InstagramKıbrısManşetYaşam

Düşünce, İfade Özgürlüğü ve Ekmek…







Hayat pahalılığı ödeneğinin kesileceği açıklandığında nasıl ayağa kalktık ama… Sokaklara ne güzel çıktık değil mi?..

Meydanları doldurduk. Meclisi bastık haklı olarak, tıpkı 2000 yılında yaptığımız gibi…

Emeğimizi, paramızı elimizden alamazsınız” dedik hep bir ağızdan. “Direne direne kazanacağız, kurtulmak yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” dedik.

Ve işbirlikçi kukla hükümete geri adım attırdık, onurlu mücadelemizle.

Çünkü biliyorduk, emeğimize dokunulursa, yaşamımıza dokunulur diye. Biliyorduk ki, soframızdaki ekmek küçülürse, çocuklarımızın geleceği kararır. Sonuna kadar haklıydık.

Çünkü insan, alın terine uzanan eli hemen durdurmak ister haklı olarak. Cebindeki eksilmeyi anında fark eder. Açlığı beklemez, itiraz eder, ayağa kalkar. Ki öyle yaptık.

Ama sadece cebimize uzanan ele karşı değil, irademize uzanan ele karşı da aynı cesareti ve direnişi göstermek zorundayız.

Çünkü demokrasi de ekmek kadar hayatidir. Çünkü özgürlük de maaş kadar değerlidir. Çünkü düşünce ve ifade özgürlüğü sustuğunda, yarın senin sesin de susturulur. Ve emeğin, ekmeğin hakkını savunamayız. Ve ekmeğimiz azalır soframızdan.

Bugün düşünceyi cezalandırmak için yasalar hazırlanıyorsa… Bugün gazeteciler yazdıkları için mahkeme kapılarında süründürülmek için Mecliste yasalar geçiyorsa…

Bugün insanlar yolsuzluk, usulsüzlük yapanı, rüşvet alanı, sosyal medyada yazdı diye ya da düşüncesini söyledi diye hapis yatacaksa, bugün yolsuzluk hırsızlık yapan siyasi aktörler masumiyet karinesi arkasına saklanmaları için yasalar hazırlıyorsa bu düzen batsın.

Çünkü ekmeğimizi elimizden almaya hazırlıktır tüm bunlar.

Bugün senin iraden yerlerde sürünüyorsa… Ve maskaralık “kukla işbirlikçi hükümetçilik” oynanıyorsa… Tüm bunlar, bir halkın kendi geleceği üzerindeki söz hakkının ve sofrasındaki ekmeğin elinden alınmasıdır. Dikkat: Bu hak, bir alt-yönetim olan kap kaç düzeninde yıllardır elimizden alınıyor.

Ancak maşımıza dokunulduğunda gösterdiğimiz birlik ve öfkeyi, demokrasimize, irademize, özgürlüğümüze dokunulduğunda ne yazık ki gösteremiyoruz. Ancak unutmayalım ki, ekmeği koruyan özgürlüktür. Ve adaleti, eşitliği olmayan yerde refah olamaz.

Hukukun, adaletin, demokrasinin sustuğu yerde önce gazeteci yalnız kalır, sonra muhalif, sonra sıradan vatandaş…

Tıpkı Nazi Almayasında nasıl olmuşsa. Hatırlayalım, önce faşistler Yahudileri hedef aldılar, çoğu insan sustu. Sonra komünistleri, gazetecileri, muhalifleri aldılar, yine “bana dokunmuyor” dendi herkes sustu.

Ama sonunda susanları da almaya geldiklerinde ses verecek kimse kalmamıştı. Çünkü özgürlük, sadece kendi hakkımızı değil, başkasının, toplum olarak hakkımızı da savunabildiğimiz sürece vardır.
Tarih bize şunu öğretti, haksızlık karşısında sessizlik, baskının en büyük gücüdür.

Yaşar Ersoy















Başa dön tuşu