
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği, Gaziveren ve Lefke kıyılarının ve kamu arazilerinin, büyük yatırımcılara peşkeş çekilmek istendiğini, Lefke İmar Planı‘nın yıllardır yürürlüğe koyulmamasının bedelinin şimdi tüm bölge halkının ödediğini vurguladı. Dernek açıklamasında, sahillerin büyük sermayenin değil halkın olduğunu vurgulayarak, “Lefke ve köyleri satılık değildir ve ranta teslim olmayacaktır” dedi
Dernek: Gaziveren ve Lefke kıyılarının geleceği; “gelişim”, “yatırım” ve “turizm” adıyla tehdit altında
Yazılı açıklama yapan Dernek, yıllardır bölge halkı adına yaptıkları uyarıları bir kez daha kamuoyu ile paylaşma gereği duyduklarını belirterek, Gaziveren ve Lefke kıyılarında “gelişim”, “yatırım” ve “turizm” adı altında yürütülen politikaların, ne yazıkki planlı kalkınma anlayışından uzak, kamusal yararı göz ardı eden ve bölgenin geleceğini tehdit eden bir noktaya ulaştığını vurguladı.
Dernak açıklamasında, “Bugün yeniden gündeme getirilen hazine arazilerinin tahsisi ve kamusal alanların büyük şirketlere devredilmesine yönelik girişimler, yalnızca bir arazi meselesi değildir. Bu girişimler, Lefke’nin kimliğini, üretim kültürünü, sosyal yapısını ve doğal mirasını doğrudan ilgilendiren ciddi bir kamusal sorundur” denildi.
“Lefke İmar Planı’nın yürürlüğe konulmamasının bedelini tüm ilçe halkı ödüyor”
Yaklaşık dört yıldır rafta bekletilen Lefke Bölgesi İmar Planı’nın yürürlüğe konulmamasının bedelinin bugün tüm ilçe halkının ödediğine dikkat çekilen açıklamada, söz konusu olanın yalnızca Gaziveren olmadığı, Gaziveren’de başlayan ve giderek Bağlıköy, Yeşilyurt, Cengizköy ve Çamlıköy’e kadar yayılan yapılaşma baskısının, bölgenin doğal ve kültürel dokusunu tehdit ettiği vurgulandı.
Açıklamada, “Nüfus projeksiyonları, altyapı kapasitesi, su kaynakları, ulaşım ihtiyaçları, atık yönetimi ve sosyal donatı alanları dikkate alınmadan verilen izinler, bugün yeni ve daha büyük sorunlar yaratmaktadır.
Planlama yapılmadan büyüme olmaz; plansız büyüme ise kalkınma değil, çöküştür” denilerek, Lefke bölgesinin üretimden koparıldı, tarımsal karakterini kaybetmeye zorlandığı ve giderek spekülatif bir inşaat baskısı altına sokulduğu kaydedildi.
“Orkide Vadisi çevresinde artan baskılar, ekolojik gelecek açısından ciddi tehdit”
Açıklama şöyle devam etti;
“Tarımsal alanların, hazine arazilerinin ve kamusal kullanım alanlarının büyük ölçekli yatırım projelerine açılması; bölgenin demografik yapısını, ekonomik dengelerini ve sosyal dokusunu geri dönülmez biçimde değiştirecektir.
Özellikle verimli tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması ve dünyanın sayılı doğal zenginliklerinden biri olan Orkide Vadisi çevresinde artan baskılar, bölgenin ekolojik geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Doğal yaşam alanlarının ve biyolojik çeşitliliğin geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip edilmesine seyirci kalınamaz.
“Kamu arazileri büyük yatırımcılara verilmek isteniyor”
Son günlerde Gaziveren Muhtarı Sayın Zekiye Akarsular’ın da kamuoyuna açıkladığı üzere, geçmişte hayvancılık amacıyla kullanılan ve daha sonra farklı statülere dönüştürülen kamu arazilerinin büyük yatırımcılara verilmek istenmesi köy halkında ciddi bir rahatsızlık yaratmıştır.
Sayın Akarsular’ın da ifade ettiği gibi, bölgede yıllardır altyapısı tamamlanmayan kırsal kesim arsaları nedeniyle gençler göçe zorlanırken, kamu arazilerinin yatırım adı altında farklı ellere devredilmeye çalışılması kabul edilemez bir çelişkidir.
“Hangi araziler için başvuru yapıldı, hangi projeler planlanıyor”
Köy halkının ihtiyaçları görmezden gelinirken kamusal kaynakların sermayeye aktarılması toplumsal adalet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
İçişleri Bakanlığı ile Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı’nın bilgisi ve onayı dahilinde yürütüldüğü anlaşılan bu süreçlerin şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir.
Hangi araziler için başvuru yapılmıştır?
Hangi projeler planlanmaktadır?
Bölgenin altyapı kapasitesi bu projeleri karşılayabilecek durumda mıdır?
Çevresel etki değerlendirmeleri yapılmış mıdır?
Bu soruların hiçbirine tatmin edici yanıt verilmeden kamusal alanların özel şirketlere devredilmeye çalışılması kabul edilemez.
“Sahiller yatırımcıların değil, halkın ortak yaşam alanlarıdır”
Bakanlar Kurulu’nun ve hükümetin görevi belirli şirketlerin kârlarını artırmak ya da sermaye gruplarına yeni ayrıcalıklar yaratmak değildir.
Devlet yönetiminin asli sorumluluğu; ülkenin doğal kaynaklarını, kamusal alanlarını ve toplumsal geleceğini korumaktır.
Kamu arazileri yatırımcıların kâr hanesine yazılacak ticari metalar değil, toplumun ortak varlığı ve gelecek kuşakların hakkıdır.
Özellikle Gaziveren kıyılarında sahil koruma bandının ve kamusal erişim hakkının yok sayılması, kıyıların parça parça özelleştirilmesi anlamına gelmektedir. Kıyılar toplumundur. Sahiller yatırımcıların değil, halkın ortak yaşam alanlarıdır.
“Yeşilırmak’tan Bağlıköy’ye Yeşilyurt’a, Cengizköy’den Çamlıköy’e kadar…”
Bugün Gaziveren’de yaşananlar yalnızca bir köyün meselesi değildir; Yeşilırmak’tan Bağlıköy’ye Yeşilyurt’a, Cengizköy’den Çamlıköy’e kadar tüm Lefke bölgesinin geleceğini ilgilendiren bir kent hakkı ve çevre mücadelesidir.
Çarpık ve kontrolsüz yapılaşmanın sonuçlarını bugün ülkemizin farklı bölgelerinde açıkça görmekteyiz. İskele bölgesinde yaşanan yoğun yapılaşma, altyapı yetersizlikleri, trafik sorunları, çevresel baskılar ve sosyal dengesizlikler bunun en güncel örneklerinden biridir.
Benzer şekilde geçmiş yıllarda Tatlısu ve Esentepe bölgelerinde yaşanan kontrolsüz inşaat furyası, ekonomik dalgalanmalar sonrasında yarım kalan projeler ve atıl yapılar bırakmıştır.
“Lefke Bölgesi İmar Planı derhal yürürlüğe konulmalıdır”
Bu deneyimler bize göstermektedir ki plansız ve kontrolsüz büyüme sürdürülebilir değildir. Yapılaşma kısa vadeli rant beklentileriyle değil; gerçek ihtiyaçlar, çevresel taşıma kapasitesi ve uzun vadeli kamu yararı doğrultusunda planlanmalıdır.
Bizler Lefke’nin betonlaşarak değil; üretimle, tarımla, ekolojik turizmle, kültürel mirasıyla ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleriyle gelişmesini savunuyoruz. Bölgenin geleceği kapalı kapılar ardında alınacak kararlarla değil, bilimsel planlama, katılımcı demokrasi ve kamusal yarar ilkeleri doğrultusunda şekillenmelidir.
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği olarak bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:
• Lefke Bölgesi İmar Planı derhal yürürlüğe konulmalıdır.
• Hazine arazilerine ilişkin tahsis ve devir süreçleri kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde yürütülmelidir.
• Kıyı koruma kuralları ve sahil koruma bandı tavizsiz uygulanmalıdır.
• Tarımsal alanların ve doğal yaşam alanlarının yapılaşmaya açılmasına son verilmelidir.
• Orkide Vadisi ve bölgenin ekolojik zenginlikleri etkin biçimde korunmalıdır.
• Yerel halkın görüşü alınmadan bölgenin geleceğini etkileyecek kararlar üretilmemelidir.
• Yapılaşma politikaları bilimsel veriler, altyapı kapasitesi ve gerçek ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden değerlendirilmelidir.
Lefke’nin geleceği birkaç şirketin yatırım planlarına değil, bu topraklarda yaşayan insanların ortak iradesine emanet edilmelidir. Çünkü Lefke ve köyleri satılık değildir ve ranta teslim olmayacaktır”


















