
Patika Doğa Sporları Derneği Başkanı Erdoğan Işık, Orman Dairesi‘nin kamp kurmak istedikleri için kendilerinden “ormandan faydalanıldığı” gerekçesiyle, çadır başı 350 TL, karavan başı 800 TL ücret talep ettiklerini söyleyerek, ilgili tüzüğün 1983’den kalma ve Anayasa‘ya aykırı olduğunu vurguladı
Işık: Doğa sevgisini yaymayı hedefliyoruz
Yazılı açıklama yapan Işık, dernek olarak tüzüklerinde belirtilen amaçları doğrultusunda faaliyetler düzenlediklerini belirterek, bu amaçlar kapsamında; doğa yürüyüşü, hiking, trekking, kamp, mağaracılık ve tırmanış gibi etkinliklerle doğaseverleri bir araya getirmeyi, doğa sevgisini yaymayı ve katılımcıları aynı çatı altında toplamayı hedeflediklerini kaydetti.
Işık, “Aynı zamanda ülkemizin doğal güzelliklerini tanımayı ve tanıtmayı, çevre bilincini aşılamayı, doğayı korumayı, ülke turizmine katkı sağlamayı, sağlıklı bir toplum oluşturmayı; halkımızı sosyal, kültürel, sportif ve eğitsel faaliyetlerde bir araya getirerek dayanışmayı güçlendirmeyi ve özellikle gençlerin kendilerini geliştirebilmelerine katkı sunmayı amaçlamaktayız” dedi.
Işık şöyle devam etti;

“Orman Dairesi, ‘ormandan faydalanma’ parası istedi”
“Bu kapsamda, 6 Aralık tarihinde Alevkayası Piknik Alanı’nda bir çadır kampı etkinliği organize ettik; etkinliğimize ilişkin bilgilendirme yazısı 27 Kasım tarihinde Orman Dairesi Müdürlüğü’ne dilekçe yoluyla ve alındı mührü karşılığında teslim edilmiştir.
5 Aralık Cuma günü mesai saatlerinin sonuna doğru Orman Dairesi tarafından derneğimize geri dönüş yapılmış, kamp yapmamız için izin verildiği bildirilmiş ve ayrıca çadır başı 350 TL, karavan başı 800 TL ücret ödememiz gerektiği tarafımıza iletilmiştir.
Söz konusu ücretin hangi hizmet karşılığında talep edildiğini sormamız üzerine, ‘ormandan faydalanıldığı’ gerekçesi sunulmuştur.
Oysa Patika Doğa Sporları Derneği yöneticileri olarak, yıllardır hem bireysel hem de farklı oluşumlar altında Alevkayası bölgesinde defalarca kamp yapmış olmamıza rağmen, bu şekilde bir ücret talebiyle ilk kez karşılaştık.
Ayrıca önceki kamplarımız sırasında Orman Dairesi devriyeleriyle karşılaşmamıza rağmen, bugüne kadar tarafımıza herhangi bir talep ya da uyarı yapılmamıştır.
6 Aralık Cumartesi günü, dilekçemizde belirttiğimiz saat ve konumda Orman Dairesi Alevkayası Bölge Şefliği personeli kamp alanımızı ziyaret etmiş ve önceki gün bahsi geçen ücretleri tahsil etmeye çalışmıştır.
Ücretin hangi mevzuata dayandığını sorduğumuzda, Orman Yasası kapsamında olduğu belirtilmiş; hangi hizmet karşılığında alındığı sorusuna ise ‘ormanda konaklama ve faydalanma’ yanıtı verilmiştir.
Bizler, ormanların kamusal ve halka açık alanlar olduğunu; tarafımıza herhangi bir hizmet sunulmadığını ve bu nedenle böyle bir ücret talep edilmesinin hukuken ve fiilen doğru olmadığını ifade ederek ödeme yapmadık.
“Rapor tutulup Mahkemeye verileceğimiz söylendi”
Ayrıca piknik alanının mevcut durumunun son derece olumsuz olduğunu; kırık masalar, çöpler ve kullanılamaz hâlde bulunan tuvaletler gibi ciddi eksikliklerin bulunduğunu dile getirdik.
Bu beyanlarımız üzerine Orman Dairesi personeli, hakkımızda rapor tutulacağını ve mahkeme yoluyla cezai işlem başlatılacağını ifade etti.
Bu süreçte, bizim dışımızda farklı noktalarda bireysel olarak kamp yapan vatandaşlardan söz konusu ücretlerin tahsil edildiği bilgisi tarafımıza ulaşmıştır.
“Tüzüğü inceledik, Anayasa’ya aykırı”
Kamp sonrası, Orman Dairesi’nin dayanak gösterdiği 1983 tarihli Orman Koruma ve Faydalanma Tüzüğüne ulaştık. Hem Orman Yasası’nı hem de ilgili tüzüğü, derneğimiz üyesi hukukçularla birlikte inceledik.
Yapılan incelemelerde, İngiliz sömürge döneminden kalan Orman Yasası’nın Tüzük yapma yetkisi veren 14’üncü maddesinin ve bu maddeye dayanarak yapılan söz konusu tüzüğün çok açık ve tartışmasız bir şekilde Anayasa’ya aykırı olduğu ve bu haliyle yasal olarak uygulanabilir olmadığı tespit edilmiştir.
KKTC Anayasası’nın Tüzüklerle ilgli 122. maddesi, bir konuda Tüzük yapılabilmesi için Yasa’dan kaynaklanan açık bir yetki olmasını zorunlu kılmakta iken Orman Yasası’nın 14(1)(d) maddesi ‘Herhangi bir ruhsat almak için ödenecek ücretleri saptamak’ gibi genel ifadeler içermektedir.
Keza Anayasa’nın 75. maddesi ‘Vergi, resim, ve harçlar ve benzeri mali yükümlülükler ancak yasa ile konulur’ dedikten sonra sadece Bakanlar Kurulu’na, Meclis’in yasada belirleyeceği sınırlar ve ilkeler içerisinde bu para miktarlarını artırma yetkisi vermektedir.
“Hukuken geçersiz bir durum”
Buna karşın, Orman Koruma ve Faydalanma Tüzüğü, söz konusu ücretlendirme ve uygulama yetkilerini doğrudan Orman Dairesi Müdürü’ne vermekte, dolayısıyla yasama yetkisinin devredilmezliği, hukuk devleti ilkesi, idare hukukunun yetki prensipleri ve daha pek çok bakımdan hukuken geçersiz bir durum ortaya çıkmaktadır.
Bu yönüyle tüzük, hem içerik, hem yetki, hem de usul bakımından Anayasa ile açık bir çelişki içindedir. Müdür’ün tek başına Meclis yerine geçerek belirlediği ücret tarifelerinin Resmi Gazete’de yayımlanıp yayımlanmadığı ise bir muammadır.
“Tüzüğün temel amacı ormanların işgal edilmesini engellemek”
Bu hususta Bilgi Edinme Yasası kapsamında 12 Aralık tarihli bir dilekçe ile başvurumuzu yaptık ve 15 gün içerisinde verilecek cevabı kamuoyu ile de paylaşacağız
Ayrıca tüzüğün temel amacının ormanların işgal edilmesini engellemek olduğu açıktır. Ancak bugün gelinen noktada, hiçbir hizmet sunulmayan, bakımsız ve kötü durumdaki kamusal orman alanlarının kullanımının zorlaştırılması gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
Dünyanın pek çok ülkesinde sosyal devlet anlayışı gereği, insanların stres atabileceği kamusal alanlardan ücret alınmazken; burada kötü niyetli kişileri cezalandırmak yerine tüm toplumun cezalandırıldığı bir uygulama söz konusudur. Bu yaklaşım hem etik hem de hukuki açıdan yanlıştır.
Ayrıca, söz konusu tüzükte geçen ‘ormandan faydalanma’ kavramının herhangi bir tanımı, kapsamı veya sınırlandırıcı tefsiri bulunmamaktadır.
“‘Faydalanma’ kavramı üzerinden her türlü faaliyet ücretlendirilebilir”
Bu belirsizlik, idareye son derece geniş ve keyfî bir takdir yetkisi tanımakta; ormanda çadır kurma ve kamp yapmanın yanı sıra, piknik yapma, yürüme, koşma, kitap okuma, bisiklet sürme gibi ormanın doğal ve geleneksel kullanımına giren tüm faaliyetlerin de aynı gerekçeyle ücretlendirilmesinin önünü açmaktadır.
Bu durum, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine açıkça aykırıdır. Vatandaşın hangi faaliyetin hangi koşullarda ve neye dayanılarak ücretlendirmeye tabi tutulacağını önceden bilmesi gerekirken, belirsiz bir ‘faydalanma’ kavramı üzerinden her türlü faaliyetin ücretlendirilmesi ihtimali doğmaktadır.
Bu nedenle, böylesi ucu açık ve yoruma dayalı bir gerekçeyle ücret talep edilmesi kabul edilemez, keyfî ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Bu nedenle, mevcut uygulamanın askıya alınması; güncel, Anayasa’ya uygun, toplum yararını gözeten yeni bir Orman Yasası ve ilgili tüzükler hazırlanması gerekmektedir.
“Derneğimizi muaf tutacaklarını söylediler ancak mesele derneğimizle sınırlı değil”
12 Aralık Cuma günü, Orman Dairesi Müdürü’nden alınan randevu doğrultusunda kendilerini ziyaret ederek yaşanan süreci ve elde ettiğimiz hukuki bulguları paylaştık.
Müdür, derneğimizin çevreye duyarlı bir yapı olduğunu; bilgileri geç edindikleri için bu sorunun yaşandığını ifade etmiş ve derneğimizi bu uygulamadan muaf tutabileceklerini belirtmişlerdir.
Ancak biz, konunun yalnızca derneğimizle sınırlı olmadığını, toplumsal bir mesele olduğunu ve çözümün herkesi kapsaması gerektiğini vurguladık.
Bu noktada maalesef uzlaşı sağlanamamıştır. Bu nedenle, kamuoyunu bilgilendirme ve çözüm arayışımızı sürdürme kararı aldık.
Patika Doğa Sporları Derneği olarak, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı’nı derhal bu açık Anayasa ihlalini durdurmaya çağırıyor, ilgili kurum ve yetkililere her türlü yapıcı desteği sunmaya hazır olduğumuzu bildiriyoruz.
Ormanlar hepimizindir. Sağlıklı düzenlemelerle ormanlarımıza birlikte sahip çıkmalı, zarar verenlere karşı da toplumsal bir duruş sergilemeliyiz.
Bu kapsamda; çevre, haklar ve toplumsal konulara duyarlı tüm örgütleri (dernekler, gruplar, birlikler, sendikalar vb.) bizimle iletişime geçerek süreci birlikte yürütmeye ve toplum yararına bir sonuca ulaşmaya davet ediyoruz”




















