
Yeşil Barış Hareketi (YBH), Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş Kelle‘nin, yangın helikopteri konuşlandırılması ve yangınla ilgili önlemler konusunda Meclis‘te yaptığı konuşmaları hayretle izlediklerini söyleyerek, yangın personellerinin 1 Mayıs itibariyle görev yerlerinde olması gerekirken, hala personel alımı sürecinde olunduğunu belirtti. YBH ayrıca, yangın helikopterinin de aynı tarihte ülkemizde konuşlandırılmış olması gerektiğini belirterek, bunların yanında; yol kenarlarındaki kuru otların, cam atıkların ve çöplerin de risk oluşturmaya devam ettiğini vurguladı
YBH: “Sayın Bakan acaba hangi ülkenin bakanı olarak konuşuyor?” demeden edemedik
Yazılı açıklama yapan YBH, Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş’un Cumhuriyet Meclisi’nde yaptığı son konuşmayı hayretle dinlediklerini, “Sayın Bakan acaba hangi ülkenin bakanı olarak konuşuyor?” sorusunu sormadan edemediklerini belirterek, çünkü Bakanın anlattığı tablo ile vatandaşın gördüğünün, sahada çalışanların yaşadığının ve kendilerinin yaptıkları gözlemlerin arasında ciddi bir uçurum olduğunu söyledi.
YBH açıklamasında, “Muhalefetin gündeme getirdiği sorunlara yanıt vermek yerine her şeyin eksiksiz yapıldığını iddia etmek, gerçekleri değiştirmemektedir. Sayın Bakan, yangın ekiplerinin eksiksiz şekilde görevinin başında olduğunu söyledi. Oysa sahadan aldığımız bilgiler ve yaptığımız gözlemler bunun doğru olmadığını göstermektedir” dedi.
“Personel alımlarının 1 Nisan’da tamamlanması ve ekiplerin 1 Mayıs itibarıyla sahada hazır olması gerekiyordu”
YBH açıklamasında şunlar kaydedildi;
“Halen göreve başlamayan, fiilen görev yapmayan veya görev yerlerinde bulunmayan personeller olduğu yönünde ciddi tespitler vardır.
Daha da önemlisi, yangın sezonuna hazırlık amacıyla yapılan personel alımlarının 1 Nisan’da tamamlanması ve ekiplerin 1 Mayıs itibarıyla sahada hazır olması gerekirken, eksikliklerin geçtiğimiz haftalara kadar sürdüğü bilinmektedir. Yangın sezonu başlamışken personel tamamlamaya çalışmak hazırlık değil, hazırlıksızlığın itirafıdır.
Personel alımlarında liyakat ve bölgesel ihtiyaçlar yerine partizan anlayışın öne çıktığı yönünde yaygın bir kanaat oluşmuştur.
“Yangınla mücadele masa başından değil, araziyi tanıyan ekiplerle yürütülür”
Birçok bölgede o bölgeyi bilen, araziyi tanıyan, yıllardır yangınla mücadelede görev alan kişiler yerine başka bölgelerden yapılan görevlendirmeler tercih edilmiştir. Yangınla mücadele masa başından değil, araziyi tanıyan ekiplerle yürütülür.
Sayın Bakan’ın anlattığı gibi tüm ekiplerin hazır ve vardiya sisteminin eksiksiz çalıştığı iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır. Bazı bölgelerde şoför eksikliği devam etmektedir.
Vardiya sistemleri olması gerektiği gibi işlememektedir. Yangın ekiplerinin 24 saat kesintisiz hazır olduğu yönündeki açıklamalar ancak sahaya hiç çıkmayanları ikna edebilir.
“Yangın helikopteri konusunda yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz; ‘gelecek, hazır olacak'”
Yangın helikopteri konusunda ise yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz. Her yıl benzer açıklamalar yapılıyor; ‘gelecek’, ‘hazır olacak”, “görüşmeler sürüyor’ deniliyor. Ancak yangın sezonunun en riskli dönemine girmiş olmamıza rağmen bugün itibarıyla ülkede konuşlanmış bir yangın helikopteri bulunmamaktadır.
Daha da önemlisi, Sayın Bakan aylar öncesinden Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın yangın müdahalesinde kullanılan hava araçlarının bu yıl farklı görevlerde kullanılacağını ve yangınlara tahsis edilemeyeceğini biliyordu.
Bu durum yeni ortaya çıkmış bir gelişme değildir. Tam tersine, gerekli hazırlıkların çok önceden yapılmasını gerektiren bilinen bir gerçekti.
“Yapılması gereken yangın helikopterinin aylar öncesinden ülkeye getirilmesini sağlamaktı”
Bu nedenle yapılması gereken, son dakikada açıklamalar yapmak değil, yangın helikopterinin aylar öncesinden ülkeye getirilmesini ve tüm yaz boyunca hazır şekilde konuşlandırılmasını sağlamaktı.
Bu konuda yalnızca bizim değil, yıllardır ormancılık alanında görev yapmış uzmanların, eski Orman Dairesi yöneticilerinin ve Orman Mühendisleri Odası’nın da çok net uyarıları bulunmaktadır.
Çünkü yangın helikopterinin ülkede konuşlanmış olması ile ihtiyaç halinde Türkiye’den çağrılması arasında hayati bir fark vardır. Ülkede hazır bekleyen bir helikopter, en küçük duman veya yangın belirtisinde havalanarak ilk müdahaleyi yapabilir.
Ancak Türkiye’den gelecek bir helikopter için önce yangının büyüklüğünün teyit edilmesi, gerekli prosedürlerin tamamlanması ve hava aracının ülkeye ulaşması gerekmektedir.
Bu süreç, yangınla mücadelede en kritik dönem olan ilk yarım saat içinde ciddi zaman kayıplarına neden olmaktadır. Orman yangınlarında ilk müdahalenin dakikalarla ölçüldüğü düşünüldüğünde, bu gecikmelerin yaratacağı sonuçlar ortadadır.
Bu nedenle bugün hâlâ helikopter konusundaki belirsizliğin devam etmesi kabul edilebilir değildir. Yangınlarla mücadelede en önemli unsur yangın çıktıktan sonra müdahale etmek değil, yangının çıkmasını önlemektir.
“Yol kenarlarında biriken kuru otlar, sigara izmaritleri, cam atıklar ve çöpler yangın riski yaratmaya devam ediyor”
Peki bu konuda durum nedir?
Birçok bölgede yangın emniyet şeritleri hâlâ tamamlanmamıştır. Elektrik Kurumu, Karayolları Dairesi, Orman Dairesi ve yerel yönetimler arasında gerekli koordinasyon sağlanamamıştır.
Elektrik direklerinin çevresindeki kuru otlar ve yanıcı materyaller birçok noktada temizlenmemiştir. Nitekim geçtiğimiz günlerde Taşkent Doğa Parkı’nı tehdit eden yangında ilk tespitler, yangının elektrik direği çevresindeki kuru otlardan kaynaklandığını göstermektedir. Yol kenarlarında biriken kuru otlar, sigara izmaritleri, cam atıklar ve çöpler ise her gün yeni bir yangın riski yaratmaya devam etmektedir.
Göreve geldiği günden bu yana ağaçlandırma ve fidan üretimi konusunda ortaya koyduğu performans son derece zayıftır. Hatta bu dönemin, fidan üretimi ve fidan dikimi konusunda herhangi bir ihale yapılmadan tamamlanan ilk bakanlık dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçmesi şaşırtıcı olmayacaktır.
Kantara yangınının ardından geçen süreye rağmen yeniden ağaçlandırma konusunda beklenen adımlar atılmamıştır.
Üretilen fidanların dikiminde dahi Orman Dairesi’nin doğrudan yürüttüğü kapsamlı bir program ortaya konulamamış, çeşitli kurumların desteğine ihtiyaç duyulmuştur.
Ülkemizin ormanları, biyolojik çeşitliliği ve doğal varlıkları çok daha ciddi, planlı ve kararlı bir yönetimi hak etmektedir. Bizler siyasi polemik yaratmak peşinde değiliz.
Biz, her yaz biraz daha büyüyen yangın risklerinin karşısında ülkemizin gerçekten hazır olup olmadığını, devletin neden yeteri kadar duyarlı davrandığını sorguluyoruz. Çünkü orman yangınları bakanın gerçek dışı açıklamalarıyla ne durdurulabilir, ne de söndürülebilir!…
Orman yangınları ancak; planlama, liyakat, koordinasyon, personel, ekipman ve zamanında alınan önlemlerle önlenebilir. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey hamaset değil, gerçeklerle yüzleşmek ve eksikleri gidermektir. Ülkemizin ormanları, doğal yaşamı ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuz bunu gerektirmektedir”




















