaye grubunun elinde toplandığını işaret eden Özkızan, servet vergisinin uygulanmaması, vergi tahsilatındaki eksiklikler ve teşvik politikaları nedeniyle kamu kaynaklarının büyük sermaye lehine kullanıldığını ifade etti.
Özkızan, “Ülkede kaynak yok denilmesi gerçeği yansıtmıyor. Sorun, yaratılan değerin adil paylaşılmaması ve emekçilerin bu zenginlikten hak ettiği payı alamamasıdır” diyerek açıklamalarını tamamladı.
Bütüner: Öğretmen Akademisi’ni zayıflatmaya yönelik girişimlere karşı mücadelemizi sürdüreceğiz
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Yönetim Kurulu Üyesi Onur Bütüner, Atatürk Öğretmen Akademisi’ne ilişkin hazırlanan yasa tasarısını eleştirerek, düzenlemenin hem kamusal eğitimin niteliğini hem de Akademi’nin tarihsel konumunu tehdit ettiğini söyledi.
Geçici öğretmenlerin yaşadığı mağduriyetlerin çözülmesi gerektiğini belirten Bütüner, bunun Anayasa Mahkemesi kararlarının etrafından dolaşarak değil, hukuka ve liyakate uygun adımlarla mümkün olacağını ifade etti.
“36 ay uygulaması siyasi istismar aracına dönüştü”
Bütüner, 36 ay geçici görev yapan kişilerin kadrolanmasına ilişkin düzenlemenin yıllarca siyasi rant kapısı olarak kullanıldığını belirterek, KTÖS’ün yaptığı uyarıların dikkate alınmadığını söyledi.
Düzenlemenin daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından oy birliğiyle iptal edildiğini hatırlatan Bütüner, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun sendikayı hedef alan açıklamalarını da reddetti.
Yaşanan mağduriyetin sorumlusunun hukuka aykırı düzenlemeler olduğunu vurgulayan Bütüner, bu yıl bazı sınıflarda aynı eğitim yılı içinde üç farklı öğretmenin görev yapmak zorunda kaldığını, bunun da eğitimde ciddi aksaklıklara yol açtığını söyledi.
“Akademi’nin yapısı ve kamusal niteliği hedef alınıyor”
Hükümetin yeni yasa tasarısıyla Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği düzenlemeyi farklı bir yöntemle yeniden hayata geçirmeye çalıştığını savunan Bütüner, lisans mezunlarına kısa sürede Akademi diploması verilmesinin eğitim standartlarını ve kurumun itibarını zedeleyeceğini ifade etti.
Tasarıyla Akademi’nin mali yapısının da değiştirilmek istendiğini belirten Bütüner, ücretli eğitim ve döner sermaye uygulamalarının kamusal eğitim anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi. Öğretmen açığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını ifade eden Bütüner, Akademi’nin kapasitesinin artırılmasıyla birkaç yıl içinde ihtiyaçların karşılanabileceğini dile getirdi.
Geçici öğretmenlerin haklı beklentileri için çözüm üretmeye hazır olduklarını belirten Bütüner, ancak mevcut yasa tasarısının sorunu çözmek yerine büyüteceğini söyledi. KTÖS’ün Akademi’nin kamusal yapısını korumaya devam edeceğini vurgulayan Bütüner, tasarının yasalaşması halinde yeniden Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını açıkladı.
Erşangil: Atatürk Öğretmen Akademisi’ni ve kamusal eğitimi savunmaya devam edeceğiz
HAKSEN Başkanı Salih Erşangil de yasa tasarısını eleştirerek, Atatürk Öğretmen Akademisi’nin 1937 yılından bu yana planlı öğretmen yetiştiren tek kamu kurumu olduğunu ve kamusal niteliğinin korunması gerektiğini söyledi.
Henüz yasalaşmamış bir düzenlemenin tüzüğünün hazırlanmasını eleştiren Erşangil, yasa sürecinde öğretmen sendikaları ve toplumun görüşlerinin dikkate alınmadığını belirtti. Hükümetin birçok düzenlemede “ben yaparım olur” anlayışıyla hareket ettiğini savunan Erşangil, Hayat Pahalılığı Yasası başta olmak üzere çeşitli düzenlemelerde sendikal mücadelenin geri adımlar attırdığını hatırlattı.
Kamu Görevlileri Yasası’nda yer alan biyometrik veri ve yüz tanıma uygulamalarının da anayasal haklar açısından risk taşıdığını ifade eden Erşangil, devletin mevcut verileri korumakta dahi yetersiz kaldığını söyledi.
Eğitim Bakanlığı’nın kamusal eğitim yerine sponsorluk ve okul aile birlikleri üzerinden ihtiyaçları karşılamaya yöneldiğini savunan Erşangil, velilerin hem vergi ödediğini hem de okulların temel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakıldığını belirtti.
Öğretmen sendikalarıyla birlikte Atatürk Öğretmen Akademisi’nin kamusal yapısını korumak için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Erşangil, yaklaşan süreçte gündeme gelebilecek hak kayıplarına karşı toplumsal muhalefetin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.




















